22 yaşında geçimini sağlayacak bir iş yapmak isteyen Topçu, amcası ve babasından tahta çatal, kaşık ve kevgir yapımını öğrendi. O günden sonra evinin alt katındaki küçük atölyesinde yarı teknoloji ve yarı el aletleri kullanarak tahta çatal, kaşık kevgir ve spatula gibi aletler üretmeye başladı.
Bir de baş Nerede kaldı terbiye Bana gel biraz Kiraz vakti geçti Yarın bayram, Bir kaşık ayran Size de yeter,
Oayran budalası gibi ağzını kapayamayan erkek arkadaşının yanında daha bir normal duruyosun ama böyle normal insanların yanında kabul etmiyorum. Yallah sen de eve, ağlayarak abur cubur ye. Bak rol arkadaşına. Hiç yakışmasa da bir iyi niyet göstermiş, gitmiş Chanel'den elbise almış.
2 su bardağı yoğurt. 2 litre soğuk su. 3 yemek kaşığı tereyağı. 1 yemek kaşığı nane. Tuz. Not: yoğurt+2lt su yerine 1lt ayran + 1 lt su kullanabilirsiniz. Bu durumda ayranı ve suyu eklemeden önce diğer malzemeleri karıştırın. Su hariç tüm malzemeleri bir tencerede karıştırın. Devamlı karıştırarak suyu ekleyin.
Oğlumla güzel bir bayram kutlaması hayal ediyordum ama gide gide Migros'a gidebildik. En azından amacımız iyiydi. Oyuncak ve kırtasiyelerdeki indirimden yararlanmak istedik. Gerçi pek birşey kalmamış, olanlar genelde talan olmuştu ama Ayaz'ın bu aralar çok keyif aldığı ahşap yapbozlardan iki tane alabildim.
Yıllardıryazmış olduğum, bir kısmı değişik yerlerde yayınlanmış, deneme, hikaye türü yazılarımla çekmiş olduğum fotoğraflarımı ve yaptığım röportajları yayınlıyorum. Eleştirilerinizi bekliyorum. R.Erkan SEZGİN. İLETİŞİM: rerkansezgin@hotmail.com.
1puW. İkinci kitap da Umur-ı Mülkiye Nazırı Pertev Paşa’nın torunu Abdülaziz Bey’in Osmanlı Ádet, Merasim ve Tabirleri’ adlı kitabıdır. Tarih Vakfı Yurt Yayınları’nın bastığı bu kıymetli eserin yazarı da 1850-1918 tarihleri arasında Bey’in rahat okunan kitabında ramazanda, bayramda neler yapılırdı, ne yenirdi, nasıl hazırlıklar yapılırdı vesaire bulabilirsiniz.***Haddim değil, fakat Ben bunları Ali Rıza Bey ve Abdülaziz Bey’den okuyup mutlu oluyorum. Belki 100 yıl sonra da talihsiz bir araştırmacı bu yazıya ulaşır ve 2005 senesinde bayram nasıl kutlanırdı okumak ister’ diyerek küçük notlar çıkardımBayram zamanı geldi mi, halk otomobillere, otobüslere, uçaklara doluşur kendini yola vururdu. Meydanı boş bulmuş hatırat yazarı gibi abartmak istemem fakat feribot kuyrukları kilometrelerle ölçülür hale gelir, Bolu Dağı’nın yolları bile uzatmayı göze alanlar, atalarımızın fethedemedikleri Paris, Miami, Seyşel Adaları gibi yerlere onbinler şeklinde akardı... Memleket sınırları içinde kalan Bodrum, Antalya gibi tatil yörelerinde de ayrı eğlencelere katılırdı. Bu eğlencelerde ünlü şarkıcılar da programı kuvvetlendirirdi. İbrahim Tatlıses gecede 60 milyar, Of Of Gülşen Böyle deniyor, bir de Of Aman Nalan vardı 40 milyar, Serdar Ortaç Yandım Allah Serdar da denir bazı yörelerde 50 milyar TL alarak şarkı söylerdi. Ne eğlenilirdi ama!..Belediye köprülerden bedava geçilebileceğini duyurduğundan, halk Avrupa’ya geçelim... Şimdi Asya’ya geçelim... Haydi yine Avrupa’ya geçelim... Sıkıldım Asya’ya dönelim...’ gibi bir alternatif bayram eğlencesi icat mahallelerinde toplandıktan sonra Taksim, Kadıköy, Bakırköy gibi merkezi ilçelere koşar, 5’li 10’lu gruplar halinde eğlenirdi. Kızlara laf atmak, hatta mıncıklamak şeklinde gerçekleşen bu eğlenceler çok şenlikli olurdu...Televizyonlar da eğlenceyi artırmak için coştukça coşardı... Sabah Yıldızı’, Öğle Vakti Peykleri’, İkindiye Doğru Azanlar’ gibi programlarla renklenen bayram tatili, dönem dönem narkozla ancak dayanılacak hale gelirdi. Ama olsun eğlenilirdi işte...Cihangir, Etiler, Maçka gibi Avrupa efekti verilmiş semtlerde yaşanan alternatif eğlence yöntemleri de vardı. Bayram sabahı kapıya gelen davulcuyu esir alıp Bir ay donk donk her gece uyandırdın; ver bakayım şu tokmağı da kafana iki üç kez vurayım’ tarzı, Davulcunun marizine kaymak’ olarak anılan şenliklerdi bunlar.. Bu tarz eğlenceler, davulcunun yancısı zurnacının kahveye doğru hareketlenip Koşun Hünnap Ağbi’yi dövüyorlar Akmerkez’in Papermoon tarafında’ demesiyle büyür, zaman zaman bütün mahallenin katıldığı bir cümbüşe dönerdi.***Bütün bunlar hikaye tabii. Hepinize borcu sıfırlanmış kredi kartları ve mutlu, sağlıklı bayramlar dilerim. Büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin gözlerinden öperim.
Bayram ayın kaçı? Ramazan bayramı 2019 hangi gün? Bayramın ilk günü ne zaman? soruları Mübarek Ramazan ayının 3 günlük Bayramı yaklaşırken Müslümanlar tarafından merak ediliyor. Peki Bayram ayın kaçı? Ramazan bayramı 2019 hangi gün? Bayramın ilk günü ne zaman? İşte merak edilen soruların cevabı haberimizde...BAYRAM AYIN KAÇI? RAMAZAN BAYRAMI 2019 HANGİ GÜN? BAYRAMIN İLK GÜNÜ NE ZAMAN?Ramazan ayının son günlerine gelinmesi ile beraber, Ramazan Bayramı'na kavuşmanın sevinci tüm yurtta başladı. Bayrama kısa zaman kala, vatandaşlar da 'Bayram hangi gün?' 'Ramazan Bayramı ayın kaçında?' sorusuna Diyanet'in yayımladığı bilgiler doğrultusunda cevap arıyor. İşte, 2019 Ramazan Bayramı tarihi ve Ramazan bayramı tatil günleri...BAYRAM NE ZAMAN BAŞLIYOR?Bayram tatilinin ilk gününü ve toplamda kaç gün süreceğini öğrenmek isteyen vatandaşlar, internet üzerinden detaylara odaklandı. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yayımladığı dini takvime göre Ramazan Bayramı'nın arefe günü 3 Haziran Pazartesi gününe denk gelecek. 4-5-6 Haziran tarihleri ise Ramazan Bayramı olarak idrak kararına göre ise Ramazan Bayramı tatili dolayısıyla kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanlar, 3 Haziran 2019 Pazartesi günü yarım gün ve 7 Haziran 2019 Cuma günü tam gün idari izinli sektör çalışanları ise dilerlerse, -şayet hafta sonu çalışma zorunlulukları yoksa- 3 Haziran Pazartesi günü yarım gün ve 7 Haziran Cuma günü köprü izin alarak tatillerini 9 güne çıkarılmasına imkan BAYRAMI NE ZAMAN KUTLANACAK?Diyanet'ten yayınlanan takvime göre Ramazan Bayramı, 4 Haziran Salı gününe denk geliyor. Bu gelişmelere göre uzun bir tatil dönemi sizleri bekleyebilir. Cuma günü de resmi tatil olarak kabul edilmesi durumunda yaklaşık 1 haftalık bir tatil söz konusu olacak. İlerleyen dönemlerde bu konu netlik kazanacakRAMAZAN BAYRAMI 1. GÜNÜ 4 HAZİRAN SALIRAMAZAN BAYRAMI 2. GÜNÜ 5 HAZİRAN ÇARŞAMBARAMAZAN BAYRAMI 3. GÜNÜ 6 HAZİRAN PERŞEMBEBAYRAM TATİLİ 9 GÜN OLDUAçıklamada yer alan, Cumhurbaşkanlığı tarafından tüm kamu kurum ve kuruluşlarına Ramazan Bayramı tatiline ilişkin gönderilen idari izin yazısında şu ifadelere yer verildi“Ramazan Bayramı tatili 3 Haziran 2019 Pazartesi günü saat başlayıp 6 Haziran 2019 Perşembe günü sona erecektir. Kurum yöneticileri tarafından gerekli tedbirlerin alınarak hizmetlerin aksatılmaması, zorunlu hizmetlerin yürütülmesi için asgari seviyede personel bulundurulması kaydıyla; kamu kurum ve kuruluşlarındaki bütün çalışanların 3 Haziran 2019 Pazartesi günü yarım gün ve 7 Haziran 2019 Cuma günü tam gün idari izinli sayılmaları Sayın Cumhurbaşkanımızca uygun görülmüştür. İdari izin süresince görevli olanlara herhangi bir fazla ödemede bulunulmayacak ancak kullanmadıkları idari izinleri, idarenin uygun gördüğü zamanlarda kullandırılabilecektir.”RAMAZAN BAYRAMI MESAJLARI* Bir Ramazan Bayramı daha geldi. Bu bayramın öncelikle milletimize, İslam alemine ve de insanlığa hayırlar getirmesini Yüce Allah'tan diliyoruz. Kardeşliğin doğduğu, sevgilerin birleştiği, belki durgun, belki yorgun, yine de mutlu, yine de umutlu, yine de sevgi dolu nice bayramlara..* Kalpler vardır sevgiyi paylaşmak için, insanlar vardır yalnız kalmamak için, bayramlar vardır dostluğu paylaşmak için... Ramazan Bayramınız kutlu olsun.* Her şeye kadir olan Yüce Allah, bizleri, doğru yoldan ve sevdiklerimizden ayırmasın! Hayırlı ve bereketli Ramazan Bayramları dileğiyle.* Damağınızı, ruhunuzu ve çevrenizi tadlandıran, gerçekten güzel ve bereketli bir bayram dileriz.* Gecenin güzel yüzü yüreğine dokunsun, kabuslar senden uzakta, melekler başucunda olsun, güneş öyle bir geceye doğsun ki duaların kabul, Ramazan Bayramın mübarek olsun...* Varlığı ebedi olan, merhamet sahibi, adaletli Yüce Allah kendisine dua edenleri geri çevirmez. Dualarınızın Rabbin yüce katına iletilmesine vesile olan Bayramınız mübarek olsun.* Bir avuç dua, bir kucak sevgi, sıcak bir mesaj kapatır mesafeleri, birleştirir gönülleri, bir sıcak gülümseme, bir ufak hediye daha da yaklaştırır bizi birbirimize. Kalbiniz nur, eviniz huzur dolsun. Bayramınız bereketli olsun!* Gecenin güzel yüzü yüreğine dokunsun, kabuslar senden uzakta melekler başucunda olsun, güneş öyle bir geceye doğsun ki, duaların kabul ve Ramazan Bayramın mübarek olsun!* Bayramlar o kadar büyülüdür ki, gelişi bütün bir yıl beklenir ve gidişindeki keder de ancak böyle bir ikinci geliş ümidiyle hafifler; tasa iken sevinç olur, hüzün iken beklenen bir neşeye dönüşür. Ramazan Bayramınızın da böyle bir neşeyle gelmesi ve tüm ailenizi sevince boğup evinize bereket getirmesi dileğimizle. İyi bayramlar!* Benim ömrümde ırmaklar vardır sularında hayallerimi yüzdürdüğüm, benim ömrümde sevdiklerim vardır bayramlar ayrı geçince üzüldüğüm. Bayramın mübarek olsun.* Bin damla serilsin yüreğine, bin mutluluk dolsun gönlüne, bütün hayallerin gerçek olsun, duaların kabul olsun bu bayramda... Ramazan Bayramın mübarek olsun!* Varlığı ebedi olan, merhamet sahibi, adaletli Yüce Allah kendisine dua edenleri geri çevirmez. Dualarınızın Rabbin yüce katına iletilmesine vesile olan Ramazan Bayramınız mübarek olsun.* Mübarek Ramazan Bayramı tüm ulusumuza kutlu olsun. Allah tüm inananlara nice huzurlu, bereketli bayramlar nasip etsin. Ramazan Bayramınızın da böyle bir neşeyle gelmesi ve tüm ailenizi sevince boğup evinize bereket getirmesi dileğimizle. İyi bayramlar!RAMAZAN BAYRAMINDA NASIL BESLENİLMELİ?Ramazan ayında günlük öğün sayısının azalması ve beslenme düzeninde meydana gelen değişiklikler nedeniyle ve Ramazan Bayramı’nda öğün sayısının artması ve daha fazla yemek yeme istediğinden ötürü kişiler bazı sindirim sistemi rahatsızlıkları ile olarak bayramda ikram edilen şeker, çikolata, hamur işleri baklava, börek vb. gibi gıdalar kan şekerini hızla yükselten ve enerji içeriği yüksek gıdalardır. Bu gıdaları bayramda birdenbire sık tüketmek sindirim sistemi problemlerine ve kan şekerinin hızlı yükselmesine sebep olarak çeşitli rahatsızlıklara yol açabilir. Bu nedenle bayram ziyaretlerinde sunulan ikramlara dikkat edilmeli, aşırıya kaçılmamalı, yeterli ve dengeli beslenme ilkeleri ve Bayram Sonrası Sağlıklı Beslenme ÖnerileriBayram süresince de yeterli ve dengeli beslenmek için, sağlıklı beslenme tabağında yer alan beş temel besin grubunda bulunan besinlerden yeterli miktarlarda besin grupları;Süt ve süt ürünleri grubuEt-yumurta-kurubaklagiller ile yağlı tohumlar grubuSebzeler grubuMeyveler grubuEkmek ve tahıllar ayının sonlanması ile tüketilecek yiyeceklerin miktarı aniden arttırılmamalıdır. Öğün araları en az 2 en fazla 4-5 saat olacak şekilde düzenlemelidir. Buna göre öğün sayısı 3 olarak planlanabilir. Gerektiğinde ara öğünlerde taze meyveler ya da az şekerli hoşaf/kompostolar, ayran, kefir gibi içecekler beslenme düzenine sabahı hafif bir kahvaltı ile güne başlanmalıdır. Kahvaltıda kızartma, kavurma yöntemleriyle pişirilmiş besinler yenmemelidir. Bayram ziyaretlerinde geleneksel olarak tatlı ikramı olacağından kahvaltıda şeker, bal vb. tatlı besinlerin bulundurulmaması yararlı olacaktır. Domates, salatalık, maydanoz, taze biber vb. çiğ sebzeler bolca tüketilmeli, az tuzlu peynir tercih edilmelidir. Haşlanmış yumurta tercih edilmelidir. Sucuk, salam, sosis vb. yağlı besinlerden, börek vb. hamur işi gıdalardan sakınılmalıdır. Ekmek olarak tam tahıl ekmeklerinin tercih edilmesi kan şekerini kontrol altında tutar ve tokluk hissi iyi çiğnenmeli, yemekler hızlı Bayramı süresince mide ve bağırsak rahatsızlıkları yaşanmaması için fazla şeker ve şekerli gıdaların tatlılar, çikolata vb. tüketimine dikkat edilmeli, çevrenin ısrarcı tutumlarından ve aşırı yeme eğiliminden mümkün olduğunca uzak Sağlık Örgütü, 2003 yılında yayınladığı tavsiye raporunda; gıdaların doğal yapısında bulunan şeker dışında gıdaya üretim aşamasında eklenen şekerler ile yapılan tatlılar ve çay şekerinden alınan günlük enerji miktarının % 10’unu geçmemesi tavsiye edilmektedir. Bunun anlamı günde ortalama 2000 kalori ihtiyacımızın sadece 200 kalorisinin şekerli gıdalardan alınabileceğidir.
İlkbahar bir bayram, bir uyanış, bir mucize, bir çılgınlık, olamayacak gibi duran bir şeyin oluşu, ilkbahar şu, ilkbahar bu... Kuş, papatya, gelincik, çayır, çimen, ağaç, çiçek, mimoza, zakkum, su sesi, hindiba, Çingene, kuzu... Klasik ilkbaharların içinde hepsinin, hatta sülüğün bile yeri vardır. unuttuklarım da çoktur a, en mühimi nisan, mayıs güneşi. Yaşı kırkı aşmış bir adamın mevsimler içinde ilkbaharı biraz üzüntüyle duymamasına imkan yoktur. Eski çılgınlıklar nerede? Nerede o, birdenbire bir genç kız elinden, bir genç kız rüzgarından sararma, o yürek çarpıntısı? Şu ömrü mevsimlere benzetenler iyi etmişler doğrusu. Herkesin bir ilkbaharı, bir yazı, güzü, kışı oluyor işte. İnsanın ilkbaharı, öteki hayvanlara bakarsak geç başlıyor. Bir at bir yaşında, hadi hadi iki yaşında ilkbaharındadır. Bir kuzu altı ayda koç olur. Ama insanoğlu ilkbaharını yirmisinden önce pek idrak edemez. Yirmiden evvel idrak edilen ilkbahar, bir yalancı ilkbahardır. Diğer Sait Faik Abasıyanık Sözleri ve Alıntıları İlkbahar bir bayram, bir uyanış, bir mucize, bir çılgınlık, olamayacak gibi duran bir şeyin oluşu, ilkbahar şu, ilkbahar bu... Kuş, papatya, gelincik, çayır, çimen, ağaç, çiçek, mimoza, zakkum, su sesi, hindiba, Çingene, kuzu... Klasik ilkbaharların içinde hepsinin, hatta sülüğün bile yeri vardır. unuttuklarım da çoktur a, en mühimi nisan, mayıs güneşi. Yaşı kırkı aşmış bir adamın mevsimler içinde ilkbaharı biraz üzüntüyle duymamasına imkan yoktur. Eski çılgınlıklar nerede? Nerede o, birdenbire bir genç kız elinden, bir genç kız rüzgarından sararma, o yürek çarpıntısı? Şu ömrü mevsimlere benzetenler iyi etmişler doğrusu. Herkesin bir ilkbaharı, bir yazı, güzü, kışı oluyor işte. İnsanın ilkbaharı, öteki hayvanlara bakarsak geç başlıyor. Bir at bir yaşında, hadi hadi iki yaşında ilkbaharındadır. Bir kuzu altı ayda koç olur. Ama insanoğlu ilkbaharını yirmisinden önce pek idrak edemez. Yirmiden evvel idrak edilen ilkbahar, bir yalancı ilkbahardır. ... Yarın ayran bile içemezsin. O, bardağı on kuruşa olan ayran. Yani bir kaşık yoğurtla bir bardak suyu karıştırıp da on kuruşa satan adamın namussuz olduğunu bile bile elinden içtiğin enayicesine bütün şehir insanlarının gözü önünde yapılan hırsızlığı, dolandırıcılığı bile bile... Değiştir mesleğini be! Dur ayrancının önünde sabahları. Yap bir güğüm ayran evde. Koy o herifin önüne kaldırıma. İki kuruştan ayran sat, sat da herif gözünü oysun. Seni parayla fukaralar tutup dövdürsün. Daha olmazsa öldürtsün. Kestane sat bir çıkmaz sokağın başında. çürüklerini ayır ayır, sokağa at yine üç yüzden okut. Korkma ziyan etmezsin. Ama başına bela musallat olurmuş; aldırma, koru kendini. Seni tanıyan kimse senden kestane almazmış; senin gözünün önünde, giderler çürüklerini inadına başkasından alırlar da senden almazlarmış. Varsın almasınlar. Bütün şehirle dost değilsin a! Sen başla bir defa işe, Bir haftaya kalmaz, şapkası delik, gözleri uçuk, rüzgara karşı içi yünsüz bir adamcağıza çürüklerini, pişmemişlerini dayayacaksın. Bunu yapacaksın. Yapmazsan hayatından, kestanecilikten hiçbir şey anlamayacaksın. Manav çırağını, bakkal oğlunu, tüccar katibini, gazeteci yazarını böyle yetiştiriyor. Bu şehir böyleyken, bu böyle sürüp gidecek.
Yarın bayram. Eskiler, "Bugün bayram, bir kaşık ayran sana da yeter bana da." diye hoş bir tekerleme söylerlerdi. Azla yetinip toplumca yan gelip yatmanın değil, çalışıp çabalayarak edindiğimiz az ya da çok neyimiz varsa kardeşçe, barış içinde paylaşmanın önerildiği bir tekerleme. 1789 Fransız Devrimi'nin simgeleşen "özgürlük, eşitlik, kardeşlik" ilkelerini çağrıştırıyor. Aslında, dinsel bayramları karşılarken bizden yaşlı kalem erbaplarına öykünüp 'geçmişe özlem' yazısı yazmayalım, herkesin herkese bol keseden ! sunduğu basmakalıp öğütleri vermeyelim, düşüncesiyle oturuyoruz bilgisayarın başına; içimizdeki, 'fakirin ekmeği umut' kırıntıları bile olsa paylaşalım, diye. Biraz Sait Faik romantizmi ve eliaçıklığıyla... Söz gelimi, onun "Öyle Bir Hikâye"sindeki gibi Hidayet bekçilerden kaçarken yazar onu 'ceketinin dış cebine' gizler ya! Böylece de sabah yediği simidin burcu burcu susam kokusunu Hidayet'le paylaşır. Simavna Kadısı Oğlu Şeyh Bedrettin'in, 'yârin yanağından başka her şeyi paylaşma' ülküsüyle koşut bir düşlem hayal!.. 'HOŞGÖRÜ'NÜN YERİNE... Sait Faik'i dün 11 Mayıs, 67'nci ölüm yıldönümünde saygı ve rahmetle andık. Çok değerli öğretmenlerimizden yazar Tahir Alangu 1915 - 1973, Sait Faik'in cenaze törenine katılanların hemen hepsinin, -onun aynı zamanda öykü kahramanları olan- yoksul halk kesimlerinden dostları olduğunu söylerdi. Geçenlerde ilk kez bir akademisyen / politikacıdan işittiğimiz şu sözü, yine Sait Faik'le özdeşleştirdik - Bize asıl gerekli olan şey, karşılıklı 'hoşgörü' değil, 'eş görü'... Sözün sahibi, aynı zamanda CHP Genel Başkan Yardımcısı olduğunu öğrendiğimiz Prof. Dr. Yüksel Taşkın. Genç bilim insanı, ülkemizdeki gerginliklerin giderilmesi için "hoşgörü"nün niçin yeterli olmayacağını da açıkladı - Çünkü, 'hoşgörü'de bir tepeden bakma hâli söz konusudur. Bir hastalığı sağaltmanın ilk adımı, ona doğru tanı koymak. Prof. Dr. Taşkın'ın tanısı bizce de doğru. Ülkemizde, özellikle erk sahipleri, türlü alanlarda yapmak istedikleri köktenci radikal değişikliklere doğrudan taraf olanlarca bile itiraz edilmesine bırakın 'eş görü'yü, 'hoşgörü'yle bakmıyorlar. Dediğim dedikçi 'büyükleri' eleştirmek yerine taklit edenler de hiç eksik olmayınca sürekli bir hırgür hâli, muhalif sesleri gittikçe daha sert biçimde susturmaya çalışma dönemleri yaşıyoruz. Namık Kemal, "Bârika-i hakikat, müsademe-i efkârdan doğar." demiş. Gerçeğin şimşeği, 'düşüncelerin' çarpışmasından doğar, anlamında. Tabii ki herhangi bir konuda 'sabit fikir, bağnazca saplantı' değil, 'özgür düşünceler' arasındaki 'çarpışmadan'... KUVVEDEN FİİLE... Yine, eskilerden kalma bir deyim "Kuvveden fiile geçmek çıkmak..." Günümüz Türkçesiyle Düşüncelerimizi, inançlarımızı ya da niyetlerimizi uygulamaya koymak. Söz gelimi, sürekli 'din vurgusu' ile iç içe / yüz yüze bir toplumuz. Ve İslam'ın beş şartından biri de 'zekât vermek'. Ama, 'dinibütün' geçinen hangi varsılımız 'kuvveden fiile geçip' zekâtını malının kırkta birini yoksula veriyor? Haydi, onu da geçtik... * Şu anda Türkiye'deki üç milyon hanenin elektriği kesik. Bunun anlamı En az 12 milyon yurttaşımız, bayrama karanlıkta giriyor. Yoksul ailelerinin çok çocuklu olduğunu düşünürsek belki de 20 milyon... Anayasamızdaki tanımlamasıyla "sosyal devlet" ? asgari ücretten aldığı gibi, hepimizin temel tüketim kalemi elektrikten de yüzde 18 gibi çok yüksek bir oranda vergi KDV alıyor. Yoksulluğu tavan yaptığından faturasını ödeyemeyen 20 milyon kişiyi, karanlığa mahkûm ediyor. * Çiftçilerimizin ise aynı "sosyal devlet"ten milyarlarca lira destek alacağı var, alamıyor. O yüzden de banka ya da tarım kredi kooperatiflerine olan yüksek faizli borçlarını ödeyemiyor; tarlasına, traktörüne haciz konuluyor. Böylece çiftçi, hayvan besicisi, tarımsal üretimden koparılırken pandemi koşullarında gıda maddesi dışalımımız sürekli artıyor. * Öte yandan kamu ihaleleri almakta 'dünya birincisi' olan malum Türk müteahhidin, son on yılda tam 30 yazıyla otuz kez vergi borcunun silindiğini, eski Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, bir soru önergesi üzerine Meclis'te açıklamıştı. Silinen toplam miktar ise 'ticarî sır'! Biz, "Bugün bayram, bir kaşık ayran sana da yeter bana da." derken ayranı önümüzden, yayığıyla birlikte alıp götüren; elimize vurulup lokmamızın alınmasına karşı çıkma bilincine sahip bulunmadığımızdan pek emin "Bana sevdanın otoyolları, İkizdere'nin dereleri, çayları, ormanları, sana simit kokuları..." GÜÇLÜYÜZ, AŞARIZ İnanın; bütün bunların üstesinden, toplu 'eş görü'yle gelebiliriz. Yeter ki ataları binlerce yıllık devlet deneyimine sahip bir ulus olarak 'çağdaş demokrasi' çarklarını işletebilelim. Bu ülkeye 'adanmışlık' duygusuyla bağlı çok sayıdaki bilim insanımızın / kanaat önderimizin söylediklerini can kulağıyla dinleyelim. Seçip Meclis'e gönderdiğimiz milletvekilleri, siyasal parti liderleri, üst düzey devlet yetkilileri, bizim hizmetlerinde olduğumuz kişiler değil; bize hizmet etmek için o makamlarda oturuyorlar. Ve toplumumuzun hemen bütün kesimlerinde egemen olan 'derin umutsuzluk' bize hiç yakışmıyor. Ayrandan, yayıktan söz etmişken... Benzetmede hata olmaz. İki fare, süt güğümüne düşmüş. Farelerden biri kurtulmak için birkaç dakikalık çabalamanın ardından umutsuzluğa kapılıp kendini bırakmış. Ve güğümün dibini boylayıp boğulmuş. Diğeri ise kurtulmak için öylesine çabalamış ki sütün üzerinde bir tereyağı topağı oluşmuş. Ve fare, topağın üzerine çıkarak kurtulmuş. Biz de dolu güğüme düşmüş olabiliriz ama geçmişteki acı deneyimlerimizden ders alarak artık birbirimize düşmeyelim. Buruk, ezik, mutsuz olarak değil, 'eş görü' içinde coşkuyla kutlayacağımız nice bayramlara! DİL YANLIŞLARIMIZ 'Doğru Türkçe' konusunda duyarlı olduğunu düşündüğümüz bir tv sunucusu, başarılı tartışma izlenceleri hazırlayıp sunuyor. 9 Mayıs 2021 geceki izlenceye konuk ettiği profesörün sözleri, ekrana şu başlıkla KJ yazıldı "Ekonomi iyileştiği taktirde erken seçim bekliyorum." Eskimiş Arapça "taktir"in anlamı "damıtma; imbikten geçirme, damla damla akıtma". Ekrana atılan başlıkta kastedilen ise bilindiği gibi yine Arapça kökenli olup ikinci hecesi 'd' harfiyle başlayan "takdir; beğenme, değer verme." Akademisyen kimliği de olan sunucunun, dakikalarca ekranda kalan yanlış başlığı düzeltmesini boş yere bekledik. GRAM GRAM 'EPİGRAM' Ekmek kırıntılarını Alıcı kuşlar yemiş Olsa da masalda Hansel'le Gretel'in... Boş hayal değil bize Çocuk ağzında şeker Bayramlarına dönüş.
Bayramlarda hep böyle söylerdi babam Bugün bayram, bir kaşık ayran, bana da yeter, size de yeter. Ne demekti bu? Ayran da nereden çıkıyordu? Yoksa eskiden bayramlarda ayran mı içiliyordu? Eğer öyleyse biz neden ayransız bayram yapıyorduk? Ve bir kaşık ayran bir kişiye bile yetmeyecek kadar azken, birkaç kişiye nasıl yeterdi? Bu sözün anlamını hiç düşünmeden babama katılır, onunla birlikte biz de tekrarlardık Bugün bayram, bir kaşık ayran…” Mustafa Hakkı Kurt’un samimi ve sıcacık anlatımıyla Bizim Evin Halleri, okurlarını kalabalık bir ailenin sevgi ve neşe dolu günlerine davet ediyor!
bir kaşık ayran bana kaldı bayram