Kaplumbağa Terbiyecisi’nin 1906 ve 1907 olmak üzere iki farklı versiyonu vardır. İki versiyon arasındaki temel fark, 1906 versiyonunda 5, 1907 versiyonunda 6 kaplumbağa olmasıdır. Osman Hamdi Bey’in bu tablosu, özellikle ilham kaynağına dair net bilgilerin olmadığı dönemde, geri kalmış bir toplumu çağdaşlaştırmaya
Kaplumbağa Terbiyecisi, Osman Hamdi Bey’in 1906’nın 1 Mayıs günü Paris Grand Palais’de açılan, Fransız Sanatçılar Derneği’nin(Société des Artistes Français) düzenlediği Salon sergisinde Fransızca adı “L’homme aux Tortues” (Kaplumbağalı Adam), sergiye ait katalogların birindeyse ingilizce adı kısaca “Tortoises” (Kaplumbağalar) olarak verilen eseridir.
İstanbul Hanımefendisi tablosu ne anlatıyor? Uzmanlara göre, Osman Hamdi Bey’in “İstanbul Hanımefendisi” adlı eseri, özellikle Türk resim sanatında tam boy olarak bir kişinin resmedilmesinin ilk örneklerinden biri olması nedeniyle önemlidir. 1881 yılında yapılan bu resimde altın sarısı bir atlas kumaşının önünde
Çiğdem Simavi’nin sahibi olduğu Osman Hamdi’nin İlluminati tablosu Koç ailesinde mi? Tablo, Osman Hamdi Bey imzalı ve 1901 yılında yapılmış. Türkiye’de hiçbir zaman sergilenmeyen tabloyu kimileri “Mihrap”, kimileri “Tekvin (Yaradılış)” diye adlandırıyor. Rahmi Koç’un eski eşi ve merhum Mustafa Koç’un annesi Çiğdem Simavi’nin bir dönem sahibesi
Osman Hamdi Bey'in "Kur'an Okuyan Kız" eseri Londra'da yapılan müzayede 6 milyon 315 bin sterline (yaklaşık 44 milyon 12 bin lira) alıcı buldu. SANAT > Osman Hamdi Bey'in tablosu
OsmanHamdi Silah Taciri tablosu, Tarih: 1908, Boyut: 175 x 130 cm, Yer: Ankara Resim ve Heykel Müzesi. Osman Hamdi Bey Gezintide Kadınlar tablosu, Tarih: 1887
KKsPfv6. Batılı anlayışla figürlü resmin ilk temsilcisi, müzeci, arkeolog ve Osmanlı aydını Osman Hamdi Bey’in 1880 yılında yaptığı Kur’an Okuyan Kız tablosu milyon sterline alıcı buldu. Londra’daki Bonham müzayedesinde 26 Eylül’de gerçekleştirilen açık arttırmayla Osman Hamdi Bey’in 1880 yılında yaptığı Kur’an Okuyan Kız tablosu milyon sterline satıldı. Belirlenen satış fiyatından 10 katı fazla miktarla rekor fiyata satılan Kur’an Okuyan Kız tablosu Türkiye’nin en pahalı tablosu olurken, ünlü arkeolog ve ressamın Kaplumbağa Terbiyecisi’ tablosu 5 milyon TL’ye Yeşil Cami Önü’ tablosu ise 13 milyon 509 bin TL’ye satılmıştı. Yüzyıl Sanatı Başkanı Charles O’Brien, "Osman Hamdi Bey resimlerinin en iyilerinden birisiydi. İhalenin o kadar güçlü olmasına ve sanatçı için yeni bir dünya rekoru olmasına şaşırmadım" "19. Yüzyıl Avrupa, Victoria Dönemi ve İngiliz Empresyonist Sanatı" müzayedesinde satılan eserde, rahledeki Kur’an-ı Kerim’in önünde diz çökmüş genç bir kadın resmediliyor. Tuval üzerine yağlıboya olan 41,1X51 santimetre ebadındaki eserin, sanat tarihçileri tarafından Osman Hamdi Bey’in kendine özgü tarzının belirgin özelliklerini taşıdığı belirtiliyor. Genç kadının giysisinin detayları ve bulunduğu ortamın renkli ve İslami tasarımlarla dolu oluşu, ünlü ressamın "imzası" şeklinde nitelendiriliyor. Osmanlı Devleti’nin son dönemi Türk resim sanatının başlangıç yıllarına rastgelen bir devirde yaşamış olan Osman Hamdi Bey resim alanında adından söz ettiren ender sanatçılardan biridir. Onun eşsiz bir sanatçı olması sadece resim alanına yapmış olduğu katkılardan dolayı değil çok yönlü bir sanatçı olmasından kaynaklanıyor. Türk resmine figürlü kompozisyonu ve kadın figürünü getiren biri olarak Hamdi Bey’in portreleri Batılı anlamdaki Oryantalist anlayışına yeni bir bakış açısı getirir. Osmanlı kadınının Osman Hamdi’nin birçok resminin konusunu oluşturması, Osmanlı resminde bir yenilik olarak kabul edilir.
Önemli bir devlet adamı, ressam, arkeolog, müzeci, okul kurucusu ve entelektüel kimlikleriyle tanıdığımız Osman Hamdi Bey’in tablolarını sizler için derledik. 30 Aralık 1842’de İstanbul’da doğan Osman Hamdi Bey, önemli bir devlet adamı, ressam, arkeolog, müzeci, okul kurucusu ve entelektüel. Fransa’dan Légion d’honneur, birinci dereceden Mecidi ve Osmanî nişanlarıyla, Avrupa ve Amerika’daki üniversitelerden fahri doktorluk unvanlarıyla, pek çok madalya ve ödül sahibidir. Mimozalı Kadın 1906 – Eşi Fransız Marie, daha sonraki ismiyle Naile Hanım 1883 yılında kuruculuğunu üstlendiği Sanayi-i Nefise Mektebi’nin müdürlüğünü yapar. 1891 yılında ilk Türk müze binası olan İstanbul Arkeoloji Müzesi’ni açıp, Anadolu’nun her yerinden eserlerin İstanbul’daki müzeye gönderilmesini sağlar. İşte bütün bu işler sırasında bir yandan da muhteşem tablolar resmeder. Okuyan Genç Emir 1878 Osman Hamdi Bey sanat yaşamı boyunca figürlü kompozisyonlar, portre ve peyzaj türünde resimler yapmıştır. Bu yapıt türlerini farklı üsluplarda boyamıştır. Yapıtlarında Osmanlı yaşantısına, Türk insanına ve Türk sanatına yer vermiştir. Resimlerindeki konuları titiz, ayrıntıcı bir işçiliğe, gözleme ve belgeye dayalı bir yaklaşımla ele almıştır. Bunları, gerçekçi bir resim diliyle ortaya koyarak Doğu yaşamını, kültürünü ve etnografyasını resimleriyle belgelemeye ve onlara sahip çıkmaya çalışmıştır. Kendinden emin, okuyan, tartışan, içinde bulunduğu çevrenin yaratıcısı figür tiplemeleriyle Türk insanını yüceltmiştir. Bu, onu Avrupalı oryantalistlerden ayıran en önemli noktadır. Kur’an Okuyan Kız 1880 Bu yapıtta mimarinin ön planda tutulduğu, kadının konu edildiği bir betimleme ile karşı karşıyayız. Osman Hamdi Bey’in erken tarihli çalışmalarından olan Kur’an Okuyan Kız adlı tablosunda ön düzlemde üzerinde Kur’an bulunan bir rahlenin önünde, şık giysiler içinde okumakta olan bir kadın figürü tasvir edilmiştir. Arka düzlemde ise çini kaplı duvar ve demir şebekeli, arkasından doğa kesiti görünen pencere yer almaktadır. Figürün giysisi, rahlenin örtüsü, rahle, buhurdanlık ve geometrik desenli demir şebeke Türk-İslam mimarisinin ve Osmanlı yaşam biçiminin belgeleridir. Haremde 1880 Bu tabloda mekanın ayrıntıları ve giysilerin sergilenmesiyle konu önemli görülmektedir. Çini kaplı bir duvar önünde biri tabure üstüne oturmuş seyirciye bakan, diğeri ayakta, ikisi ise yerde oturmakta olan giyimli dört kadın figürü betimlenmiştir. Duvarın sol tarafında asılı olan, 19. yüzyıl tasvir sanatı özellikleri taşıyan bir duvar halısı, yerde seramik ibrik ve leğen ile pirinç bir su tası ve tablonun sağ tarafında, duvarda asılı peştamaller dikkati çeken unsurlardır. Mekan ön plandadır ve figürlere baskındır. Bütün bu unsurlar Türk sanatının ve günlük yaşamının belgelenmesine yöneliktir. Bununla birlikte, Osman Hamdi Bey, daima tek eşli bir yaşam sürmüş bir kişi olarak bu yapıtında Osmanlı kültüründeki harem geleneğini eleştiriyor olabilir. Ab-ı Hayat Çeşmesi 1904 Bu tabloda kompozisyonun merkezinde, ayakta kitap okuyan erkek figürü bir Osmanlı yapısının iç mekânında tasvir edilmiştir. Resimde sol üst köşede yarısı görünen hat levha, yerdeki halı ve maşrapa, figürün dayandığı ayaklı bir sehpa üzerindeki sedef kakmalı dolap, figürün giysileri ve mimarinin ayrıntıları belgeci bir yaklaşımla, gerçekçi bir üslupla resmedilmiştir. Tablodaki figür Osman Hamdi Bey’in kendisidir. Sanatçı resimlerindeki birçok erkek figüründe kendisini model olarak kullanmıştır. Osman Hamdi Bey’in bu fotoğrafları çektirirken giydiği ya da modellerine giydirdiği giysiler kendi yaşadığı dönemden önce giyilen Türk giysileriydi ve Arap giysilerinden kimi aksesuarlar taşıyordu. Fotoğrafın yardımcı malzeme olarak kullanılması eserlerde gerçeği yakalamada yardımcı oluyordu. Bu keskin gerçekçilik Osman Hamdi Bey’in Türk kültürünü belgeleme ve ona sahip çıkma isteğini ortaya koyuyordu. Cami Kapısı Önünde Konuşan Hocalar Cami Kapısı Önünde Konuşan Hocalar eseri tarihsizdir. Osman Hamdi Bey bitmediğini düşündüğü yapıtları imzalamazdı. Bir yapının dış cephesi önünde tartışmakta olan üç erkek figürü resmin konusunu oluşturmaktadır. Burada görülen yapı, Karaman Hatuniye Medresesi’nin kışlık dershanesidir. Resimde görülen kapı kanadı ve tepede asılı kandil ise başka yerlerden gelen ve bugün Türk İslam Eserleri Müzesi’nde bulunan eserlerdir. Ön düzlemde, sağda sol elinde kitap, sağ elini karşısındaki figürlere doğru yukarıya kaldırmış sarıklı bir figür, onun karşısında biri profilden verilmiş oturan, diğeri yüzü seyirciye dönük iki figür yer almaktadır. Osman Hamdi Bey’in figürleri teatral pozlarda resmedilmiş, dimdik duran, kendinden emin insanları betimleyen figürlerdir. Osmanlı insanının aydın, kendinden emin, onurlu imgesini belleklere yerleştirmek amacıyla figürleri bu şekilde resmettiği söylenir. Şehzade Türbesinde Derviş 1908 Resimde türbenin iç mekanı belli bir açıdan görülmektedir. Ön düzlemde iki sanduka ve onların gerisinde türbe kapısının önünde sağ eli göğsünde, sol eli yukarıya doğru kalkmış geleneksel giysiler içinde bir erkek figürü betimlenmiştir. Yapıt, Türk sanatından bir kesit sunan mekanı, zengin giysili anıtsal figürü ile Osman Hamdi Bey’in oryantalist çalışmalarından biridir. Kahve Ocağı 1879 Resimde, camın önünde sedirde oturmuş çubuk içmekte olan bir erkek figürü ve erkek figürünün önünde, ona kahve servisi yapan bir kadın figürü, geleneksel Türk evinin çini ocaklı odasında tasvir edilmiştir. Sedirin yan kısmı, halılar, çiniler ve mekanın ayrıntıları tüm gerçekliğiyle, natüralist üslupta boyanmıştır. Mekanı, figürleri ve konusuyla tam anlamıyla oryantalist bir çalışmadır. İstanbul Hanımefendisi 1881 Osman Hamdi Bey’in figürlü kompozisyonlarındaki çevre seçiminin ve figür üslubunun ortak bir kimlik taşıması söz konusudur. Sanatçı bu oryantalist eserlerinde anıtsal figürleriyle Osmanlı kültürünü temsil eden objeleriyle ve mekanlarıyla Türk kültürünü belgeleme ve ona sahip çıkma isteğindedir. Tablolarda, tüm resimsel unsurlarla yaratılan zenginlik, zarafet ve ihtişam göze çarpar. Cami Önü 1882 Osman Hamdi Bey’in Mekteb-i Sanayi-i Nefise-i Şahane’yi, bugünkü adıyla Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ni kurduğu yıl olan 1882’de tamamladığı eser. Cami Önü adlı eserinde Osmanlı mimarisinin ince işçiliği ve süslemelerdeki detaycılığını tuvale yerleştirdiği 16 insan figürü ile zenginleştiren Osman Hamdi Bey, eski Osmanlı günlük yaşamının ruhunu etkileyici bir kompozisyonla anlatmış. Bursa Yeşil Cami’nin Taç kapısını ve önünü tasvir etmiştir. Benzer eserlerinde olduğu gibi bu tuvalde de Osman Hamdi Bey caminin önüne gerçekte bulunmayan basamakları ustalıkla koyarak figürlerine hareketli bir sahne oluşturmuştur. Mihrap 1901 Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü Profesörü Edhem Eldem şöyle diyor “Osman Hamdi Bey’in 1901 tarihli bu tablosunda, belirgin bir şekilde kadın ile İslam veya genel anlamda din arasında bir çatışmaya atıfta bulunduğunu ve bu çatışmada kadından veya kadının özgürleşmesinden yana bir tavır sergilediğini belirtir. Ancak yine de Mihrap’ta özgürleşmeye bir mani olarak algılanarak simgesel olarak da olsa yere atılan ve ayaklar altına alınan dini içerikli kitapların bir hocanın elinde ya da bir rahle üzerinde yer alması gerektiği konusuna dikkati çeker. Kompozisyonun sol yanında yer alan tek şamdan ve devasa mum ise, Freudian cinsel yorumları akla getirmekte, önde yer alan buhurdandan yayılan dumanlar ise, uhrevi dünyanın karşı kutbunu oluşturmaktadır. Kompozisyon hangi açıdan okunursa okunsun, Mihrap onun halen en çok tartışılan ve en çok yoruma açık olan resimlerinden biridir.” Resimdeki kadının ressamın eşi Naile Hanım’ın gençlik hali olduğu iddia edilir. Kimine göre ise ressam, evde çalışan bir Ermeni kızı model edinmiştir. Cami Önünde Arzuhalci Osman Hamdi Bey uzun yıllar ressam olarak önemi anlaşılmamış bir sanatçı. Ressam yönünü öne çıkaran ilk eser, Sanatta Batı’ya Açılış ve Osman Hamdi 1971. Mustafa Cezar’ın kaleme aldığı kitaptan sonra daha çok ressam kimliğiyle ele alınıyor. İşte bu kitapla beraber Osman Hamdi Bey’in resimleri üzerine yazılan yayınlar artıyor. Kitlelerce tanınması ise ressam yönünün öne çıkmasıyla birlikte gerçekleşiyor. Vazo Yerleştiren Kız 1883 1959 yılı. Şişli’de bir köşkte, resme meraklı, Saim Birkök adında bir armatör yaşıyordu. Hiç evlenmemişti. Askerlik arkadaşının kendi adını verdiği oğlunu evlat edindi. İsviçre’de okuttu. Bütün servetini ve sahip olduğu tersaneyi ona bırakmayı düşünüyordu. Ancak Balat’taki tersanede çıkan bir tartışmada manevi oğlunu öldürdü. Sultanahmet Cezaevi’nde yatmaktaydı. Özel izinle köşküne girilince işte o Osman Hamdi Bey’in herkesin bildiği muhteşem resmi gün yüzüne çıktı Kaplumbağa Terbiyecisi. Kaplumbağa Terbiyecisi 1906 Gezintide Kadınlar 1887 Osman Hamdi Bey’in Gezintide Kadınlar adlı tablosu, Avrupa’da oldukça fazla görülen örneklerinin neredeyse bir tekrarı. Kadınlar adeta ressama poz verir gibi ve çok daha neşelidir. Gezintide Kadınlar’da yer alan kadınların kostümü, baş kısımları hariç, neredeyse Paris’te ve Londra’da da aynıdır. Paris’i çok iyi bildiği için Osman Hamdi’nin kadınlara bu kıyafetleri uygun görmesi şaşırtıcı değil. Belli bir renk uyumu yansıtacak şekilde dizilen kadınların kostümlerin hemen hemen aynı. Kırmızı, yeşil, açık sarı, mor ve siyah şemsiyeler on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısının en gözde aksesuarlarıdır. Kadınlardan en sağdaki iki kadınla, solda bulunan beşli kadınlardan siyah ve mavi kostümlü kadının duruşu biraz karikatürü andırır. Huzur 1904 Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim görevlisi ve aynı zamanda Osman Hamdi’nin akrabası olan Prof. Dr. Edhem Eldem şöyle diyor “Osman Hamdi Bey sadece ressam olarak değil, başta Sanayi-i Nefise Mektebi’nin kurulmasıyla sanatın muhtelif dallarının kurumsallaşması konusundaki çalışmalarıyla Osmanlı modernleşme ve Batılılaşma sürecinin merkezinde yer almış bir şahsiyettir. Tabloları ise Batı’ya dönük konumunu çok net bir şekilde ortaya koymakta. Oryantalist tarzda yapılmış olan ve esasen ülke dışındaki bir seyirci kitlesini hedefleyen bu eserler, ressamın ne derecede Batı merkezli bir modernlik ve estetik anlayışa sahip olduğunu açık bir şekilde göstermektedir. Dolayısıyla bu tabloların bugün gördüğü büyük ilgi, ilginç birer sanat eseri olmanın ötesinde belirli bir tarihi sürecin parçası olması açısından da değerlendirilmelidir.” Leylak Toplayan Kız 1881 Kaynak Sanat Tarihçisi, Osman Hamdi Bey’in Gözüyle Doğu
Bursa'nın 4 ilçesinde 'Muharrem İnce' ilgisi 013900 Balın dozunu kaçıran boz ayının sağlık durumu iyi... Bakanlık boz ayıya isim arıyor Diyarbakır Kayapınar'da Eğitim Akademisi yeni döneme hazır Sakarya'dan tarımsal eğitime tarihi imza Bursa Mudanya'da 41 arıcı sertifikalandı Kütahya 'Zafer Meydanı'na kavuşacak Elazığ TSO'dan TOBB'a 'mesleki' 5 dosya Bursa'nın 4 ilçesinde 'Muharrem İnce' ilgisi Balın dozunu kaçıran boz ayının sağlık durumu iyi... Bakanlık boz ayıya isim arıyor Diyarbakır Kayapınar'da Eğitim Akademisi yeni döneme hazır Sakarya'dan tarımsal eğitime tarihi imza Bursa Mudanya'da 41 arıcı sertifikalandı Kütahya 'Zafer Meydanı'na kavuşacak Elazığ TSO'dan TOBB'a 'mesleki' 5 dosya Bakan Özer Örnek kitapçıklar Eylül'de yayımlanacak Osmaniye 2025'te hızlı trene kavuşacak Bursa'da arkeoloji meraklıları 'Arkeofest'te buluşacak Balıkçılık OSB Malatya'ya değer katacak Gaziantep'te 'GastroAntep' istişaresi Diyarbakır'da domates hasadı Diyarbakır Bismil'de 'elektrik' can aldı! Bingöl'de 10 tarlaya kenevir operasyonu Genel 144013 0 Osman Hamdi Bey’in 1880 yılında yaptığı Kur’an Okuyan Kız tablosu milyon sterline alıcı buldu. Londra’daki Bonham müzayedesinde 26 Eylül’de gerçekleştirilen açık arttırmayla Osman Hamdi Bey’in 1880 yılında yaptığı Kur’an Okuyan Kız tablosu milyon sterline satıldı. Belirlenen satış fiyatından 10 katı fazla miktarla rekor fiyata satılan Kur’an Okuyan Kız tablosu Türkiye’nin en pahalı tablosu olurken, ünlü arkeolog ve ressamın Kaplumbağa Terbiyecisi’ tablosu 5 milyon TL’ye Yeşil Cami Önü’ tablosu ise 13 milyon 509 bin TL’ye satılmıştı. Yüzyıl Sanatı Başkanı Charles O’Brien, “Osman Hamdi Bey resimlerinin en iyilerinden birisiydi. İhalenin o kadar güçlü olmasına ve sanatçı için yeni bir dünya rekoru olmasına şaşırmadım” dedi. Osman Hamdi Bey’in 1880 Yılında Yaptığı Kur'an Okuyan Kız Tablosu Milyon Sterline Alıcı Buldu.
twitter'da gördüğüm sonra da gerçek olduğunu öğrenip dumura uğradım yapılmıştır. esas adı yaradılış olan tablodur. görsel basında genelde alt kısmı kitapların olduğu bölüm kesilmiş şekilde sansürlenerek verilir. resimdeki kadın, yere atılmış kuran veya dini kitapların önünde dimdik durur. dinin kadının özgürlüğünü engellediği vurgusu yazık ki tablo kayıptır. demirbank'ın tasfiyesi sırasında iç edilmiş olma ihtimali yüksektir. çok çok etkileyici bir eser. ama yerdeki kitapların kutsal kitaplar hatta aralarında kuran olduğunu nereden biliyoruz? bilgi içerdiği için tüm kitaplar bir bakıma kutsaldır aslında ancak yerdekiler "kutsal"lıkla, din ile ya da kuran'la en ufak alakası olmayan osmanlıca eserler olamaz mı? arapça veya osmanlıca bilmediğim, bilsem de internetteki fotoğraflardan yazılar tam anlamı ile seçilemediğinden dolayı kitapların dini olup olmadığı hakkında bir saptama yapamayacağım için fakat gördüğü her arapça yazıyı kuran sanarak öpüp başına koyan zırcahillerin varlığını da bildiğim için ben bu kitapların dini kitaplar olduğuna inanmıyorum. olsaydı da fark etmez gerçi, çünkü kutsal kitaplar söz konusu olunca mühim olan kitabın varlığı ya da nerede muhafaza ettiğin değil içindeki mesajdır. senin o kitaba verdiğin değer, kitabı belden yukarıda tutman ve bunu öğütlemen ile değil içindekileri ne kadar anladığın ve anlamak için ne kadar çabaladığın ile ölçülür. bkz sanki din adamlarının kıblesini şaşırdığını anlatmaya çalışmış kadın, şerefi mal, dini para olan bir devrin tablosu gibi geldi bana. yerdeki kitaplardan en az birinin kuran olduğu düşünülüyor. boğaziçi üniversitesi tarih bölümü öğretim üyesi prof. edhem eldem'in osman hamdi bey ve mihrap tablosu üzerine yapılmış röportajından "tezhibinden, şeklinden, besmele’yi hafif görmemizden ötürü bunların en azından birinin kuran olduğunu söyleyebiliyoruz. beni çok şaşırtan kitap, zerdüşt dininin kitabı zend-i avesta. tespit edemediğim kitap, üzerinde sakamuni olan. o da bir budizm kitabı. dolayısıyla belli ki osman hamdi bir şekilde bütün bu doğu dinlerini bir kadının ayakları altında resmetmek istemiş."edhem eldem ile osman hamdi bey ve kayıp tablosu mihrab üzerine yapılmış ilk ve tek röportaj herkes direniş mireniş demiş belkide bkz amı olanın imanı olmaz bunu demek istemiş olabilir. hammâmîzade ismâil dede efendi, klasik türk müziğine uzak duran padişah abdülmecid’in batı müziğine olan düşkünlüğü karşısındaki ezikliğini, yine bir gülnihâl’ bestesi bile kurtaramamıştır. o abdülmecid ki, babası sultan ıı. mahmud’un başlattığı batılı ıslahat hareketlerini hayata geçirmekle arif bey’e gelince… çok ilginçtir, piyano konçertoları bestelemiş olan, sarayın kapılarını batılı opera ve tiyatro sanatçılarına açan, batılı yazarların kitaplarına iltifat eden abdülhamid’in teveccühüne mazhar olmasını bırakın bir yana, hapis cezası bile türklerin batı düşüncesi ve kültürüne bulaşması fatih’in istanbul’u alışıyla başlamıştır. fatih’in, islam’da resmin yasak olduğu taassubunun katı olduğu bir zamanda bellini’yi çağırarak tıpkısı’ resmini yaptırması batı kültürüne atılan ilk ciddi adım olmuştur. ancak, ol rivayet odur ki ölümünden sonra tahta geçen oğlu ıı. beyazıd sofuluğu yüzünden resimleri dağıttığı için fatih’in ünlü portresi şimdi yaban ellerdedir. londra national gallery .yani diyeceğim fatih’in batı kültürüne adımını attığı o tarihten sonra en çok 19 yy padişahları ıv. mustafa , ıı mahmud , abdülmecid , abdülaziz , v. murad, ıı. abdülhamid gibi padişahlar saraylarının yüzünü ağırlıklı olarak batı kültürüne çevirmişlerdir. gerek azınlık olsun, gerek levanten ve ecnebi sanatçılar olsun hiç birine karşı ilgilerini esirgememişlerdir. batı müziğine ve batı edebiyatına ilgi duymuşlar, batılı anlamda pozitif bilime ve fenne dayalı kurum ve kuruluşlar açmaya çalışmışlardır. haliyle sarayın etkisinde kalan osmanlı aristokrasisi de batılı kültürüne kayıtsız osman hamdi bey onlardan biridir. bir vezir oğlu olarak böyle bir ortamda büyüyen osman hamdi bey 15 yaşında iken eğitim almak üzere fransa’ya gönderilmiş ve orada tam 12 yıl kalmış. her iki eşini de fransızlardan hamdi bey, hem osmanlı aydını olması hem de fransa’da eğitim görmesi, iki eşinin fransız ve altı çocuğundan beşinin kız olması gibi nedenlerle osmanlı kadınlarına karşı duyarsız kalamamıştır. resimlerini oryantalist çizgilerle ama batılı mesaj verme kaygısıyla hamdi bey’in yapmış olduğu bu resimlerden, osmanlı kadınlarının batılı hemcinslerinin düzeyine erişmeleri için sosyal ve dini baskılardan uzak tutulması gerektiğine inandığı anlaşılmaktadır. kadınların kapalı bir toplum içinde yaşamayı hak etmeyecek kadar masumiyet içinde olduklarını anlatmaya çalışmış. örneğin, kuran okuyan kız 1880 resminde bir rahle önünde oturan bir kızın, dışa açık geniş bir pencere yanında saçlarının önü çok açık olarak kuran okurken resmetmiştir. türbe ziyaretinde iki genç kız ı ve türbe ziyaretinde iki genç kız ıı 1890 resimlerindeki kızların başları da aynı şekilde açıktır. çarşaflanan kadınlar 1880 resminde de dışarıya çıkmaya hazırlanan bir kız çarşafa bürünmeden önce son defa aynaya bakmaktadır. bu haliyle sanki aynada gördüğü modern suretini örtmeye kıyamamaktadır. diğer resimlerde de benzer mesajları içerir. “gezintide kadınlar 1887” “ cami kapısındaki kadınlar” gibi resimlerindeki kadınlar ise dışarı adım atmış olan kadınlardır. bu kadınların üzerinde çarşafı andırır bir giysi göremezsiniz. üzerlerindeki elbiseler feraceler ve yaşmaklar capcanlı, sıcak renkli kumaşlardan yapılmıştır. ancak, hiçbiri mihrap adlı resim kadar çarpıcı değildir. osman hamdi bey’in bu resmini baskıcı ve dindar olarak bilinen abdülhamid zamanında yapmış ve sergilemiş olması bazılarını şaşırtabilir. ama, abdülhamid’in kültür olarak asrileşmiş bir padişah olduğunu bilenler için bu pek de şaşırtıcı olmasa osman hamdi bey mihrap adlı resmini 1901 yılında 210×108 ölçülerinde bir camii içini göstermektedir. üzerinde devre göre oldukça açık sayılan bir elbise bulunan başı açık bir kadın, arkasını kuran yazısı ile çevrelenmiş olan mihraba dönmüş olarak, büyük bir rahle üzerinde dimdik oturmaktadır. bakışlarında bir özgüven ve kararlılık okunur. ayaklarının çevresinde ise öylesine atılı vaziyette kuran ve kuran sayfaları bulunmaktadır. resmin hemen önünde yer alan buhurdandan dumanların yayılması resme mistik bir hava vermektedir. mihrabın yanında ise dev bir mum durmaktadır… acaba bu mum neyi temsil etmektedir? dini mi, osmanlıyı mı?..osman hamdi bey bu mihrap adlı eseriyle; kadını dinin taassubundan, yani tüm doğmalardan ve onu kapalı mekanlara tutsak eden geleneksel ahlak anlayışından kurtarmak gerektiğini vurgulamak istemektedir bana göre. ama kimileri bu resimle osman hamdi bey’in, “kadının her şeyin üstünde olduğunu” gösterdiğini öne sürmüştür. nitekim prof. dr. nihat boydaş, hatsa fidan’ la olan söyleşisinde diyanet aylık dergisi sayı 153 şöyle demiş“son yıllarda, özellikle başlayarak kadının sanattaki yeri araştırılıyor. öyle biliyorum ki sonlarına doğru, batı karşısında kadın hakları veya kadına verilen değer konusunda kendini ezik hisseden türk kadınları, masaya oturup, kitap açıp, eline kalem almışlar ve resim çektirmişler. biz de okur yazarız! böyle bir hava esmiş. herhalde bu eziklikten dolayı olacak ki, osman hamdi bey de mihrabın önünde rahle üzerinde oturan bir kadın resmi yapmış. tabi o dönemin insanları bunu garip karşılamışlar. tarihini iyi hatırlamıyorum, bizde bir medrese-üniversite açıldığı zaman devrin önemli bilim adamlarından birisine açılış konuşması yaptırmışlar. medresenin açılışında, konuşma sırasında konuşmacı, hocalık mesleğinin peygamberlik sanatı gibi önemli olduğunu söylemiş. tabii sarıklı ulema saldırmış “peygamberlik sanat değildir, o vehbidir allah tarafından verilir. sen buna nasıl sanat dersin?” o gün kapatmışlar, kapıya kilidi vurmuşlar. aynı kişinin çok üzüldüğünü belirten bir şiiri var. şöyle diyor cehalet mültezem, kesbi kemal cünhamız bizim. yarabbi! cürmü tahsili ilimden tövbeler olsun.’ aynı şeyi bu fakire sorarsan, bazen ben de öyle diyorum. islâm’ın kadına bakışını ayrıca söylüyorum. araplarda kadın bir mal gibi alınıp satılırken, o günün şartlarında peygamber çıkıp “cennet anaların ayaklarının altındadır” diyor. benim kültürümün temelinde bu var. osmanlı kültüründe ise hakanla karısı yan yana oturuyordu. osman hamdi bey’in tablosu bir çıkıştır. osman hamdi bey onu öyle koyarak kadının bizde ne kadar kutsal olduğunu anlatmak istemiştir…”osman hamdi bey’i’, “müslümanlığı az benimseyip rum bilincini koruyan bir kişi” olarak niteleyen sezer tansuğ’a göre ise avrupa’da hiç bir oryantalist ressam cami mihrabı önündeki rahleye model ermeni kızını oturtup, ayaklarının altına kuran-ı kerim sayfalarını yayacak kadar ileri gidememiştir…” sezer tansuğ’un bu öfkesine karşılık osman hamdi bey’in torunu cenan sarc ise, resimdeki kadının hamile olarak çizildiği, bu nedenle osman hamdi bey’in, “annelik her şeyin üzerindedir…” gibisinden bir mesaj vermek istediğini söylemiş. sunay akın ise bir yazısında “bu tablo, yaşama ve insana din çerçevesinden bakmanın karşıtı olan pozitif düşünceyi simgelemektedir.” bülent kahraman da ipek duben’in türk resmi ve eleştirisi 1880-1950 adlı kitabını önsözünde “…sanatçılarımızın batılılaşma ile birlikte etkilendiği pozitivizm, gérôme ve osman hamdi çizgisiyle cumhuriyet döneminde ilke edindiği inkılapçı ideoloji”nin’ bir anlamda örtüştüğü sonucuna varmış. ayrıca ipek duben, osman hamdi bey’in hümanist, bireye önem veren bir sanatçı olduğunu da kısacası, osman hamdi bey’in mihrap’ adlı eserinin zamanında çok tartışıldığını, şimşekleri üzerine çektiğini tahmin etmek güç değil. kuşkusuz tartışılmaya da devam edilecektir… ancak günümüzde belirli entelektüel kesimin dışına çıkarak popüler kültürden nasibini alamadığı, pek çok kişinin bu tablonun varlığından haberinin olmamasından anlaşılıyor. haberi olan kimileri ise bu resmi görmezden gelmeyi yeğlemiş. ancak şu gerçeğin altını çizmek istiyorum. sözüm ona demokratik ve özgür bir ortamda tesettürün hararetle tartışıldığı bu gün, böyle bir resmi yapmaya benim diyen ressam cesaret edemez. her ne kadar osman hamdi bey bu resmini bundan 100 yıl önce teokratik olduğu öne sürülen bir devletle iç içe yaşarken yapmış olsa da…hasan özsan - osman hamdi bey ve osmanlı kadınları olağanüstü bir eser. ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın.
Anasayfa Kültür Sanat Haberleri Türk-İslam Sanatı Emeviler Abbasiler Endülüs Emeviler Fatımiler Gazneliler Karahanlılar Büyük Selçuklu Devleti Birinci Beylikler Memlükler Anadolu Selçuklu İkinci Beylikler Osmanlı Bizans Sanatları Batı ve Çağdaş Sanatlar Dijital Sanatlar Video Galerisi Hava Fotoğrafları ANASAY DERGİSİ Anasay Dergisi Anasayfa Kültür Sanat Haberleri Türk-İslam Sanatı Emeviler Abbasiler Endülüs Emeviler Fatımiler Gazneliler Karahanlılar Büyük Selçuklu Devleti Birinci Beylikler Memlükler Anadolu Selçuklu İkinci Beylikler Osmanlı Bizans Sanatları Batı ve Çağdaş Sanatlar Dijital Sanatlar Video Galerisi Hava Fotoğrafları ANASAY DERGİSİ Anasay Dergisi Oğuzhan Sayım Osman Hamdi Bey’in şu zamana kadar satılmış en pahalı tabloları… 1Osman Hamdi Bey’in Yeşil Cami Önü’ tablosu 13 milyon 509 bin TL’ye satılarak Türkiye’de satılan en değerli sanat eseri rekorunu kırdı. 2Kaplumbağa Terbiyecisi Pera Müzesi tarafından 2004 yılında trilyon liraya milyon dolar’a satın alınmıştır. İlgili You may also like... Post navigation
osman hamdi bey in tablosu