Kur’an-ı Kerim’de geçen secde ayetleri toplamda 14 tanedir. Bunlar şu şekildedir; A'râf suresinin 206. ayeti. Ra'd suresinin 15. ayeti. Nahl suresinin 49. ayeti. İsra suresinin 107. ayeti. Meryem suresinin 58. ayeti. Hac suresinin 18. ayeti. Sâd suresinin 24. ayeti.
Notu PDF olarak indirmek için aşağıdaki linke tıklayın TEFSİR NOTLARI Tefsir dersi için hazırladığımız notlar, gereksiz yorumlardan ve bilgilerden arındılarak özet niteliğinde madde madde olarak hazırlanmıştır. Sitemizde paylaşılan notları kopyalarak çıktısını alabilir ve arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz. Sitemiz iki günde bir not paylaşımı amacıyla
Allah adaleti, ihsanı¹ ve yakınlarınızda olanlara yardım etmeyi, buyurmakta; fahşadan², münkerden³ ve beğyiden⁴ men etmektedir. İyice anlayıp tutmanız için size öğüt veriyor. 1-İyilik yapmayı. 2- Her türlü aşırılık, haddi aşmak, hayasızlık, ahlaksızlık, edepsizlik. 3- Fena, kötü, çirkin yanlış ve zararlı
AyetMeali, Nahl 36, 16:36 Nahl Suresi 36. Ayet Meali Önceki | Sonraki Nahl Suresi'nin tamamını dinle!
KapatHakkında. Âl-i İmrân sûresi 200 âyettir. Medine’de nâzil olmuştur. İsmini, 33-34. âyetlerde bahsedilen ve “İmrân Ailesi” mânasına gelen “Âl-i İmrân” kelimesinden almıştır.
16nahl suresi - 90. AYET Mekke إِنَّ اللَّهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالْإِحْسَانِ وَإِيتَاءِ ذِي الْقُرْبَىٰ وَيَنْهَىٰ عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ وَالْبَغْيِ ۚ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ
3qaHm. Nahl suresinin 36 ayetinin mealini defterinize yazınız Bu ayette ne anladığınızı defterinize not edin?Soru Nahl suresinin 36. ayetinin mealini defterinize yazınız. Bu ayetten ne anladığınızı defterinize not ediniz. Cevap Andolsun ki biz her ümmete, Allah'a kulluk edin ve Şeytan'dan uzaklaşın diye bir peygamber gönderdik; içlerinde, Allah'ın doğru yola sevkettiği de var, sapıklığı hakedeni kulluk edin diyen peygamber kimdir?50. Âd kavmine de kardeşleri Hûd'u gönderdik. Hûd şöyle dedi "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Ondan başka sizin hiçbir ilahınız suresinin 36 ayeti nedir?Nisa suresi 36 ayet meali, Allah'a kulluk edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara iyi davranın. Allah kendini beğenen ve böbürlenip duran kimseyi asla kaçıncı sırada?Nahl Suresi Arapça سورة النحل, Kur'an'ın 16. suresidir. Sure 128 ayetten oluşur. Medine döneminde yazılmış olan son üç ayetin dışındakiler Mekke döneminde indirildiğine inanılmaktadır. Sure ismini 68. ayetinde geçen ve bal arısı anlamına gelen 'nahl' kelimesinden bin peygamber var mı?Birçok kaynağa göre toplam 124 bin peygamber gönderilmiştir. Bazı kaynaklarda ise gönderilen peygamber sayısı 224 bindir. Kuran'ı Kerim'de 25 peygamberin adı suresi hangi peygamber olmuş?Hud Suresi Arapça سورة هود Kur'an'ın 11. suresidir. Sure 123 ayetten oluşur. 12., 17. ve 114. ayetleri Medine'de diğerleri Mekke'de indirildiğine inanılmakta, surenin 50. ile 60. ayetleri Ad kavmi'ne gönderildiği söylenen bir peygamber olan Hud'dan bahsettiği için bu adı suresi 36 ayette ne anlatılmak isteniyor?Kur'an-ı Kerim'de insanın akıl sahibi, düşünen ve bilen bir varlık olmasına büyük önem verilir. … Allah bu ayette doğduğunda hiçbir bilgiye sahip olmayan insana bilgi vasıtalarından kulak, göz ve kalp akıl verildiği hatırlatılır.
Kuran-ı Kerim’in 16. suresi olan Nahl Suresi, Mekke’de nazil olmuştur ve 128 ayettir. Nahl Suresi, Anlamı, Arapça-Türkçe okunuşu ve Diyanet Meali ve FaziletiNahl Suresi, Mekke döneminde inmiştir. 128 âyettir. Kur’ân-ı Kerîm’in 16. suresidir. Sûre, adını 68. âyette geçen “en-Nahl” kelimesinden almıştır. “Nahl” bal arısı Kerim 16. Sure olan Nahl Suresi, Arapça-Türkçe Okunuşu, Anlamı ve Meali, FaziletleriNahl SuresiHakkında Kısa BilgiSure 128 Ayetten oluşmaktadır. Kuran-ı Kerim’in on altıncı 16. suresidir. Nahl Suresi 14. Cüzde yer alır. Nahl kelime anlamı olarak Bal arısı anlamına gelir. Mekke’de nazil olmuştur. 7723 harften oluşmaktadır. 49. Ayeti Secde Ayetidir. Kuran-ı Kerim’de iniş sırasına göre 70. ismini, 68. ayette geçen “Nahl” kelimesinden almaktadır. Nahl, bal arısı demektir. Surenin ismi, Allah’ın yaratıcı kudretinin bir arıda nasıl tecelli ettiğine işaret etmektedir. Bu sureye “Niam suresi” de denmektedir. Çoğu kaynaklara göre, bu sure Hz. Peygamber’in Medine’ye hicretinden birkaç ay önce Mekke’de, Kehf suresinden sonra inmiştir. Bazı müfessirler surenin son üç ayetinin Medine dönemine ait olduğunu söylemişlerdir. Nahl suresi 128 ayettir. Kuran-ı Kerim’deki 16. sure ve iniş sırasına göre ise 70. ve FaydalarıResulullah Sallallahü Aleyhi ve Sellem Nahl Suresi hakkında şöyle buyurmuştur“Her kim Nahl Suresini okumaya devam ederse, Allah’u Teala ona vermiş olduğu nimetlerden hesaba çekmez, ve vasiyyeti en güzel şekilde yazıp vefat etmiş kişiye verilen ecir gibi sevap verilir.” Kadı Beyzavi, Envarut-Tenzil ve Esrarut-Te’vilFesat ve fitneden kurtulmak için Nahl Suresi 10 kere bir dilek, dua veya ihtiyacın karşılanması için ihlas ve samimi bir niyetle Nahl Suresi okunup dua edilirse Allah’ın izniyle duası kabul Suresi Türkçe AnlamıNahl Suresi Latin Harfli Okunuşu Ve Türkçe MealiBismillâhirrahmânirrahîmNahl Suresi 1. Ayet Etâ emrullâhi fe lâ testa’cilûhtesta’cilûhu, subhânehu ve teâlâ ammâ yuşrikûnyuşrikûne. Meali Allah’ın emri geldi. Artık onda onun muhtevasının gerçekleşmesinde acele etmeyin. O’nu tenzih edin. Ve O, şirk koşulan şeylerden Yüce’ Suresi 2. Ayet Yunezzilul melâikete bir rûhi min emrihî alâ men yeşâu min ibâdihî en enzirû ennehu lâ ilâhe illâ ene fettekûnfettekûni. Meali Kullarından dilediği üzerine kişi “Benden başka ilâh yoktur.” tarzında uyarmaları için melekleri, emrinden ruh ile beraber indirir. Öyleyse Bana karşı takva sahibi olun ruhunuzu ölmeden evvel Bana ulaştırın.Nahl Suresi 3. Ayet Halakas semâvâti vel arda bil hakkhakkı, teâlâ âmmâ yuşrikûnyuşrikûne. Meali Semaları ve yeryüzünü hak ile yarattı. O, onların şirk koştukları şeylerden Yüce’ Suresi 4. Ayet Halakal insâne min nutfetin fe izâ huve hasîmun mubinmubînun. Meali İnsanı bir nutfeden yarattı. Böyle olmasına rağmen o, apaçık hasım düşman Suresi 5. Ayet Vel en’âme halakahâ, lekum fîhâ dif’un ve menâfiu ve minhâ te’kulûnte’kulûne. Meali Ve hayvanlar; onları da O, yarattı. Sizin için onda, soğuktan koruyan şeyler ve menfaatler faydalar vardır. Ve de ondan hayvanlardan Suresi 6. Ayet Ve lekum fîhâ cemâlun hîne turîhûne ve hîne tesrehûntesrehûne. Meali Onları, akşamları otlaktan döndürdüğünüz zaman ve sabahları otlatmaya çıkardığınız zaman sizin için onda bir güzellik Suresi 7. Ayet Ve tahmilu eskâlekum ilâ beledin lem tekûnû bâlıgîhi illâ bi şıkkıl enfusenfusi, inne rabbekum le raûfun rahîmrahîmun. Meali Ve kendinizin yorulmadan ulaşamayacağınız ancak çok meşakkatle gidebileceğiniz beldeye, ağır eşyalarınızı onlarla taşırsınız. Muhakkak ki sizin Rabbiniz, gerçekten Rauf’tur çok şefkatli, çok merhametli ve Rahîm’dir rahmet nuru gönderen.Nahl Suresi 8. Ayet Vel hayle vel bigâle vel hamîre li terkebûhâ ve zînehzîneten, ve yahluku mâ lâ ta’lemûnta’lemûne. Meali Onlara binmeniz için ve de ziynet olarak süs hayvanı olarak, atlar, katırlar ve merkepler ve daha bilmediğiniz şeyler Suresi 9. Ayet Ve alallâhi kasdus sebîli ve minhâ câircâirun, ve lev şâe le hedâkum ecmaînecmaîne. Meali Ve sebîllerin dergâhlardan Sıratı Mustakîm’e ulaşan bütün yolların yani mürşidlerin tayini, Allah’ın üzerinedir. Ve ondan sapanlar vardır. Ve eğer O dileseydi, sizin hepinizi hidayete Suresi 10. Ayet Huvellezî enzele mines semâi mâen lekum minhu şarâbun ve minhu şecerun fîhi tusîmûntusîmûne. Meali Sizin için semadan su indiren, O’dur. İçecek şeyler ondandır sudandır. Ve ağaçlar ve otlar ondan olur. Orada hayvanlarınızı Suresi 11. Ayet Yunbitu lekum bihiz zer’a vez zeytûne ven nahîle vel a’nâbe ve min kullis semerâtsemereti, inne fî zâlike le âyeten li kavmin yetefekkerûnyetefekkerûne. Meali Onunla sizin için; ekinler, zeytinler, hurmalıklar ve bağlar ve bütün ürünlerden ürünleri, meyveleri yetiştirir. Muhakkak ki bunda, tefekkür eden kavim için elbette âyet delil Suresi 12. Ayet Ve sehhara lekumul leyle ven nehâre veş şemse vel kamerkamere, ven nucûmu musahharâtun bi emrihemrihî, inne fî zâlike le âyâtin li kavmin ya’kılûnya’kılûne. Meali Ve gece ve gündüz, Güneş ve Ay ve yıldızları sizin emrinize verdi. Onlar, O’nun Allahû Tealâ’nın emri ile size musahhar emrinize amade, hazır kılındılar. Muhakkak ki bunda, akıl eden bir kavim için, elbette âyetler deliller Suresi 13. Ayet Ve mâ zerae lekum fîl ardı muhtelifen elvânuhelvânuhu, inne fî zâlike le âyeten li kavmin yezzekkerûnyezzekkerûne. Meali Yeryüzünde sizin için ne yaratıp çoğalttıysa hepsinin renkleri çeşit çeşittir muhteliftir. Muhakkak ki bunda, zikreden tezekkür eden bir kavim için elbette âyet delil Suresi 14. Ayet Ve huvellezî sehharel bahre li te’kulû minhu lahmen tariyyen ve testahricû minhu hilyeten telbesûnehâ, ve terel fulke mevâhira fîhi ve li tebtegû min fadlihî ve leallekum teşkurûnteşkurûne. Meali Ondan taze et yemeniz için, denizi emrinize veren, O’dur. Ondan süs eşyası çıkarırsınız, onu takarsınız. Ve onun içinde, suları yararak giden gemileri görürsünüz. Ve bunlar, O’nun fazlından istemeniz içindir. Ve böylece Suresi 15. Ayet Ve elkâ fîl ardı revâsiye en temîde bikum ve enhâren ve subulen leallekum tehtedûntehtedûne. Meali Ve sizinle sarsılır diye sarsılmamanız için, yeryüzünde dağlar oluşturdu. Nehirler ve yollar oluşturdu. Böylece yolunuzu bulursunuz hidayete erersiniz.Nahl Suresi 16. Ayet Ve alâmâtalâmatin, ve bin necmi hum yehtedûnyehtedûne. Meali Ve alâmetler işaretler ve yıldızla devrin imamıyla onlar, yol bulurlar hidayete ererler.Nahl Suresi 17. Ayet E fe men yahluku ke men lâ yahlukyahluku, e fe lâ tezekkerûntezekkerûne. Meali Yaratan kimse, yaratmayan kimse gibi midir? Hâlâ tezekkür etmez misiniz?Nahl Suresi 18. Ayet Ve in teuddû ni’metallâhi lâ tuhsûhâ, innallâhe le gafûrun rahîmrahîmun. Ve şâyet, Allah’ın ni’metlerini adet adet tane tane sayarsanız, O’nu sayamazsınız. Muhakkak ki O, Gafur’dur mağfiret edendir, Rahîm’dir rahmet nurunu gönderendir.Nahl Suresi 19. Ayet Vallâhu ya’lemu mâ tusirrûne ve mâ tu’linûntu’linûne. Meali Ve Allah, gizlediklerinizi sırlarınızı, sakladığınız şeyleri ve açıkladığınız alenî olan şeyleri Suresi 20. Ayet Vellezîne yed’ûne min dûnillâhi lâ yahlukûne şey’en ve hum yuhlekûnyuhlekûne. Meali Allah’tan başkasına dua ettikleri şeyler, bir şey yaratamazlar. Onlar, kendileri Suresi 21. Ayet Emvâtun gayru ahyâ’ahyâin, ve mâ yeş’urûne eyyâne yub’asûnyub’asûne. Meali Onlar ölüdürler, diri değildirler. Ve ne zaman beas olunacaklarının diriltileceklerinin bilincinde Suresi 22. Ayet İlâhukum ilâhun vâhidvâhidun, fellezîne lâ yu’minûne bil âhirati kulûbuhum munkiretun ve hum mustekbirûnmustekbirûne. Meali Sizin ilâhınız, bir tek ilâhtır. Hâlâ ahirete ruhu ölmeden evvel Allah’a ulaştırmaya inanmayan kimselerin kalpleri, inkâr edicidir ve onlar, kibirlenen Suresi 23. Ayet Lâ cereme ennallâhe ya’lemu mâ yusirrûne ve mâ yu’linûnyu’linûne, innehu lâ yuhıbbul mustekbirînmustekbirîne. Meali Onların gizledikleri ve açıkladıkları alenî olan şeyleri, Allah’ın bildiğine şüphe yok. Muhakkak ki O, kibirlenenleri Suresi 24. Ayet Ve izâ kîle lehum mâ zâ enzele rabbukum kâlû esâtîrul evvelînevvelîne. Meali Ve onlara “Rabbiniz ne indirdi?” denildiği zaman “Evvelkilerin masallarını.” Suresi 25. Ayet Liyahmilû evzârehum kâmileten yevmel kıyâmeti ve min evzârillezîne yudıllûnehum bi gayri ilmilmin, e lâ sâe mâ yezirûnyezirûne. Meali Kıyâmet günü, onların kendi günahlarının tamamını yüklendikten başka, ilimleri olmaksızın dalâlette kalmasına sebep oldukları kimselerin günahlarından da yüklenmeleri için. Yüklendikleri şey ne kadar kötü, öyle değil mi?Nahl Suresi 26. Ayet Kad mekerellezîne min kablihim fe etallâhu bunyânehum minel kavâıdi fe harre aleyhimus sakfu min fevkıhim ve etâhumul azâbu min haysu lâ yeş’urûnyeş’urûne. Meali Onlardan öncekiler de hile yapmışlardı. Allah, onların binalarını temellerinden harap etti, yıktı. Böylece tavanları, üstlerinden üzerlerine çöktü. Onlara azap, farkında olmadıkları yerden Suresi 27. Ayet Summe yevmel kıyâmeti yuhzîhim ve yekûlu eyne şurekâiyellezîne kuntum tuşâkkûne fîhim, kâlellezîne ûtul ilme innel hızyel yevme ves sûe alel kâfirînkâfirîne. Meali Sonra kıyâmet günü Allah, onları alçaltacak rezil rüsva edecek. Ve onlara “Ortaklarım nerede?” diyecek. “Onlar için ayrılıklara düştünüz.” Kendilerine ilim verilenler şöyle dedi “Muhakkak ki rezillik ve azap, bugün kâfirlerin üstünedir.”Nahl Suresi 28. Ayet Ellezîne teteveffâhumul melâiketu zâlimî enfusihim fe elkavus seleme mâ kunnâ na’melu min sû’sûin, belâ innallâhe alîmun bimâ kuntum ta’melûnta’melûne. Meali Melekler, nefslerine zulmedenleri vefat ettirecekleri zaman onlar teslim olurken “Biz, bir kötülük yapmadık.” dediler. Hayır, muhakkak ki Allah, yapmış olduğunuz kötü amelleri en iyi Suresi 29. Ayet Fedhulû ebvâbe cehenneme hâlidîne fîhâ fe lebi’se mesvel mutekebbirînmutekebbirîne. Meali Haydi, orada ebediyyen kalmak üzere cehennemin kapılarından girin. Kibirlenenlerin büyüklük taslayanların kaldığı yer ne Suresi 30. Ayet Ve kîle lillezînettekav mâ zâ enzele rabbukum, kâlû hayrâhayren, lillezîne ahsenû fî hâzihid dunyâ hasenehhaseneten, ve le dârul âhıreti hayrhayrun, ve le ni’me dârul muttekînmuttekîne. Meali Ve takva sahiplerine “Rabbiniz ne indirdi?” denildi. “Hayır güzellikler.” dediler. Ahsen olanlara iradesini Allah’a teslim edenlere bu dünyada haseneler iyilikler, güzellikler, sevaplar, pozitif dereceler vardır. Ve elbette ahiret yurdu daha hayırlıdır. Ve gerçekten muttakilerin takva sahiplerinin yurdu ne Suresi 31. Ayet Cennâtu adnin yedhulûnehâ tecrî min tahtihel enhâru lehum fîhâ mâ yeşâûnyeşâûne, kezâlike yeczîllâhul muttekînmuttekîne. Meali Onlar muttakiler, altından nehirler akan Adn cennetlerine girerler. Orada, onların diledikleri herşey vardır. İşte Allah, ahsen olan muttakileri bihakkın takvanın sahiplerini böyle Suresi 32. Ayet Ellezîne teteveffâhumul melâiketu tayyibîne yekûlûne selâmun aleykumudhulûl cennete bimâ kuntum ta’melûnta’melûne. Meali Melekler, onları tayyib en güzel, en iyi bir şekilde vefat ettirirler. Onlara “Selâm üzerinize olsun. Yapmış olduğunuz güzel, hayırlı ameller sebebiyle cennete girin.” Suresi 33. Ayet Hel yanzurûne illâ en te’tiyehumul melâiketu ev ye’tiye emru rabbikrabbike, kezâlike fe alellezîne min kablihim, ve mâ zalemehumullâhu ve lâkin kânû enfusehum yazlimûnyazlimûne. Meali Onlar sadece meleklerin gelmesini mi yoksa Rabbinin emrinin gelmesini mi bekliyorlar? Onlardan öncekiler de böyle yaptılar. Ve Allah, onlara zulmetmedi. Fakat onlar, kendi nefslerine Suresi 34. Ayet Fe esâbehum seyyiâtu mâ amilû ve hâka bihim mâ kânû bihî yestehziûnyestehziûne. Meali Böylece yaptıkları kötü ameller, onlara isabet etti ulaştı. Alay etmiş oldukları şey, onları Suresi 35. Ayet Ve kâlellezîne eşrekû lev şâallâhu mâ abednâ min dûnihî min şey’in nahnu ve lâ âbâunâ ve lâ harremnâ min dûnihi min şey’şey’in, kezâlike fe alellezîne min kablihim, fe hel aler rusuli illel belâgul mubînmubînu. Meali Şirk koşanlar “Eğer Allah dileseydi, biz O’ndan başka bir şeye kul olmazdık. Ve babalarımız da kul olmazdı. Ve O’ndan O’nun emrinden başka bir şeyi haram kılmazdık.” dediler. Onlardan öncekiler de böyle yaptı. Artık resûllerin üzerinde apaçık tebliğden başka bir sorumluluk var mı?Nahl Suresi 36. Ayet Ve le kad beasnâ fî kulli ummetin resûlen eni’budûllâhe vectenibût tâgûttâgûte, fe minhum men hedallâhu ve minhum men hakkat aleyhid dalâlehdalâletu, fe sîrû fîl ardı fanzurû keyfe kâne âkıbetul mukezzibînmukezzibîne. Meali Ve andolsun ki Biz, bütün ümmetlerin milletlerin, kavimlerin içinde resûl beas ettik hayata getirdik, vazifeli kıldık. Allah’a ulaşmayı dileyerek Allah’a kul olsunlar ve taguttan insan ve cin şeytanlardan içtinap etsinler sakınıp kurtulsunlar diye. Onlardan bir kısmını, Resûlün daveti üzerine Allah’a ulaşmayı dileyenleri Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının dilemeyenlerin üzerine dalâlet hak oldu. Artık yeryüzünde gezin. Böylece yalanlayanların akıbetinin, nasıl olduğuna bakın görün.Nahl Suresi 37. Ayet İn tahris alâ hudâhum fe innallâhe lâ yehdî men yudıllu ve mâ lehum min nâsırînnâsırîne. Meali Sen, onların hidayete ermesini çok istemene rağmen muhakkak ki Allah, dalâlette bıraktığı kimseyi onlar Allah’a ulaşmayı dilemedikçe hidayete erdirmez. Ve onlar için bir yardımcı da Suresi 38. Ayet Ve aksemû billâhi cehde eymânihim lâ yeb’asullâhu men yemûtyemûtu, belâ va’den aleyhi hakkan ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya’lemûnya’lemûne. Meali Ve “Kim ölürse Allah, onu beas etmez yeniden diriltmez.” diye en kuvvetli yeminleri ile Allah’a kasem ettiler. Hayır, öyle değil. Bu, O’nun Allah’ın üzerinde hak bir vaaddir. Ve lâkin insanların çoğu Suresi 39. Ayet Li yubeyyine lehumullezî yahtelifûne fîhi ve li ya’lemellezîne keferû ennehum kânû kâzibînkâzibîne. Meali Bu diriltme hakkında ihtilâfa düştükleri şeyin, onlara beyan edilmesi açıklanması için ve inkâr edenlerin kâfirlerin, kendilerinin şüphesiz kesinlikle yalancı olduklarını bilmeleri Suresi 40. Ayet İnnemâ kavlunâ li şey’in izâ erednâhu en nekûle lehu kun fe yekûnyekûnu. Meali Bir şeyin olmasını istediğimiz zaman Bizim sözümüz, ona sadece “Ol!” dememizdir. O, hemen Suresi 41. Ayet Vellezîne hâcerû fillâhi min ba’di mâ zulimû li nubevvi ennehum fîd dunyâ hasenehhaseneten, ve le ecrul âhıreti ekberekberu, lev kânû ya’lemûnya’lemûne. Meali Ve zulme maruz kaldıktan sonra, Allah için Allah yolunda hicret edenleri, dünya hayatında mutlaka hasenelerle güzellikler, iyilikler, güzel bir yurt yerleştirmemiz içindir. Ve ahiret mükâfatı, elbette daha büyüktür, şâyet bilmiş Suresi 42. Ayet Ellezîne saberû ve alâ rabbihim yetevekkelûnyetevekkelûne. Meali Onlar, kendilerine yapılan zulümlere sabrettiler. Ve onlar, Rab’lerine tevekkül Suresi 43. Ayet Ve mâ erselnâ min kablike illâ ricâlen nûhî ileyhim fes’elû ehlez zikri in kuntum lâ ta’lemûnta’lemûne. Meali Ve Biz, senden önce, kendilerine vahyettiğimiz ricalden erkeklerden başkasını resûl olarak göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, o taktirde zikir ehline daimi zikir sahiplerine sorun!Nahl Suresi 44. Ayet Bil beyyinâti vez zuburzuburi, ve enzelnâ ileykez zikre li tubeyyine lin nâsi mâ nuzzile ileyhim ve leallehum yetefekkerûnyetefekkerûne. Meali Beyyinelerle ispat vasıtaları ile ve semavî kitaplarla resûller gönderdik onlara indirilenleri, insanlara beyan etmen açıklaman için sana da zikri Kur’ân-ı Kerim’i indirdik. Umulur ki böylece onlar, tefekkür Suresi 45. Ayet E fe eminellezîne mekerû seyyiâti en yahsifallâhu bihimul arda ev ye’tiyehumul azâbu min haysu lâ yeş’urûnyeş’urûne. Meali Kötülükler için tuzak kuranlar, Allah’ın onları yerin dibine geçirmesinden geçirmeyeceğinden veya azabın, farkına varamayacakları bir yerden gelmesinden gelmeyeceğinden emin mi oldular?Nahl Suresi 46. Ayet Ev ye’huzehum fî tekallubihim fe mâ hum bi mu’cizînmu’cizîne. Meali Veya onlar dönüp dolaşırlarken, Allah’ın onları yakalamasından yakalamamasından emin mi oldular? Ve onlar, Allah’ı aciz Suresi 47. Ayet Ev ye’huzehum alâ tehavvuftehavvufin, fe inne rabbekum le raûfun rahîmrahîmun. Meali Veya onları korkuyorlarken yakalar. Buna rağmen muhakkak ki senin Rabbin, elbette Rauf’tur çok şefkatlidir, Rahîm’dir rahmet nuru gönderendir, merhametlidir.Nahl Suresi 48. Ayet E ve lem yerev ilâ mâ halakallâhu min şey’in yetefeyyeu zilâluhu anil yemîni veş şemâili succeden lillâhi ve hum dâhırûndâhırûne. Meali Onlar, Allah’ın yarattığı herşeyi elektronları görmediler mi? Onun gölgeleri karşıt elektronları, tâbî olarak elektronlara, sağdan sağ spinli ve soldan sol spinli, Allah’a secde ederek Suresi 49. Ayet Ve lillâhi yescudu mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ardı min dâbbetin vel melâiketu ve hum lâ yestekbirûnyestekbirûne. SECDE ÂYETİ Meali Semalarda olanlar ve yeryüzünde olan dabbelerin yürüyen canlıların hepsi ve melekler, Allah’a secde ederler. Ve onlar, Suresi 50. Ayet Yehâfûne rabbehum min fevkıhim ve yef’alûne mâ yu’merûnyu’merûne. Meali Onlar, onların üstlerindeki emrinde oldukları Rab’lerinden korkarlar. Ve emrolundukları şeyleri Suresi 51. Ayet Ve kâlallâhu lâ tettehızû ilâheynisneynilâheynisneyni, innemâ huve ilâhun vâhıdvâhıdun, fe iyyâye ferhebûnferhebûne. Meali Ve Allah, şöyle dedi “İki ilâh edinmeyin! O, sadece tek bir ilâhtır. O halde sadece Benden korkun!”Nahl Suresi 52. Ayet Ve lehu mâ fîs semâvâti vel ardı ve lehud dînu vâsıbâvâsıben, e fe gayrallâhi tettekûntettekûne. Meali Ve semalarda ve yeryüzünde olanlar, O’nundur. Ve dîn, daima O’na aittir. Öyleyse hâlâ Allah’tan başkasından mı korkuyorsunuz?Nahl Suresi 53. Ayet Ve mâ bikum min ni’metin fe minallâhi summe izâ messekumud durru fe ileyhi tec’erûntec’erûne. Meali Sizin olan ne kadar ni’met varsa hepsi Allah’tandır. Sonra da size bir sıkıntı dokunsa, o zaman O’na Suresi 54. Ayet Summe iza keşefad durra ankum izâ ferîkun minkum bi rabbihim yuşrikûnyuşrikûne. Sonra O, sizden zararı sıkıntıları giderince o zaman da sizden bir grup, Rab’lerine şirk ortak Suresi 55. Ayet Li yekfurû bimâ âteynâhum, fe temetteû, fesevfe ta’lemûnta’lemûne. Meali Onlara verdiğimiz şeylere nankörlük etsinler! Haydi faydalanın meta’lanın. Artık yakında Suresi 56. Ayet Ve yec’alûne li mâ lâ ya’lemûne nasîben mimmâ razaknâhum, tallâhi le tus’elunne ammâ kuntum tefterûntefterûne. Meali Onları rızıklandırdığımız şeylerden, bilmediklerine bir pay nasip ayırıyorlar. Allah’a yemin olsun ki; iftira etmiş olduğunuz şeylerden mutlaka Suresi 57. Ayet Ve yec’alûne lillâhil benâti subhânehu ve lehum mâ yeştehûnyeştehûne. Meali Ve Allah’a, kızlar isnat ediyorlar. O, Sübhan’dır Allah çocuk edinmekten münezzehtir. Ve beğendikleri tercih ettikleri; erkek çocuklar ise kendilerinin onların Suresi 58. Ayet Ve izâ buşşire ehaduhum bil unsâ zalle vechuhu musvedden ve huve kezîmkezîmun. Meali Onlardan birisi, bir kız çocuk ile müjdelendiği zaman öfkeli olarak, yüzü siyahlaşıp Suresi 59. Ayet Yetevârâ minel kavmi min sûi mâ buşşire bihbihî, e yumsikuhu alâ hûnin em yedussuhu fît turâbturâbi, e lâ sâe mâ yahkumûnyahkumûne. Meali Müjdelendiği şeyin kötülüğünden dolayı kavminden gizlenir. Onu zelillikle tutsun mu yoksa onu toprağa mı gömsün? Verdikleri hüküm ne kötü öyle değil mi?Nahl Suresi 60. Ayet Lillezîne lâ yu’minûne bil âhıreti meselus sev’sev’i, ve lillâhil meselul â’lâ, ve huvel azîzul hakîmhakîmu. Meali Haberin kötü telâkki edilmesi, ahirete hayattayken Allah’a ulaşmaya inanmayanlara aittir. Ve âlâ yüce olma durumu, Allah’a aittir. Ve O; Azîz’dir, Hakîm’ Suresi 61. Ayet Ve lev yuâhızullâhun nâse bi zulmihim mâ tereke aleyhâ min dâbbetin ve lâkin yuahhıruhum ilâ ecelin musemmâmusemmen, fe izâ câe eceluhum lâ yeste’hırûne sâaten ve lâ yestakdimûnyestakdimûne. Meali Ve eğer Allah, insanları zulümleri sebebiyle sorgulayıp derhal cezalandırsaydı, onun yeryüzünün üzerinde yürüyen canlılardan bir canlı bırakmazdı. Ve fakat onları, belirli bir zamana kadar tehir eder erteler. Artık onların ecelleri geldiği zaman ne bir saat tehir edilir ertelenir ne de bir saat evvele Suresi 62. Ayet Ve yec’alûne lillâhi mâ yekrehûne ve tesıfu elsinetuhumul kezibe enne lehumul husnâ, lâ cereme enne lehumun nâre ve ennehum mufretûnmufretûne. Meali Ve onlar, kerih gördükleri beğenmedikleri şeyleri kızları Allah’a isnat ederler has kılarlar. Ve onların dilleri, en güzelin “onlara ait olduğu” yalanını söyler. Ateşin cehennemin, onların olduğuna şüphe yok. Ve muhakkak ki onlar, ifratta olanlar aşırı davrananlar Suresi 63. Ayet Tallâhi lekad erselnâ ilâ umemin min kablike fe zeyyene lehumuş şeytânu a’mâlehum fe huve veliyyuhumul yevme ve lehum âzâbun elîmelîmun. Allah’a yemin olsun ki; senden önceki ümmetlere resûller göndermiştik. Fakat şeytan, onlara amellerini süslü gösterdi. Artık o gün, onların dostu, o şeytan olacaktır. Onlar için elîm azap Suresi 64. Ayet Ve mâ enzelnâ aleykel kitâbe illâ li tubeyyine lehumullezîhtelefû fîhi ve huden ve rahmeten li kavmin yu’minûnyu’minûne. Meali Ve Kitab’ı sana, “hakkında ihtilâfa düştükleri şeyi” onlara beyan etmenden açıklamandan ve âmenû olan Allah’a ulaşmayı dileyerek mü’min olan bir kavme hidayet ve rahmet olmasından başka bir şey için Suresi 65. Ayet Vallâhu enzele mines semâi mâen fe ahyâ bihil arda ba’de mevtihâ, inne fî zâlike le âyeten li kavmin yesmeûnyesmeûne. Meali Ve Allah, semadan suyu indirdi. Böylece onunla, ölümünden sonra arza yeryüzüne hayat verdi. Muhakkak ki bunda, işiten bir kavim için elbette bir âyet delil Suresi 66. Ayet Ve inne lekum fîl en’âmi le ibrehibreten, nuskîkum mimmâ fî butûnihî min beyni fersin ve demin lebenen hâlisen sâigan liş şâribînşâribîne. Meali Ve muhakkak ki hayvanlarda, sizin için elbette bir ibret vardır. Size, onların karnında, fers sindirilmiş gıda ile kan arasından oluşan, tadanlar için boğazdan kolayca geçen halis saf süt Suresi 67. Ayet Ve min semerâtin nahîli vel a’nâbi tettehîzûne minhu sekeren ve rızkan hasenâhasenen, inne fî zâlike le âyeten li kavmin ya’kılûnya’kılûne. Meali Hurma ve üzümden, şeker hurma şerbeti, üzüm suyu, şıra ve güzel bir rızık edinirsiniz. Muhakkak ki bunda, akıl eden bir kavim için elbette bir âyet Suresi 68. Ayet Ve evhâ rabbuke ilen nahli enittehızî minel cibâli buyûten ve mineş şeceri ve mimmâ ya’rişûnya’rişûne. Meali Ve senin Rabbin, balarısına, dağlardan, ağaçlardan ve onların insanların kurdukları çardaklardan, evler kovanlar edinmelerini Suresi 69. Ayet Summe kulî min kullis semerâti feslukî subule rabbiki zululâzululen, yahrucu min butûnihâ şarâbun muhtelifun elvânuhu fîhi şifâun lin nâsnâsi, inne fî zâlike le âyeten li kavmin yetefekkerûnyetefekkerûne. Meali Sonra meyvelerin çiçeklerin hepsinden yeyin! Rabbinin emre amade kılınmış yollarında sülûk edin uçun, dolaşın. Onun karnından muhtelif çeşitli renklerde içecek bal çıkar. Onda insanlar için şifa vardır. Muhakkak ki bunda, tefekkür eden bir kavim için elbette bir âyet delil Suresi 70. Ayet Vallâhu halakakum summe yeteveffâkum ve minkum men yureddu ilâ erzelil umuri li keylâ ya’leme ba’de ilmin şey’aşey’en, innallâhe alîmun kadîrkadîrun. Meali Ve Allah, sizi yarattı. Sonra sizi vefat ettirecek. Ve sizden kim, ömrünün en rezil devresine geri hidayetten dalâlete döndürülürse bu, bir şey konusunda ilim sahibi olduktan hidayeti öğrendikten sonra bilemediği idrak edemediği içindir. Muhakkak ki Allah, en iyi bilendir, kaadir olandır herşeye gücü yetendir.Nahl Suresi 71. Ayet Vallâhu faddale ba’dakum alâ ba’dın fîr rızkrızkı, femellezîne fuddılû bi râddî rızkıhim alâ mâ meleket eymânehum fe hum fîhi sevâ’sevâun, e fe bi ni’metillâhi yechadûnyechadûne. Meali Üstün kılınan kimseler, ellerinin altında bulunanlara rızıklarını veren verici değiller çünkü rızkı veren sadece Allah’tır. Oysa onlar, rızıkları konusunda eşittirler. Onlar, Allah’ın ni’metini bilerek mi inkâr ediyorlar?Nahl Suresi 72. Ayet Vallâhu ceale lekum min enfusikum ezvâcen ve ceale lekum min ezvâcikum benîne ve hafedeten ve rezakakum minet tayyibâttayyibâti, e fe bil bâtıli yu’minûne ve bi ni’metillâhi hum yekfurûnyekfurûne. Meali Ve Allah, sizin için sizin nefsinizden zevceler eşler ve sizin için zevcelerinizden oğullar ve torunlar kıldı. Ve sizi tayyib helâl, temiz rızıklarla rızıklandırdı. Hâlâ bâtıla mı inanıyorlar? Ve onlar, Allah’ın ni’metini inkâr mı ediyorlar?Nahl Suresi 73. Ayet Ve ya’budûne min dûnillâhi mâ lâ yemliku lehum rızkan mines semâvâti vel ardı şey’en ve lâ yestetîûnyestetîûne. Ve onlar müşrikler, semalardan ve yeryüzünden onlara rızık olarak bir şey vermeye malik olmayan, Allah’tan başka şeylere putlara tapıyorlar. Ve onlar, o putlar ki; hiçbir şeye muktedir değildirler güçleri yetmez.Nahl Suresi 74. Ayet Fe lâ tadribû lillâhil emsâlemsâle, innallâhe ya’lemu ve entum lâ ta’lemûnta’lemûne. Meali Artık onları putları, Allah’ın emsali benzeri tutmayın! Muhakkak ki Allah, bilir ve siz Suresi 75. Ayet Daraballâhu meselen abden memlûken lâ yakdiru alâ şey’in ve men razaknâhu minnâ rızkan hasenen fe huve yunfiku minhu sırren ve cehrâcehren, hel yestevûnyestevûne, elhamdulillâhelhamdulillâhi, bel ekseruhum lâ ya’lemûnya’lemûne. Meali Allah şöyle bir misal verdi Bir şeye muktedir olmayan gücü yetmeyen, köle olan bir kul ve tarafımızdan güzel bir rızık ile rızıklandırdığımız böylece ondan gizli ve aşikâr infâk eden kimse; onlar, eşit müsavi olabilir mi? Hamd, Allah’a mahsustur Allah içindir. Hayır, onların çoğu Suresi 76. Ayet Ve daraballâhu meselen raculeyni ehaduhumâ ebkemu lâ yakdiru alâ şey’in ve huve kellun alâ mevlâhu eynemâ yuveccihhu lâ ye’ti bi hayrhayrin, hel yestevî huve ve men ye’muru bil adli ve huve alâ sırâtın mustakîmmustakîmin. Meali Allah, iki adamı örnek verdi. İkisinden birisi dilsiz, bir şeye muktedir değil gücü yetmez. Ve o, Mevlâsı’na Efendisi’ne yüktür. Onu nereye yönlendirse gönderse, bir hayır fayda getiremez sağlayamaz. O, adaletle emreden irşad makamının sahibi olan ve Sıratı Mustakîm üzerinde olan kimse ile eşit müsavi olabilir mi?Nahl Suresi 77. Ayet Ve lillâhi gaybus semâvâti vel ardardı, ve mâ emrus sâati illâ kelemhıl basari ev huve akrebakrebu, innallâhe alâ kulli şey’in kadîrkadîrun. Meali Ve semaların ve yeryüzünün gaybı Allah’a aittir. O saatin kıyâmetin emri ancak göz kırpmak kadar veya ondan daha hızlıdır. Muhakkak ki Allah, herşeye kaadir gücü yeten’ 78. Ayet Vallâhu ahrecekum min butûni ummehâtikum lâ ta’lemune şey’en ve ceale lekumus sem’a vel ebsâre vel ef’idete leallekum teşkurûnteşkurûne. Meali Ve Allah, sizi bir şey bilmiyor halde annelerinizin karnından çıkardı. Ve sizi, işitme hassası, görme hassası ve idrak etme hassası sahibi kıldı. Umulur ki; böylece Suresi 79. Ayet E lem yerev ilet tayri musahharâtin fî cevvis semâsemâi, mâ yumsikuhunne illallâhillallâhu, inne fî zâlike le âyâtin li kavmin yu’minûnyu’minûne. Meali Onlar, göklerin boşluğunda emre amade olan kuşları görmediler mi? Onları, Allah’tan başkası boşlukta tutamaz. Muhakkak ki bunda, mü’min olan bir kavim için elbette âyetler 80. Ayet Vallâhu ceale lekum min buyûtikum sekenen ve ceale lekum min culûdil en’âmi buyûten testehıffûnehâ yevme za’nikum ve yevme ikâmetikum ve min asvâfihâ ve evbârihâ ve eş’ârihâ esâsen ve metâan ilâ hînhînin. Meali Ve Allah, sizin için evlerinizden sekînet huzur yeri kıldı. Ve sizin için hayvanların derilerinden, yolculuk göç ettiğiniz günlerde ve ikâmet ettiğiniz konakladığınız günlerde hafif olan taşınabilen evler çadırlar ve onların yünlerinden, tüylerinden ve kıllarından çeşitli mal ve bir zamana kadar geçim vasıtası kıldı yaptı.Nahl 81. Ayet Vallâhu ceale lekum mimmâ halaka zılâlen ve ceale lekum minel cibâli eknânen ve ceale lekum serâbîle tekîkumul harra ve serâbîle tekîkum be’sekum, kezâlike yutimmu ni’metehu aleykum leallekum tuslimûntuslimûne. Meali Ve Allah, yarattığı şeylerden sizin için gölgelikler kıldı. Ve sizin için dağlardan yağmurdan, rüzgârdan barınılacak yerler ve sıcaktan koruyan giysiler gömlekler ve sizi şiddetli darbelerden koruyan gömlekler zırhlar kıldı. Sizin üzerinizdeki ni’metini işte böyle tamamlıyor. Umulur ki; böylece teslim 82. Ayet Fe in tevellev fe innemâ aleykel belâgul mubînmubînu. Meali Artık yüz çevirirlerse, bundan sonra sana düşen, sadece açık bir 83. Ayet Ya’rifûne ni’metallâhi summe yunkirûnehâ ve ekseruhumul kâfirûnkâfirûne. Meali Onlar, Allah’ın ni’metini biliyorlar, sonra onu inkâr onların çoğu 84. Ayet Ve yevme neb’asu min kulli ummetin şehîden summe lâ yu’zenu lillezînekeferû ve lâ hum yusta’tebûnyusta’tebûne. Meali Ve o gün, bütün ümmetlerden birer şahit göndeririz. Sonra kâfirlere cehennemden çıkmaları için izin verilmez. Ve onlardan, Allah’tan rıza talepleri kabul 85. Ayet Ve izâ raellezîne zalemûl azâbe fe lâ yuhaffefuanhum ve lâ hum yunzarûnyunzarûne. Meali Cehennemden ayrılmalarına izin verilmeyen zalimler, azabı gördükleri zaman artık onlardan azap hafifletilmez. Ve onlara, nazar edilmez yüzüne bakılmaz.Nahl Suresi 86. Ayet Ve izâ raellezîne eşrekû şurekâehum kâlû rabbenâ hâulâi şurekâunellezîne kunnâ ned’û min dûnikdûnike, fe elkav ileyhimul kavle innekum le kâzibûnkâzibûne. Meali Allah’a şirk ortak koşanlar, şirk ortak koştukları şeyleri putları gördükleri zaman “Rabbimiz! İşte bunlar, senden başka dua etmiş olduğumuz ortaklarımız.” dediler. O zaman onlar da putlar da “Muhakkak ki siz, gerçekten yalan söyleyenlersiniz.” diye onlara söz attılar söylediler.Nahl Suresi 87. Ayet Ve elkav ilallâhi yevme izinis seleme ve dalle anhum mâ kânû yefterûnyefterûne. Meali İzin günü onlar putlar, Allah’a teslimiyetlerini arz ettiler. Ve iftira etmiş oldukları şeyler putlar, yalancı ilâhlar, onlardan uzaklaşıp saptılar.Nahl Suresi 88. Ayet Ellezîne keferû ve saddû an sebîlillâhi zidnâhum azâben fevkal azâbi bimâ kânû yufsidûnyufsidûne. Meali İnkâr edenlere kâfirlere ve Allah’ın yolundan men edenlere, fesat çıkarmış olduklarından dolayı azap üstüne azabı 89. Ayet Ve yevme neb’asu fî kulli ummetin şehîden aleyhim min enfusihim ve ci’nâbike şehîden alâ hâulâhâulâi, ve nezzelnâ aleykel kitâbe tibyânen likulli şey’in ve huden ve rahmeten ve buşrâ lil muslimînmuslimîne. Meali Ve o gün, bütün ümmetlerin içinde, onların üzerine, onların kendilerinden bir şahit beas ederiz vazifeli kılarız. Ve seni de onların üzerine şahit olarak getirdik. Ve sana, herşeyi beyan eden açıklayan, hidayete erdiren ve rahmet olan Kitab’ı, müslümanlara Allah’a teslim olanlara müjde olarak Suresi 90. Ayet İnnallâhe ye’muru bil adli vel ihsâni ve îtâi zîl kurbâ ve yenhâ anil fahşâi vel munkeri vel bagybagyi, yeizukum leallekum tezekkerûntezekkerûne. Meali Muhakkak ki Allah, adaletli olmayı ve ihsanı ve akrabalara vermeyi emreder. Ve fuhuştan, münkerden Allah’ın yasakladığı şeylerden ve azgınlıktan hakka tecavüzden sizi nehyeder. Böylece umulur ki siz, tezekkür edersiniz diye size öğüt Suresi 91. Ayet Ve evfû bi ahdillâhi izâ ahedtum ve lâ tenkudûl eymâne ba’de tevkîdihâ ve kad cealtumullâhe aleykum kefîlâkefîlen, innallâhe ya’lemu mâ tef’alûntef’alûne. Meali Allah ruhunuzu, vechinizi, nefsinizi ve iradenizi teslim etme konusunda sizinle ahdleştiği zaman Allah’ın ahdini ifa edin yerine getirin. Onu, sağlamlaştırdıktan hidayete erdikten ve nefsinizi tezkiye ettikten sonra yeminleri bozmayın ruhunuzu Allah’a ulaştırdıktan ve nefsinizi tezkiye ettikten sonra dalâlete düşmeyin. Ve siz, Allah’ı üzerinize kefil kılmıştınız Allahû Tealâ, sizi hidayete erdirerek, ruhunuzu Kendisine ulaştırarak verdiği sözü, kefaletini yerine getirmişti. Muhakkak ki Allah, sizin ne yaptığınızı Suresi 92. Ayet Ve lâ tekûnû kelletî nekadat gazlehâ min ba’di kuvvetin enkâsâenkâsen, tettehızûne eymânekum dehalen beynekum en tekûne ummetun hiye erbâ min ummehummetin, innemâ yeblûkumullâhu bihbihî, ve le yubeyyinenne lekum yevmel kıyâmeti mâ kuntum fîhi tahtelifûntahtelifûne. Meali İpini kuvvetle büktükten sonra çözüp açan kadın gibi hidayete erdikten sonra dalâlete düşen kişi gibi olmayın. Yeminlerini, misaklerini ve ahdlerini yok sayan bir ümmetin sayısının yeminlerini, misaklerini ve ahdlerini yerine getiren diğer bir ümmetten daha çok olmasına dayanarak, yeminlerinizi aranızda hile konusu ediniyorsunuz. Oysa Allah, sizi onunla yeminlerinizi yerine getirme konusunda imtihan ediyor. Ve kıyâmet günü, hakkında ihtilâf etmiş olduğunuz şeyi hidayete ermeyi mutlaka size açıklayacak beyan edecek.Nahl Suresi 93. Ayet Ve lev şâallâhu le cealekum ummeten vâhideten ve lâkin yudıllu men yeşâu ve yehdî men yeşâ’yeşâu, ve le tus’elunne ammâ kuntum ta’melûnta’melûne. Meali Ve eğer Allah dileseydi, elbette sizi tek bir ümmet kılardı. Fakat O, dilediğini doğuştan bütün insanlar dalâlette olduğundan Allah’a ulaşmayı dilemeyeni, Allah Kendisine ulaştırmaz, böylece onu dalâlette bırakır. Ve dilediğini Allah’a ulaşmayı dileyeni hidayete erdirir verdiği söz gereğince, kefaleti sebebiyle Kendisine ulaştırır. Ve elbette yaptıklarınızdan yapmış olduğunuz amellerinizden Suresi 94. Ayet Ve lâ tettehızû eymânekum dehalen beynekum fe tezille kademun ba’de subûtihâ ve tezûkus sûe bimâ sadedtum an sebîlillâhsebîlillâhi, ve lekum azâbun azîmazîmun. Yeminlerinizi aranızda hile konusu edinmeyin kılmayın. Öyle yaptığınız taktirde, yere sağlam bastıktan hidayete erdikten sonra ayak kayar dalâlete düşersiniz. Ve kötülüğü kişinin yoldan çıktıktan sonra yaşayacağı huzursuzlukları tadarsınız. Allah’ın yolundan yüz çevirdiğinizden dolayı sizin için büyük azap Suresi 95. Ayet Ve lâ teşterû bi ahdillâhi semenen kalîlâkalîlen, innemâ indallâhi huve hayrun lekum in kuntum ta’lemûnta’lemûne. Meali Ve Allah’ın ahdini, az bir bedelle satmayın. Oysa o ahd, Allah’ın indinde katında sizin için daha hayırlıdır, bilseniz bilmiş olsaydınız.Nahl Suresi 96. Ayet Mâ ındekum yenfedu ve mâ ındallâhi bâkbâkın, ve le necziyennellezîne saberû ecrehum bi ahseni mâ kânû ya’melûnya’melûne. Meali Sizin yanınızda olan şeyler biter. Allah’ın indinde katında olan şeyler bakidir tükenmez. Ve sabredenleri, yapmış oldukları amellerin ecirlerini bedellerini, mutlaka daha güzeli ile mükâfatlandıracağız karşılığını vereceğiz.Nahl Suresi 97. Ayet Men amile sâlihan min zekerin ev unsâ ve huve mu’minun fe le nuhyiyennehu hayâten tayyibehtayyibeten, ve le necziyennehum ecrehum bi ahseni mâ kânû ya’melûnya’melûne. Meali Mü’min olan kadın ve erkekten kim salih nefsini tezkiye ve tasfiye edici amel işlerse, o taktirde ona mutlaka tayyib temiz, helâl bir hayat yaşatırız. Ve onları, mutlaka yapmış oldukları amellerin ecirlerinden bedellerinden, daha ahseni güzeli ile Suresi 98. Ayet Fe izâ kare’tel kur’âne festeız billâhi mineş şeytânir racîmracîmi. Meali Öyleyse Kur’ân-ı Kerim’i okuduğun zaman recmedilmiş taşlanmış şeytandan hemen Allah’a Suresi 99. Ayet İnnehu leyse lehu sultânun alellezîne âmenû ve alâ rabbihim yetevekkelûnyetevekkelûne. Meali Çünkü onun, âmenû olanlar ve Rab’lerine tevekkül edenler üzerinde bir sultanlığı yaptırım gücü Suresi 100. Ayet İnnemâ sultânuhu alellezîne yetevellevnehu vellezîne hum bihî müşrikûnmüşrikûne. Meali Onun şeytanın sultanlığı yaptırım gücü sadece ona şeytana yönelenlerin ve onunla şeytanla, Allah’a ulaşmayı dilemedikleri için Allah’a şirk koşanların üzerindedir onları etkiler.Nahl Suresi 101. Ayet Ve izâ beddelnâ âyeten mekâne âyetin vallâhu a’lemu bimâ yunezzilu kâlû innemâ ente muftermufterin, bel ekseruhum lâ ya’lemûnya’lemûne. Meali Biz, bir âyeti değiştirerek onun yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman “Allah neyi indireceğini bildiğine göre sen sadece bir müfterisin iftira edensin.” dediler. Hayır, onların çoğu Suresi 102. Ayet Kul nezzelehu rûhul kudusi min rabbike bil hakkı li yusebbitellezîne âmenû ve huden ve buşrâ lil muslimînmuslimîne. Meali De ki “O’nu Kur’ân-ı Kerim’i, Rabbinden hak ile âmenû olanları sebat ettirmek için ve müslümanlara teslim olanlara, hidayet ve müjde olarak Ruh’ûl Kudüs Cebrail indirdi.”Nahl Suresi 103. Ayet Ve lekad na’lemu ennehum yekûlûne innemâ yuallimuhu beşerbeşerun, lisânullezî yulhıdûne ileyhi a’cemiyyun ve hâzâ lisânun arabiyyun mubînmubînun. Meali Ve andolsun ki Biz, onların “Fakat O’nu Kur’ân-ı Kerim’i, ona şüphesiz bir beşer insan öğretiyor.” dediğini biliyoruz. Ona isnad ettikleri kişinin lisanı acemidir Arapça değildir. Bu Kur’ân-ı Kerim lisanı ise apaçık Arapça’ Suresi 104. Ayet İnnellezîne lâ yu’minûne bi âyâtillâhi lâ yehdîhimullâhu ve lehum azâbun elîmelîmun. Meali Muhakkak ki Allah, Allah’ın âyetlerine inanmayanları îmân etmeyenleri hidayete erdirmez onların ruhunu Kendisine ulaştırmaz. Ve onlar için elîm azap Suresi 105. Ayet İnnemâ yefterîl kezibellezîne lâ yu’minûne bi âyâtillâhi ve ulâike humul kâzibûnkâzibûne. Meali Sadece Allah’ın âyetlerine inanmayanlar, yalanla iftira ederler. İşte onlar; onlar, Suresi 106. Ayet Men kefere billâhi min ba’di îmânihî illâ men ukrihe ve kalbuhu mutmainnun bil îmâni ve lâkin men şereha bil kufri sadran fe aleyhim gadabun minallâhminallâhi, ve lehum azâbun azîmazîmun. Meali Kalbi îmânla mutmain olmuş olduğu halde zorlanan kimse hariç, fakat kim îmânından hidayete erdikten sonra Allah’ı inkâr ederse ve kim küfre göğüs açarsa irşad makamından şüphe edip fıska düşerse, kişinin küfrü talebi sebebiyle, Allahû Tealâ, onun göğsünü küfre açar, şerheder, artık Allah’tan bir gazap onların üzerinedir ve onlar için azîm azap Suresi 107. Ayet Zâlike bi ennehumustehebbûl hayâted dunyâ alel âhıreti ve ennallâhe lâ yehdîl kavmel kâfirînkâfirîne. Meali İşte bu, onların dünya hayatını, ahiret hayatına göre daha çok sevmeleri ve Allah’ın, kâfir kavmi hidayete erdirmemesi Suresi 108. Ayet Ulâikellezîne tabeallâhu alâ kulûbihim ve sem’ihim ve ebsârihim, ve ulâike humul gâfilûngâfilûne. Meali İşte onlar, Allah’ın kalplerini, işitme hassalarını ve görme hassalarını tabettiği mühürlediği kimselerdir. Ve işte onlar; onlar, Suresi 109. Ayet Lâ cereme ennehum fîl âhıreti humul hâsirûnhâsirûne. Meali Onların, ahirette hüsrana düşenler olduğuna şüphe Suresi 110. Ayet Summe inne rabbeke lillezîne hâcerû min ba’di mâ futinû summe câhedû ve saberû inne rabbeke min ba’dihâ le gafûrun rahîmrahîmun. Meali Daha sonra da muhakkak ki senin Rabbin, işkenceye uğratıldıktan sonra hicret göç edenlere sonra da cihad edip sabredenlere, şüphesiz bütün bunlardan sonra, elbette Gafur mağfiret eden’dur ve Rahîm rahmet nuru gönderen’ Suresi 111. Ayet Yevme te’tî kullu nefsin tucâdilu an nefsihâ ve tuveffâ kullu nefsin mâ amilet ve hum lâ yuzlemûnyuzlemûne. Meali O gün, bütün nefsler gelir. Herkes hayat filmini görerek, kaybettiği ve kazandığı dereceler açısından kendi nefsi ile mücâdele eder. Ve herkese amelleri yaptıkları ödenir. Ve onlara zulmedilmez haksız olarak negatif derece yazılmaz.Nahl Suresi 112. Ayet Ve daraballâhu meselen karyeten kânet âmineten mutmainneten ye’tîhâ rızkuhâ ragaden min kulli mekânin fe keferet bi en’umillâhi fe ezâkahallâhu libâsel cûi vel havfi bimâ kânû yasnaûnyasnaûne. Meali Ve Allah, korkudan emin ve mutmain huzurlu, tatmin olmuş olan bir şehri halkını misal verdi. Onun rızkı, heryerden bol bol geliyordu. Fakat o şehir halkı, Allah’ın ni’metlendirmesine nankörlük etti. Bundan sonra Allah, onlara yapmış olduklarından dolayı açlık ve korku libasını Suresi 113. Ayet Ve lekad câehum resûlun minhum fe kezzebûhu fe ehazehumul azâbu ve hum zâlimûnzâlimûne. Ve andolsun ki; onlara, kendilerinden kendi içlerinden bir resûl geldi. Fakat onu yalanladılar. Böylece azap onları yakaladı. Ve onlar Suresi 114. Ayet Fe kulû mimmâ razakakumullâhu halâlen tayyiben veşkurû ni’metallâhi in kuntum iyyâhu ta’budûnta’budûne. Meali Öyleyse Allah’ın sizi rızıklandırdığı helâl ve tayyib güzel, temiz olan şeylerden yeyin! Ve eğer siz, yalnız O’na kul olduysanız, Allah’ın nimetlerine şükredin!Nahl Suresi 115. Ayet İnnemâ harreme aleykumul meytete veddeme ve lahmel hınzîri ve mâ uhılle li gayrillâhi bihbihî, fe menıdturra gayre bâgın ve lâ âdin fe innallâhe gafûrun rahîmrahîmun. Meali Size sadece ölüyü, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası adına kurban edileni haram kıldı. Artık kim zarurette yemek zorunda kalırsa, haddi aşmadığı ve hakka tecavüz etmediği taktirde muhakkak ki Allah, Gafur’dur mağfiret edendir, affedendir, Rahîm rahmet nuru gönderen’ Suresi 116. Ayet Ve lâ tekûlû limâ tesıfu elsinetukumul kezibe hâzâ halâlun ve hâzâ harâmun li tefterû alâllâhil kezibkezibe, innellezîne yefterûne alâllâhil kezibe lâ yuflihûnyuflihûne. Meali Allah’a yalanla iftira etmek için dillerinizin vasıflandırması ile “bu helâldir, bu haramdır” diye yalan söylemeyin. Muhakkak ki Allah’a yalanla iftira edenler, felâha kurtuluşa Suresi 117. Ayet Metâun kalîlun ve lehum azâbun elîmelîmun. Meali Ve onlar için elîm azap ve dünya üzerinde az bir meta Suresi 118. Ayet Ve alellezîne hâdû harremnâ mâ kasasnâ aleyke min kablkablu, ve mâ zalemnâhum ve lâkin kânû enfusehum yazlimûnyazlimûne. Meali Ve daha önce sana anlattığımız şeyleri, yahudilere haram kıldık. Biz, onlara zulmetmedik. Fakat onlar, kendilerine Suresi 119. Ayet Summe inne rabbeke lillezîne amilûs sûe bi cehâletin summe tâbû min ba’di zâlike ve aslahû inne rabbeke min ba’dihâ le gafûrun rahîmrahîmun. Meali Sonra muhakkak ki senin Rabbin, cahillikle kötülük yapıp, sonra bunun arkasından tövbe edip ıslâh olanlar nefslerini tezkiye edenler için, ondan sonra mutlaka Gafur’dur mağfiret edendir ve Rahîm rahmet nuru gönderen’ Suresi 120. Ayet nne ibrâhîme kâne ummeten kâniten lillâhi hanîfâhanîfen ve lem yeku minel muşrikînmuşrikîne. Meali Muhakkak ki İbrâhîm Allah’a hanif tek Allah’a inanan olarak kanitin olan yönelen bir ümmet idi. Ve o, müşriklerden Suresi 121. Ayet Şâkiren li en’umihen’umihî, ictebâhu ve hudâhu ilâ sırâtın mustekîmmustekîmin. Meali O’nun Allah’ın ni’metlerine şükredici idi. Allah, onu seçti. Ve onu Sıratı Mustakîm’e Allah’a ulaştıran yola hidayet etti ulaştırdı.Nahl Suresi 122. Ayet Ve âteynâhu fîd dunyâ hasenehhaseneten, ve innehu fîl âhıreti le mines sâlihînsâlihîne. Meali Ve ona dünyada hakettiği haseneler pozitif dereceler verdik. Muhakkak ki o, ahirette elbette Suresi 123. Ayet Summe evhaynâ ileyke enittebi’ millete ibrâhîme hanîfâhanîfen, ve mâ kâne minel muşrikînmuşrikîne. Meali Sonra da sana “hanif vahdet, tevhid ve teslimi esas alan olarak İbrâhîm dînine tâbî olmayı” vahyettik. Ve o, müşriklerden Suresi 124. Ayet İnnemâ cuiles sebtu alellezînahtelefû fîhfîhî, ve inne rabbeke le yahkumu beynehum yevmel kıyâmeti fîmâ kânû fîhi yahtelifûnyahtelifûne. Meali Sadece onun hakkında ihtilâfa düşenlerin üzerine cumartesi balık avlama yasak kılındı. Ve muhakkak ki senin Rabbin, kıyâmet günü, onların arasında hakkında ihtilâf etmiş oldukları şeyde elbette hüküm 125. Ayet Ud’u ilâ sebîli rabbike bil hikmeti vel mev’ızatil haseneti ve câdilhum billetî hiye ahsenahsenu, inne rabbeke huve a’lemu bi men dalle an sebîlihî ve huve a’lemu bil muhtedînmuhtedîne. Meali Rabbinin yoluna Allah’a ulaştıran yola, Sıratı Mustakîm’e hikmetle ve güzel pozitif dereceler kazandıracak öğütle davet et. Onlarla en güzel şekilde mücâdele et. Muhakkak ki senin Rabbin, O’nun yolundan Sıratı Mustakîm’den sapanları dalâlete düşenleri ve hidayete erenleri 126. Ayet Ve in âkabtum fe âkıbû bi misli mâ ûkıbtum bihbihî, ve le in sabertum le huve hayrun lis sâbirînsâbirîne. Meali Ve şâyet siz, ikab edecekseniz ceza verecekseniz, o taktirde onların sizi onunla cezalandırdıklarının misliyle cezalandırın! Ve eğer gerçekten sabrederseniz elbette o sabırları, sabredenler için daha 127. Ayet Vasbır ve mâ sabruke illâ billâhi ve lâ tahzen aleyhim ve lâ teku fî daykın mimmâ yemkurûnyemkurûne. Meali Sabret! Senin sabrın sadece Allah iledir Allah’ın tasarrufu iledir. Onların yüzünden mahzun olma ve onların kurdukları tuzaklar sebebiyle sıkılma sıkıntı içinde olma.Nahl 128. Ayet İnnallâhe meallezînettekav vellezîne hum muhsinûnmuhsinûne. Meali Muhakkak ki Allah, takva sahipleri ile beraberdir. Ve onlar, KonularNahl Suresi 90. Ayet TefsiriNahl Suresi Türkçe AnlamıCuma HutbesiKuran-ı Kerim Hakkında BilgiKur’ân-ı Kerim Nüzul İniş Sırasına göre SurelerFatiha SuresiBakara SuresiAyetel KürsiAmenerrasulüYasin suresiKısa Namaz SureleriNamazda Okunan Sure ve Facebook’tan takip etmeyi unutmayın!
Üzgünüz, bu videoyu sadece Kayıtlı üyeler izleyebilir. Lütfen giriş Yapınız ya da Buraya Tiklayarak sitemize ücretsiz üye olabilirsiniz. Teşekkürler! Arkadaşlarınıza da önerin! Bu videoyu beğenmediniz. Dikkate alacağız! HİLAL TV televizyonunda 22 Aralık 2014 tarihinde yayınlanan, Erdem UYGAN'ın sunduğu, Dr Fatih ORUM’un konuk olduğu “Kuran'a Göre İman ve Küfür” konusunun ele alındığı, Yükselen Sözler programında yer alan ayetlerden, Nisa Suresi 136. ayetinin Türkçe meali. Ey İnananlar! Allah’a, Elçisine; o Elçi’ye indirdiği Kitab’a ve daha önce indirdiği kitaplara güvenin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, elçilerini ve ahiret gününü görmezlik eder de kâfir olursa işte o gerçekten iyice sapıtmış demektir. Nisa Suresi 136 ayetinin meali. Kategori Fatih Orum Yorum Yazın Yorumlar Facebook Disqus
وَلَقَدْ بَعَثْنَا فِى كُلِّ أُمَّةٍۢ رَّسُولًا أَنِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ وَٱجْتَنِبُوا۟ ٱلطَّٰغُوتَ ۖ فَمِنْهُم مَّنْ هَدَى ٱللَّهُ وَمِنْهُم مَّنْ حَقَّتْ عَلَيْهِ ٱلضَّلَٰلَةُ ۚ فَسِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَٱنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُكَذِّبِينَSaad Al Ghamdi .. Mishary Rashid al Afasy Turkce Okunusveleḳad be`aŝnâ fî külli ümmetir rasûlen eni-`büdü-llâhe vectenibu-ṭṭâgût. feminhüm men hede-llâhü veminhüm men ḥaḳḳat `aleyhi-ḍḍalâleh. fesîrû fi-l'arḍi fenżurû keyfe kâne `âḳibetü-lmükeẕẕibîn. Suleyman AtesAndolsun biz, her millet içinde "Allah'a kulluk edin, şeytana tapmakdan kaçının" diye bir elçi gönderdik. Onlardan kimine Allah hidayet etti, onlardan kimine de sapıklık gerekli oldu. İşte yeryüzünde gezin de bakın, yalanlayanların sonu nasıl olmuş! ..diğer meâller
1. Allah’ın emri geldi, sakın onu acele edip istemeyiniz. Allah, müşriklerin koştukları ortaklardan münezzeh ve yücedir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 2. Kendi emrinden ruh vahiy ile melekleri, kullarından dilediği peygamberlere indirip şu gerçeği insanlara bildirin, buyuruyor Benden başka hiçbir ilâh yoktur. Ancak benden korkun. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 3. Allah gökleri ve yeri hikmeti ile yarattı. O, kâfirlerin ortak koştukları şeylerden çok yücedir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 4. O, insanı bir meniden spermadan yarattı. Bir de bakarsın ki o, Rabbine karşı apaçık bir düşmandır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 5. Hayvanları da O yarattı. Onlarda sizi ısıtacak şeyler ve birçok faydalar vardır. Ve siz onlardan bir kısmını da yersiniz. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 6. O hayvanları, akşam vakti getirirken ve sabahleyin salarken, onlarda sizin için bir güzellik ve zevk vardır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 7. Bu hayvanlar, ancak güçlükle varabileceğiniz bir memlekete yüklerinizi taşır. Rabbiniz, şüphesiz çok şefkatlidir, çok merhametlidir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 8. Hem kendilerine binesiniz, hem de zinet olsun diye atları, katırları, ve merkepleri yarattı. Ve şu anda bilemeyeceğiniz daha nice şeyler yaratacak. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 9. Doğru yolu göstermek Allah’a aittir. Onun eğrisi de vardır. Allah dileseydi, sizin hepinizi hidayete erdirirdi. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 10. Sizin için gökten su indiren O’dur. İçecek su ondandır; hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler de o su ile yetişir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 11. Allah, sizin için, o su ile ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve her çeşit meyveleri bitirir. Şüphesiz ki bunda düşünecek bir topluluk için büyük bir ibret vardır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 12. Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize O verdi. Bütün yıldızlar da O’nun emrine boyun eğmişlerdir. Şüphesiz ki bunda aklını kullanan bir toplum için ibretler vardır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 13. Yeryüzünde sizin için yarattığı değişik renklerdeki şeyleri de sizin hizmetinize sunmuştur. Elbette bunda öğüt alan kimseler için bir ibret vardır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 14. Yine denizden taze et balık yiyesiniz ve ondan takındığınız süs eşyasını çıkarasınız diye, denizi emrinize veren Allah’tır. Gemilerin denizde suyu yararak gittiklerini görüyorsun. Lütfundan rızık aramanız ve şükretmeniz için Allah böyle yapmıştır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 15. Allah, yeryüzü sizi sarsmasın diye oraya sabit dağlar yerleştirdi. Yolunuzu bulmanız için de nehirler ve yollar yarattı. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 16. Daha birçok âlametler yarattı. İnsanlar geceleyin de Allah’ın yarattığı yıldızlarla yönlerini bulurlar. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 17. Hiç yaratan Allah, yaratmayan putlar gibi olur mu? Artık siz düşünmez misiniz? Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 18. Halbuki Allah’ın nimetlerini teker teker saymaya kalkışsanız, onları sayamazsınız. Muhakkak ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 19. Allah, gizlediğinizi de açıkladığınızı da bilir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 20. Kâfirlerin Allah’tan başka yalvardıkları putlar ise, hiçbir şey yaratamazlar. Çünkü onlar, kendileri yaratılmışlardır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 21. O putlar, hep ölüdürler, diri değildirler ve insanların öldükten sonra ne zaman dirileceklerini de bilmezler. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 22. İlâhınız bir tek ilâhtır. Bununla beraber ahirete inanmayanların kalbleri inkârcı, kendileri de böbürlenen kimselerdir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 23. Şüphesiz ki Allah, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir. Doğrusu Allah, kendilerini büyük görüp hakkı kabul etmeyenleri sevmez. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 24. Onlara Rabbiniz ne indirdi?» denildiği zaman, Öncekilerin efsanelerini» dediler. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 25. Bunu söylemelerinin sebebi şu Kıyamet günü, kendi günahlarını tam olarak yüklendikten başka, bilgisizlikleri yüzünden saptırmakta oldukları kimselerin günahlarından bir kısmını da yükleneceklerdir. Dikkat edin, yüklendikleri günah ne kötüdür! Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 26. Onlardan öncekiler de tuzak kurdular. Fakat Allah onların binalarını temelinden sarstı, çatı tepelerinden üzerlerine çöktü ve azap onlara farkedemedikleri bir yönden geldi. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 27. Sonra kıyamet günü Allah, O kâfirleri rezil rüsvay edecek ve diyecek ki Hani uğrunda müminlere karşı düşman kesildiğiniz ortaklarım nerede?» Kendilerine ilim verilmiş olanlar Şüphesiz bugünün rezilliği ve kötülüğü kâfirleredir.» diyeceklerdir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 28. O kâfirler, kendilerine zulmetmiş kimseler olarak, meleklerin, canlarını aldıkları kimselerdir. O vakit onlar şöyle diyerek teslim olurlar Biz, bir kötülükten dolayı yapmıyorduk.» Onlara Hayır, Allah sizin ne maksatla yaptığınızı elbette çok iyi bilendir.» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 29. O halde içinde ebedî kalacağınız cehennemin kapılarından girin» denir. Kibirlenenlerin yeri ne kötüdür! Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 30. Kötülüklerden sakınanlara Rabbiniz ne indirdi?» denilince Hayır indirdi» derler. Bu dünyada güzel amel işleyenlere güzel bir mükafat var. Elbette ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. Allah’tan korkanların yurdu ne güzeldir! Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 31. O girecekleri yer, Adn cennetleridir ki, altından ırmaklar akar. Orada Allah’tan korkanlara diledikleri nimetler vardır. İşte Allah, takva sahiplerini böyle mükafatlandırır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 32. Takva sahipleri o kimselerdir ki, melekler, canlarını hoş ve rahat halde alırlar. Selam size, yapmış olduğunuz güzel işlerin mükafatı olarak girin cennet’e...» derler. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 33. Ancak kendilerine, ruhlarını alacak meleklerin gelmesini veya Rabbinin azab emrinin kıyametin gelip çatmasını bekliyorlar! Kendilerinden öncekiler de böyle yapmışlardı. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmetmişlerdi. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 34. Bunun için, sonunda yaptıklarının cezası başlarına felaket oldu ve alay edip durdukları o azap, kendilerini kuşattı. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 35. Allah’a ortak koşanlar dediler ki Allah dileseydi, ne biz, ne atalarımız O’ndan başka hiçbir şeye tapmazdık ve O’nun emri dışında hiçbir şeyi haram kılmazdık» Kendilerinden öncekiler de böyle yaptılar. Buna karşı peygamberlerin vazifesi, ancak açık seçik bir tebliğden, ibarettir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 36. Andolsun ki biz her ümmete, Allah’a ibadet edin ve putlara tapmaktan sakının.» diye bir peygamber gönderdik. Allah, bu ümmetlerden bir kısmına hidayet etti, bir kısmına da sapıklık hak olmuştur. Şimdi yeryüzünde bir gezip dolaşın da bakın ki, peygamberleri yalanlayanların sonunun ne olduğunu bir görün? Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 37. Ey Muhammed! Sen o kâfirlerin hidayete ermelerini ne kadar istesen de Allah, saptırdığı kimseyi hidayete erdirmez. Onların hiçbir yardımcısı da yoktur. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 38. Kâfirler, Allah ölen kimseyi diriltmez.» diye en kuvvetli yeminleriyle Allah’a yemin ettiler. Hayır, bu ölüleri diriltmek, Allah’ın kendisine karşı bir vaadidir. Ancak insanların çoğu bunu bilmezler. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 39. Allah ölüleri diriltecek ki, o kâfirlerin, hakkında ihtilaf ettikleri şeyi onlara açıkça göstersin ve bunu inkâr edenler kendilerinin yalancı olduklarını bilsinler. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 40. Biz bir şeyi dilediğimiz zaman, ona sözümüz sadece ol» dememizdir. O da hemen oluverir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 41. Zulme uğradıktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince, biz dünyada mutlaka onları güzel bir yere yerleştiririz. Halbuki bilirlerse ahiretin mükafatı elbette daha büyüktür. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 42. O Muhacirler, müşriklerin eziyetlerine sabredenler ve Rablerine tevekkül edenlerdir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 43. Ey Peygamber! Senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bunu bilmiyorsanız Tevrat ve İncil âlimlerine sorun. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 44. Biz o peygamberleri mucizelerle ve kitaplarla gönderdik. Ey Peygamberim! Sana da Kur’ân’ı indirdik ki, insanlara vahyedileni açıklayasın. Belki onlar da düşünürler. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 45. Sinsice kötü tuzaklar kuranlar, Allah’ın kendilerini yerin dibine geçiremeyeceğinden, yahut bilemeyecekleri bir yerden azabın gelmeyeceğinden emin mi oldular? Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 46. Yahut rızık için dolaşıp dururlarken Allah’ın azabının kendilerini yakalayıvermesinden emin mi oldular? Üstelik onlar, azabı engelleyici de değillerdir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 47. Yahut ta kendilerini azar azar yakalayıp helak etmesinden emin mi oldular? Şüphesiz Rabbiniz çok şefkatlidir, çok merhametlidir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 48. Onlar, Allah’ın yarattığı birtakım şeyleri görmediler mi ki? Gölgeleri Allah’ın kudretine boyun eğip secde ederek, sağa sola döner, dolaşır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 49. Göklerde ve yer yüzünde bulunan canlılar ve bütün melekler, kibirlenmeden Allah’a secde ederler. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 50. Kendilerine hakim olan Rabblerinden korkarlar ve emrolundukları her şeyi yaparlar. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 51. Allah, buyurmuştur ki İki ilâh edinmeyin. O, ancak bir ilâhdır. Onun için yalnız benden korkun. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 52. Göklerde ve yerde olan her şey yalnız O’nundur. Din de daima O’nundur. Böyle iken, siz Allah’tan başkasından mı korkarsınız? Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 53. Nimet olarak size ulaşan ne varsa, Allah’tandır. Sonra size bir zarar dokunduğu zaman da yalnız O’na yalvarırsınız. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 54. Sonra Allah bu sıkıntıyı sizden kaldırdığı zaman, bir de bakarsınız ki, içinizden bir topluluk, hemen Rablerine ortak koşarlar. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 55. Bunu kendilerine verdiğimiz nimete nankörlük etmek için yaparlar. Şimdi eğlenin bakalım! Fakat yakında bileceksiniz. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 56. Bir de müşrikler kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden tutuyorlar mahiyetini bilmedikleri şeylere putlara pay ayırıyorlar. Allah’a andolsun ki, siz bu yaptığınız iftiralardan mutlaka hesaba çekileceksiniz. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 57. Onlar, Allah’a kızlar isnad ediyorlar. O, bundan münezzehtir. Kendilerine ise erkek çocukları isnad ederler. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 58. Halbuki onlardan birine, kız doğum haberi müjdelendiği zaman içi öfkeyle dolar, yüzü kapkara kesilir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 59. Kendisine verilen müjdenin kötülüğü, dolayısıyla kavminden gizlenir. Şimdi acaba o çocuğu zillet ve horluğa katlanarak saklayacak mı? Yoksa toprağa mı gömecek? Dikkat edin verdikleri hüküm ne kötüdür! Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 60. Ahirete iman etmeyenler için kötü sıfatlar var. En yüce sıfatlar ise, Allah’ındır. O çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 61. Eğer Allah insanları zulümleri yüzünden hesaba çekseydi, yeryüzünde kımıldayan tek canlı bırakmazdı. Fakat Allah onları, belli bir vakte kadar erteler. Müddetleri ecelleri geldiği zaman, onu ne bir saat erteleyebilirler, ne de öne alabilirler. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 62. Müşrikler, kendilerinin hoşlanmadıkları şeyleri, Allah’a isnad ediyorlar. Dilleri, en güzel şeylerin kendilerine ait olduğunu yalan yere durmadan söyler. Hiç şüphesiz onlar için, sadece ateş vardır. Oraya en önde gidip kalacaklardır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 63. Allah’a yemin olsun ki, biz senden önce bir çok ümmetlere peygamberler gönderdik. Ne var ki şeytan, onlara amellerini bezeyip süslü gösterdi. Bugün de o şeytan, kâfirlerin dostudur. Onlar için acı bir azab vardır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 64. Ey Resulüm! Biz, sana bu kitabı Kur’ânı sırf hakkında ihtilafa düştükleri şeyi insanlara açıklaman için ve iman edecek topluma bir hidayet, bir rahmet olsun diye indirdik. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 65. Allah gökten bir su indirdi ve onunla yeryüzüne ölümünden sonra hayat verdi. Şüphesiz ki bunda dinleyen bir millet için büyük bir ibret vardır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 66. Gerçekten süt veren hayvanlarda da size bir ibret vardır. Size işkembelerindeki yem artıklarıyla kandan meydana gelen, içenlere içimi kolay halis bir süt içirmekteyiz. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 67. Hurma ve üzüm ağaçlarının meyvalarından da hem içki, hem de güzel gıdalar edinirsiniz. Şüphesiz ki bunda aklını kullanan kimseler için büyük bir ibret vardır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 68. Senin Rabbin bal arısına şöyle vahyetti Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kuracakları kovanlardan kendine evler edin. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 69. Sonra meyvaların hepsinden ye de, Rabbinin sana kolay kıldığı yollara gir, diye ilham etti. Onların karınlarından renkleri çeşitli bir bal çıkar ki, onda insanlar için şifâ vardır. Şüphesiz ki bunda düşünen bir millet için, büyük bir ibret vardır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 70. Allah, sizi yarattı, sonra da sizi öldürecektir. İçinizden kimi de, biraz bilgiden sonra eşyayı önceki bildiği gibi bilmesin diye, ömrün en kötü çağına kadar yaşatılır. Şüphesiz ki Allah çok bilgili ve büyük kudret sahibidir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 71. Allah, rızık yönünden bir kısmınızı diğerlerinden üstün kıldı. Kendilerine bol rızık verilenler, rızıklarını ellerinin altındakilere vermiyorlar ki, onda eşit olsunlar. Durum böyle iken Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar? Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 72. Allah, size kendi cinsinizden eşler, o eşlerinizden de oğullar ve torunlar yarattı. Sizi helal ve güzel gıdalarla rızıklandırdı. Onlar, hâlâ batıla mı inanıyorlar? ve Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar? Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 73. Müşrikler, Allah’ı bırakıp, göklerden ve yerden kendileri için hiçbir rızka sahip olmayan ve sahip olmaya da güçleri yetmeyen şeylere taparlar. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 74. Artık Allah’a ortaklar koşmayın. Çünkü Allah, eşi bulunmadığını bilir, siz bilmezsiniz. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 75. Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasının malı olmuş bir köle ile, kendisine güzel bir rızık verilen ve o rızıkdan gizli ve açık olarak harcayan hür bir insanı misal verdi. Hiç bunlar eşit olur mu? Bütün hamd Allah’a mahsustur. Doğrusu insanların çoğu bilmezler. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 76. Allah şu iki adamı da misal verdi Bunlardan biri dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez; efendisine bir yüktür. Onu nereye gönderse bir hayır getiremez. Şimdi, bu adamla, adaletle emreden ve doğru yolda bulunan adam eşit olur mu? Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 77. Göklerin ve yerin gaybını bilmek Allah’a aittir. Kıyametin kopuşu yalnız bir göz kırpması veya daha az bir zamandan başkası değildir. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 78. Allah sizi annelerinizin karnından çıkardığı zaman hiçbir şey bilmiyordunuz. Şükredesiniz diye size işitme duygusu, gözler ve gönüller verdi. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 79. Göğün boşluğunda Allah’ın emrine boyun eğdirilerek uçuşan kuşlara bakmadılar mı? Onları orada Allah’tan başkası tutamaz. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için âyetler ibretler vardır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 80. Allah size evlerinizden bir huzur ve dinlenme yeri yaptı. Hayvanların derilerinden gerek yolculuğunuzda ve gerekse konaklama zamanlarınızda kolayca taşıyacağınız hafif evler çadırlar ve yünlerinden, yapağılarından ve kıllarından bir süreye kadar giyinecek, kuşanacak, serilecek ve döşenecek bir eşya ve ticaret malı yaptı. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 81. Allah, yarattıklarından sizin için gölgeler yaptı ve sizin için dağlarda barınaklar yarattı. Sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve savaşta sizi koruyan elbiseler zırhlar yarattı. İşte böylece Allah müslüman olasınız diye üzerinize nimetini tamamlamaktadır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 82. Buna rağmen eğer yüz çevirirlerse, ey Muhammed! Artık sana düşen sadece açık bir şekilde tebliğden ibarettir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 83. Hem Allah’ın nimetini bilirler, sonra da onu inkâr ederler. Onların çoğu kâfir kimselerdir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 84. Her ümmetten bir şahid getireceğimiz gün, artık kâfirlere ne izin verilecek, ne de onlardan özür dilemeleri istenecektir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 85. O zulmedenler, azabı gördükleri zaman, artık onlardan ne azab hafifletilir, ne de onlara süre verilir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 86. Ve o Allah’a ortak koşanlar, ortak koştuklarını putları gördükleri zaman Rabbimiz! İşte bunlar, seni bırakıp da kendilerine taptığımız ortaklarımızdır» diyecekler. Koştukları ortaklar da onlara; Siz mutlaka yalancılarsınız» diye söz atarlar. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 87. O gün Allah’a teslim bayrağını çekerler, bütün o uydurdukları şeyler kendilerini bırakıp kaybolup gitmişlerdir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 88. İnkâr eden ve insanları Allah yolundan çevirenler, diğer kimseleri de bozdukları için onlara azab üstüne azab artırdık. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 89. Biz o gün, her ümmet içinde, kendilerinden kendi üzerlerine bir şahit göndereceğiz. Seni de onların üzerine şahit getireceğiz. Bu kitabı da, her şeyi açıklayan ve müslümanlara doğruyu gösteren bir rehber, bir rahmet kaynağı ve bir müjdeleyici olarak indirdik. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 90. Şüphesiz ki Allah, size adaleti, iyilik yapmayı ve yakınlara bakmayı emreder; hayasızlıktan, fenalıktan ve azgınlıktan nehyeder. Öğüt almanız için size böyle öğüt verir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 91. Bir de anlaşma yaptığınızda Allah’ın ahdini yerine getirin ve pekiştirdikten sonra yeminleri bozmayın. Allah’ı üzerinize şahid tuttuğunuz halde, nasıl olur da bozarsınız! Şüphesiz ki Allah yaptıklarınızı bilir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 92. Bir ümmet, diğer bir ümmetten sayıca ve malca daha çok olduğu için, yeminlerinizi aranızda aldatma vasıtası yaparak, ipliğini sağlamca eğirdikten sonra onu söküp bozmaya çalışan kadın gibi olmayın. Allah sizi bununla imtihan eder ve şüphesiz hakkında ihtilaf ettiğiniz şeyleri kıyamet günü size mutlaka açıklayacaktır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 93. Allah dileseydi elbette hepinizi tek bir ümmet yapardı. Fakat Allah dilediğini saptırır ve dilediğine de hidayet verir. Şüphesiz ki, kıyamet gününde bütün yaptıklarınızdan sorumlu tutulacaksınız. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 94. Yeminlerinizi aranızda aldatma ve fesada vasıta edinmeyin, sonra sağlam basmışken bir ayak kayar da Allah yolundan saptığınız için, dünyada kötü azabı tadarsınız. Ahirette de size büyük bir azab olur. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 95. Allah’ın ahdini az bir bedel karşılığında değişmeyin. Eğer bilirseniz muhakkak ki Allah katındaki sevap sizin için daha hayırlıdır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 96. Sizin yanınızdaki dünya malı tükenir, Allah’ın katındakiler ise tükenmez. Muhakkak ki biz, Allah yolunda sabredenleri, yaptıkları amelin daha güzeliyle mükafatlandıracağız. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 97. Erkekten ve dişiden, mümin olarak kim iyi amel işlerse muhakkak onu güzel bir hayat ile yaşatacağız ve yapmakta oldukları amellerin daha güzeliyle mükafatlarını elbette vereceğiz. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 98. Şimdi Kur’ân okumak istediğin zaman önce o kovulmuş şeytandan Allah’a sığın. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 99. Şüphesiz ki iman edip de Rablerine tevekkül edenler üzerinde o şeytanın hiçbir nüfuzu yoktur. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 100. Şeytanın nüfuzu, ancak onu dost edinenlere ve Allah’a ortak koşanlaradır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 101. Biz bir âyeti değiştirip yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman Allah ne indirdiğini pek iyi bilmiş iken kâfirler Peygambere Sen, ancak bir iftiracısın» dediler. Hayır öyle değil; onların çoğu bilmezler. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 102. Ey Muhammed! Onlara de ki Kur’ân’ı Cebrail, iman edenlere sebat vermek, müslümanlara bir hidayet ve bir müjde olmak için Rabbinin katından hak olarak indirdi. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 103. Muhakkak biliyoruz ki kâfirler Kur’ân’ı Muhammed’e bir insan öğretiyor» diyorlar. Peygambere öğretiyor zannında bulundukları kimsenin dili yabancıdır. Bu Kur’ân ise apaçık bir Arapçadır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 104. Allah’ın âyetlerine iman etmeyenleri, muhakkak ki Allah hidayete erdirmez ve onlara can yakıcı bir azab vardır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 105. Yalanı ancak Allah’ın âyetlerine inanmayanlar uydurur. İşte onlar yalancıların ta kendileridir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 106. Kalbi iman ile sükûnet bulduğu halde dinden dönmeye zorlananlar dışında, her kim imanından sonra küfre kalbini açarsa, mutlaka onların üzerine Allah’tan bir gazab gelir ve kendilerine çok büyük bir azab vardır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 107. Bu azab şundan dolayıdır ki, onlar, dünya hayatını sevmiş ve onu ahirete tercih etmişlerdir. Allah da kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 108. Bunlar, o kimselerdir ki; Allah kalblerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlemiştir. Ve onlar, gafillerin ta kendileridir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 109. Hiç şüphesiz onlar, ahirette perişan olup hüsrana uğrayanların ta kendileridir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 110. Sonra şüphesiz Rabbin, eziyet edildikten sonra hicret eden, sonra cihad eden ve sabreden kimselerin yardımcısıdır. Bunlardan sonra Rabbin elbette çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 111. O gün, herkes nefsini kurtarmak için uğraşarak gelir ve herkese yaptığı işin karşılığı tamamiyle ödenir ve hiç kimseye de zulmedilmez. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 112. Allah bir şehri misal olarak verdi Bu şehir güvenli, huzurlu idi, Oraya her yerden rızkı bol bol geliyordu. Ne var ki onlar Allah’ın nimetlerine karşı nankörlük ettiler. Allah da onlara, yaptıkları işler yüzünden açlık ve korku elbisesini felâketini tattırdı. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 113. Andolsun ki, onlara içlerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar. Bunun üzerine zulüm yaparlarken azab da onları yakalayıverdi. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 114. Artık Allah’ın size rızık olarak verdiği şeylerden helal ve temiz olarak yiyin. Allah’ın nimetine şükredin, eğer gerçekten O’na ibadet edecekseniz. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 115. O size ancak ölü hayvanı, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası adına kesilenleri haram kıldı. Her kim bu haram şeyleri yemeye mecbur kalırsa başkasının hakkına saldırmadan ve aşırı gitmeden yiyebilir. Şüphesiz Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 116. Dillerinizin yalan vasfetmesi ile Şu helaldir, şu haramdır» demeyin; aksi halde Allah’a iftira etmiş olursunuz. Şüphesiz Allah’a yalan uyduranlar asla kurtulamazlar. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 117. Onlar için dünyada pek az bir menfaat var, ahirette ise çok acıklı bir azab vardır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 118. Sana anlattıklarımızı, daha önce yahudilere de haram kılmıştık. Biz onlara zulmetmemiştik. Fakat onlar kendi kendilerine zulmetmişlerdi. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 119. Sonra şüphe yok ki Rabbin, bir cahillikle günah işleyip ardından tevbe eden ve durumunu düzelten kimseleri bağışlar. Şüphesiz ki Rabbin, bu tevbeden sonra Gafurdur, Rahîmdir çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 120. Şüphesiz İbrahim Allah’a itaat eden, Hakk’a yönelen bir önderdi. Ve hiçbir zaman müşriklerden olmadı. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 121. Allah’ın nimetlerine şükredendi. Allah onu seçmiş ve doğru yola iletmişti. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 122. Ve biz ona İbrahim’e iyilik verdik. Şüphesiz ki o, ahirette de salihlerdendir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 123. Sonra da ey Muhammed! sana Hakk’a yönelen ve müşriklerden olmayan İbrahim’in dinine tabi ol» diye vahyettik. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 124. Cumartesi günü avlanmamak, ancak onda ihtilafa düşenlere farz kılındı. Şüphesiz Rabbin onların ihtilaf edip durdukları şeyler hakkında kıyamet günü, aralarında elbette hükmünü verecektir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 125. Ey Resulüm! Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır! Ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz Rabbin kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O, hidayete kavuşanları da en iyi bilendir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 126. Eğer bir suçtan dolayı ceza verecek olursanız size yapılan azab ve cezanın misli ile ceza verin. Ama sabrederseniz, elbette o, sabredenler için daha hayırlıdır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 127. Ey Peygamber! Sabret! Sabrın da ancak Allah’ın yardımı iledir. Onlardan dolayı üzülme! Kurdukları tuzaklardan telaş edip sıkıntıya düşme! Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 128. Şüphesiz Allah, takva sahipleri ile ve iyilikte bulunanlarla beraberdir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster
nahl suresinin 36 ayetinin meali