Kitap Çok Satan Kitaplar. Yeni Çıkan Kitaplar. Yazar Indeksi: 0-9 A B C Yazarlar Ne Okuyor? Ne Okusam? Kelepir Kitaplar;
aGTbsV9. Van Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen ve Doğu Anadolu Bölgesinin en büyük fuarı olma özelliğini taşıyan kitap fuarına çocuk yazarlar damga Sanayi Bölgesi Fuar Kongre Merkezi'nde düzenlenen ve birçok ilden 150 yayınevi ve 150'den fazla yazarın katıldığı kitap fuarında yaşları 10 ile 12 yaşındaki küçük yazarlar ilgi çekti. Yazmış oldukları eserlerle yaşıtlarının ve ziyaretçilerin büyük beğenisini toplayan 10 yaşındaki Akif Efe Pütün ile 12 yaşındaki Meryem Tekin fuarın en gözde yazarları oldu. Yazdıkları kitaplarla herkesin dikkatini çeken çocuk yazalar, okurlarına kitaplarını imzalatarak gelen ziyaretçilerle de fotoğraf çektirdi. İHA muhabirine konuşan Akif Efe Pütün, ilk kitabını 9 yaşındayken annesinden destek alarak yazmaya başladığını belirtti. İçerisinde 16 şiir ve 3 hikayenin yer aldığı "Bu Benim Dünyam" isimli şiir ve hikaye kitabını bir yılda yazdığını ifade eden Akif Efe Pütün "2017 yılında yine kitap fuarı olmuştu. Kitap fuarında çok sayıda stant vardı. Yayın evleri ve yazarlar katılmıştı. Yazarlar kitaplarını imzalarken bende onlar gibi olabilirim diye düşündüm. Bu sayede annemden destek alarak bir kitap yazdım. Kitabın sayfaları az ama tam bir yılımı aldı. Yazdığım kitap 16 sayfadan oluşuyor. Kitap satışlarımız günden güne artıyor" küçük yaşlarda kitap okuyup, çalışmalarını öneren Pütün, ileriki yaşlarda aynı özveriyi ve başarıyı yakalamayacaklarını kaydetti."Bu yıl ikinci kitabımı yazdım"İlk kitabını 7 yaşındayken yazdığını ve daha sonra "Çondilara Meryem'in Ülkesi" isimli ikinci masal kitabını da yazdığını ifade eden çocuk yazar Meryem Tekin ise, "Herkesin bir yeteneği vardır. Önemli olan ise bu yeteneğini ortaya çıkarabilmektir. Çocukların okumaması için önlerinde hiçbir engel yoktur. Yeter ki okuma istekleri olsun" diye konuştu."Bütün yazarları örnek alıyorum"Kitap yazarken bütün yazarları örnek aldığına dikkat çeken Tekin, "Her bir yazarın ayrı bir tecrübesi var. Kimisi duygusal, kimisi üzgündür ama hepsinin kendisine özgü bir tecrübesi var. Bu yüzden yazarlar arasında ayrım yapmak istemem" dedi. - VANİhlas Haber Ajansı / Güncel Kitap Güncel Haberler
MARMARİS 2. KİTAP GÜNLERİNE HAZIRLANIYOR İlki geçen yıl okurlarla buluşan Marmaris Kitap Günleri’nin ikincisi 20 Haziran-10 Temmuz tarihleri arasında Saman İskelesi’nde düzenlenecek. Bu yılki etkinliğe 18 yazar, 50 yayınevi katılacak. Marmaris Belediyesi, Marmaris Kitap Günleri’nin gerçekleştirecek. 20 Haziran – 10 Temmuz tarihleri arasında düzenlenecek etkinlikte birçok ünlü yazar, söyleşi ve imza günleriyle okurlarıyla buluşacak. İmza günleri ve söyleşiler 24 Haziran Cuma günü Timur Soykan ile başlayacak. Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Saman İskelesi’nde düzenlenecek etkinlikte Barış Yarkadaş, Ersin Eroğlu, Caner Taşpınar, Şükrü Erbaş, Saygı Öztürk, Emrah Doğru, Ahmet Yavuz, Erhan Merdanoğulları, Yusuf Samet Çakır, Ali Mahir Başarır, Hilal Kahraman, Nasuh Mahruki, Sunay Akın, Ayten Ocak Kalınsaz, Neslişah Çetinkaya, Nurgül Kumbaroğlu ve Birsen Ekim Özen kitaplarını okurları için imzalarken, söyleşiler de gerçekleştirecek. Sevdikleri yazarları yakından tanıma ve söyleşisine katılma fırsatı yakalayacak okurlar, kitap evlerinin stantlarından kitap satın alma olanağı da bulacak. Kitap günleri bayramın 2. günü sona erecek. 1 1Marmaris 2. Kitap Günleri’ne hazırlanıyorMarmaris 2. Kitap Günleri’ne hazırlanıyor
14/01/2006 Yazar Kaos GLÇeşitli yazar ve şairlerin Bilge Karasu için imzaladıkları, ona ithaf ettikleri kitaplardan yapılan bir seçmeye birlikte göz atacağız. Geçelim türlerdeki çeşitliliği, yan yana gelen yazar adları bile ilginç bir renkliliği, zenginliği göstermektedir. Farklı kuşaklardan, farklı dünya görüşlerine sahip bu yazarların ortak noktası dost’luğu ya da usta’lığıyla Bilge Karasu’dur.’ Ali Görkem Userin’in kaleminden. Çeşitli yazar ve şairlerin Bilge Karasu için imzaladıkları, ona ithaf ettikleri kitaplardan yapılan bir seçmeye birlikte göz atacağız. Geçelim türlerdeki çeşitliliği, yan yana gelen yazar adları bile ilginç bir renkliliği, zenginliği göstermektedir. Farklı kuşaklardan, farklı dünya görüşlerine sahip bu yazarların ortak noktası dost’luğu ya da usta’lığıyla Bilge Karasu’dur.’ Ali Görkem Userin’in kaleminden. KAOS GL Ali Görkem Userin I. Çok sevdiği dostu Haluk Aker’e Ankara’dan yazdığı tarihli mektubunda ilginç bir şey söyler Bilge Karasu İnsanların ölümünü kabul etmek zorundayız ama insanlardan arta kalan şeyleri öldürmekten kaçınmak da gerekir.’ Buradaki arta kalan şeyler’in içine birçok şey girebileceği gibi, söz konusu insan’ın bir yazar üstelik ne kitapsız ne kedisiz’ diyebilecek denli kitap düşkünü bir yazar olduğunu da anımsarsak, önceliği kitaplara vermemenin haksızlık olacağını söyleyebiliriz. II. Bir okurun kitaplığındaki yazarların, kitapların, türlerin ve hatta dillerin çeşitliliği onun kültürel birikim ve zenginliğine dair işaretler olarak da yorumlanabilir. Peki, bir yazarın kitaplığında yer alan ve adına imzalanan kitaplar o yazara dair ne tür izlenimler sunar bizlere? Kuşkusuz bu soru, hem okurların, hem de yazarların sahiplenip yanıtlarını aradığı türden bir soru değildir. Okur, bir yazara imzalanan kitaplarla, tek tük istisnalar dışında pek karşılaşma fırsatı bulamadığı için bu soruyla ilgilenmezken; yazar da, kendisiyle ilgili bir konuda kendisi dışındaki kaynaklara gereksinim duymayacağından muhatap olmaz böyle bir soruyla. Oysa bir yazardan, dostu, ustası bir başka yazara ithaf edilerek, imzalanarak armağan edilen kitaplar, okur için ne denli gizemli bir konudur. Hele hele olayın iki yakası da okurun ilgisini çekecek kişilerse… İki kalem erbabı, iki insan arasındaki bu son derece özel, öznel ileti, üçüncü kişinin hem de farklı cepheden, okur cephesinden elinde kazanacaktır belki de asıl anlamını. Kuşkusuz bunun yorum ve değerlendirmesini yine okurun kendisine bırakmak en doğrusu olacaktır. III. Aşağıda çeşitli yazar ve şairlerin Bilge Karasu için imzaladıkları, ona ithaf ettikleri kitaplardan yapılan bir seçmeye birlikte göz atacağız. Geçelim türlerdeki çeşitliliği, yan yana gelen yazar adları bile ilginç bir renkliliği, zenginliği göstermektedir. Farklı kuşaklardan, farklı dünya görüşlerine sahip bu yazarların ortak noktası dost’luğu ya da usta’lığıyla Bilge Karasu’dur. Kimi sırf sanatı ve yapıtları aracılığıyla tanıdığı Karasu’ya imzalarken, kimi dostu Karasu’ya, kimi de hem ağabeyi, hem de sanatsal anlamda ustası bildiği Karasu’ya imzalamıştır kitabını. Bu bağlamda, dar ideolojik kalıplara sığdırılamayacak özgün bir yazar, önemli bir sanatçı olarak Bilge Karasu’nun portresi belirmektedir ona imzalanan kitaplarda. Elimizdeki materyalin varoluşu itibariyle sahip olduğu mahremiyetin farkında olsak da, bu kitapların kamuya açık bir alanda okurların elinin altında olduğu gerçeği, bunları ilgili diğer insanlarla paylaşma gereğini doğurmaktadır. İmzalı nüshaları, Karasu’nun Anadolu Üniversitesi Merkez Kütüphanesi’nde yer alan kitapları arasından seçtik. Karasu’nun kişisel kütüphanesinden gelen öbür kitaplar gibi bu imzalı nüshalar da Merkez Kütüphanesi’nin 178 bin küsur kitabıyla aynı raflarda, onlarla karışık bir biçimde durmaktadır ve ayırıcı tek özellikleri, ilk sayfalarında yer alan Bilge KARASU’nun Anadolu Üniversitesi Kütüphanesine Bağışıdır’ damgasıdır. Bilge Karasu’ya imzalı kitaplar arasında göz atacağımız ilk kitap, Türk şiirinin yaşayan en büyük adlarından İlhan Berk’in imzasını taşıyor. Şair, 1960 yılında Ataç Kitabevi tarafından basılan yedinci şiir kitabı Çivi Yazısı’nı imzalamış ilk olarak Karasu’ya. Öykücünün otuzuna, şairin kırk ikisine bastığı yıl içinde imzalanan kitaba şunları yazmış Berk Hikâyelerini en çok benim sevdiğim, Büyük yazar, Canım Kardeşim Bilge Karasu’ya. İlhan Berk 60’. Bilindiği gibi Karasu’nun ilk öykü kitabı Troya’da Ölüm Vardı 1963 yılında yayımlanmıştır. Ama bu ilk kitaptan on bir yıl önce, 1952 yılında bir başka kaynağa göre 1950’dir bu tarih dergilerde yayımlanmaya başlamıştır öyküleri. Bu bağlamda, İlhan Berk’in iyi bir Karasu okuru, hatta izleyicisi olduğu çıkarımını yapmak yanlış olmayacaktır. Ardından de Yayınları tarafından 1968’de basılan Âşıkane’sini görüyoruz şairin. Bu kez klasik denebilecek bir yalınlıkla imzalanır kitap Bilge için… İlhan Berk 68’. Yine bir büyük şairle devam edelim. Turgut Uyar’la. Karasu’nun Uyar’larla hem Tomris Uyar, hem de Turgut Uyar ile dostluğu da bilinmektedir. Şair, Mart 1974’te sondan bir önceki şiir kitabı Toplandılar’ı imzalamış Karasu’ya. Cem Yayınevi’nin yayımladığı ve 70 73 notları’ alt başlığını taşıyan şiirlerini Bilge’ye, sevgiyle, özlemle’ imzalamış Uyar. Ve altına büyükçe bir imza atmış. Sırada Karasu’yla aynı yıllarda doğan, yaşıtı diyebileceğimiz bir edebiyatçımız var. Hayatını ve sanatını doğuya batının, batıya da doğunun kültür mirasını aktarmaya adayan Talât Sait Halman, Shakespeare’in oyunlarından yola çıkarak yazdığı Kahramanlar Ve Soytarılar/ Shakespeare’in Dünyası adlı oyununu imzalamış Karasu’ya. 1991 yılında Cem’den çıkan bu yapıtını aynı yılın Kasım ayının on beşinci gününde içten ve sıcak sözcüklerle imzalamış Halman Sevgili Kardeşim Bilge’ye candan dileklerle Talât, İstanbul, 15 Kasım 1991’. Şairlerle başladık ya, onlarla sürdürelim kitaplar arasındaki bu yürüyüşümüzü. Altmış kuşağı şairleri arasındaki özgün yerinin yanı sıra, yaşadığı gel-gitli ideolojik süreç nedeniyle de her dönem gündemde olan bir şair İsmet Özel. O da Karasu’ya birkaç kitabını imzalamış. Özel, çok ses getiren Evet, İsyan adlı ikinci şiir kitabının 1969 yılında de Yayınları tarafından gerçekleştirilen ilk basımını, Bilge Karasu’ya İsmet Özel’ diyerek imzalamış. Özel’den Karasu’ya imzalanan elimizdeki ikinci kitap 1980 yılında basılmış. Özel’in yaşadığı ideolojik dönüşüm sürecinin ilk yılları da diyebiliriz 1980 için. Birkaç dostuyla birlikte kurduğu Yeryüzü Yayınları’ndan çıkan Şiir Okuma Kılavuzu’dur bu ikinci kitap. Dilimizde şiir üstüne yayımlanan en önemli incelemelerden biri olan bu kitabının ilk sayfalarına kalın uçlu bir kalemle şunları yazmış Özel Bilge Karasu için, sanatına ve kişiliğine duyduğum saygıyı bir kez daha belirtme sevinciyle… İsmet Özel’. Geçen on bir yıl içinde şairin imzası da bir dönüşüm geçirmiş ve bugünkü şeklini almıştır. Ardından, dört yıl sonra dördüncü şiir kitabı Cellâdıma Gülümserken’i imzalar şair öykücüye Bilge Karasu’ya sevgi ve içtenlikle İsmet Özel’. İsmet Özel gibi, Karasu’ya duyduğu sevgi ve saygıyı ona imzaladığı kitaplarıyla gösteren bir başka şair ve yazar da Hulki Aktunç’tur. Onun imzaladığı birkaç kitap da ulaşabildiklerimiz arasında. İlk kitap, Islıkla Tarihçe. Şairin ilkiyle aynı yıl yayımlanan 1989 ikinci şiir kitabıdır bu. 1000 Tane Yayınları tarafından basılan bu kitaba şunları yazmış Aktunç Sevgili Bilge’ye, Ermiş ve yazar ellerini öperek Hulki Aktunç’. Bu kitabın öncekilerden farklı bir yanı da var. Karasu, sahip olduğu öbür kitaplara attığı gibi buna da kendi imzasını ve tarihi yalnızca yıl olarak atmış. Aktunç, iki yıl sonra Telos’tan çıkan üçüncü şiir kitabı Adresim Aynalar’ı, takvimler yılın ilk ayının son günlerini gösterirken şu şekilde imzalar Sevgili Bilge Karasu için, Bir doğum gününde güne değen geçmiş’ ile… Hulki Aktunç, 27 Ocak 1991’. Ulaşabildiğimiz kaynaklardan edindiğimiz bilgiye göre Bilge Karasu’nun tam doğum tarihi Yani sözü edilen doğum günü onunki değildir. Ancak Aktunç’un yaşamöykülerinde tam tarih verilmediği için onunki olup olmadığından da emin olamıyoruz. Belirsiz bir diğer nokta da, tarihteki 1991’in 1’inin üstünü çizerek 2 yapanın kim olduğudur. Ancak, kalemler arasındaki belirgin farklılık, bunu yapanın Aktunç olma olasılığını düşürmektedir. 1992’nin son günlerinde de Şarkılar’ını imzalamış Aktunç. O da şöyle Sevgili Bilge, Gerçi bütün şarkılar senin için, ama, özellikle 24. Belki 24 saat! Hulki Aktunç, Her biri numaralandırılan şarkılardan yirmi dördüncüsüne bakmak da farz oldu şimdi Yangın kavmindeniz ne giysek alev’. Aktunç’un elimizdeki son kitabı ise, yayımlandığı yıl olan 1994’te Cemal Süreya Şiir Ödülü’nü kazanan Istıraplar Ansiklopedisi. Karasu’nun ölümünden dokuz ay önce imzalanan bu kitapta şöyle diyor Aktunç Sevgili Bilge Karasu’ya, Her zamanki gibi hayranlıkla. Hulki Aktunç, 3 Kasım 1994’. Edebiyata felsefe katan Karasu’nun aynı zamanda iyi bir şiir okuru, hatta bir gizli şair olduğunu söyleyebiliriz. Öykünün sınırlarını aşan metinlerinin zaman zaman şiirsel metinlere döndüğü de doğrudur. Bu yüzden, şairlerin ona olan muhabbetini garipsememek gerek. Şimdi de Ebubekir Eroğlu’na bakalım isterseniz. İlk şiir kitabı Kuşluk Saatleri’nin 1974’te yayımlanmasının üzerinden geçen on yılın sonunda Bürde Yayınları’ndan çıkan ikinci şiir kitabı Kayıpların Şarkısı’nı imzalamış şair, Karasu’ya. Klasik denilebilecek bu kısa ithaf şöyle Bilge Karasu için, Saygıyla… Haziran 88 Ebubekir Eroğlu’. Bilge Karasu’ya olan dostluk ve hayranlığını yazdıklarından da bildiğimiz birkaç yazardan biri de Enis Batur’dur. Karasu’nun ve yazdıklarının anlaşılması, hak ettiği değeri görebilmesi için yıllardır elinden gelen çabayı göstermektedir Batur. 1981’de Ada Yayınları tarafından yayımlanan şiir kitabı Kandil’i aynı yıl içinde şöyle imzalar şair usta’ya, dost’a, sevgiyle Enis Batur 81.’ Batur’un gözünde Karasu’nun yeri apayrıdır hem usta, hem dost. On bir yıl sonra Remzi’den çıkan ve ertesi yıl da 1993 Cemal Süreya Şiir Ödülü’nü kazanan Perişey’e bakalım şimdi de Usta! Beni öldürsene! Sevgiyle Enis Batur 92’. Karasu yine usta’dır ama bu kez Göçmüş Kediler Bahçesi’ndeki yedinci masal olan Usta Beni Öldürsen E!’deki usta-çırak ilişkisine bir gönderme söz konusudur. Günümüzde her yazdığı ses getiren şair ve yazarlarından biri olan Murathan Mungan, ilk kitaplarından ikisini bir ay gibi kısa bir arayla imzalar Karasu’ya. İlk imzalanan kitap, 1981 yılında Ödül Alan Kitaplar Yayınevi’nce yayımlanan ve Mungan’ın, Akademi Kitabevi Şiir Başarı Ödülü’nü Turgay Fişekçi ve Ozan Telli’yle birlikte aldığı Osmanlıya Dair Hikâyat’tır Çok Sevgili Bilge’ye, bu minval üzre, en kadim muhabbetle! 25 OCAK 82 Murathan Mungan’. Öbür kitap ise, 1982’de Dost Kitabevi tarafından yayımlanan Taziye adlı oyunudur. Ki, yazar bu oyunuyla Sanat Kurumu’nun 1984 yılı en iyi tiyatro yazarı ödülünü alır. Taziye’yi şöyle imzalamış Mungan Çok Sevgili Bilge, Çok çok Sevgili Bilge, her sevdâya başlarken de taziye, biterken taziye… Her kitaba başlarken de… her kitap da… 5 MART 82 Murathan Mungan’. Mungan’ın, Karasu ile birebir dostluğu olan ve evine gelip giden yazarlardan biri olduğunu da eklemeliyiz. Sona doğru yaklaşırken, bir kadın şairimizle sürdürüyoruz kitaplar arasındaki gezintimizi. Lâle Müldür’ün de iki kitabı var elimizde Karasu’ya imzaladığı. İlki, 1988 yılında Şiir Atı tarafından yayımlanan Uzak Fırtına’dır. Müldür, şöyle ithaf eder bu kitabını Sayın Bilge Karasu’ya, dostlukla, hayranlıkla Lâle Müldür’. Dostluk’ ve hayranlık’ öbür yazar ve şairlerin ithaflarında da rastladığımız durumlardır. Ancak sayın’ hitabını ilk kez Müldür’de görüyoruz. İkinci kitap olan ve 1992 yılında Metis Yayınları’ndan çıkan Kuzey Defterleri’ni de benzer bir biçimde imzalamış Müldür Sayın Bilge Karasu’ya Kuzey Defterleri ile iyi yolculuklar. Saygıyla Lâle Müldür’. İlginçtir, Müldür iki kitabı imzalarken de tarih atmamış. Elimizdeki son kitap, seksenlerden bu yana özellikle deneme ve eleştiri üstünde yoğunlaşan, bunun yanı sıra Kayıp Hikâyeci adlı kitabıyla öykücülüğünü de kanıtlayan Âlim Kahraman’a ait. 1985 yılında Akabe Yayınları’nca yayımlanan Bir Duyarlığın Çağdaş Biçimleri adlı inceleme çalışmasını imzalamış yazar, Karasu’ya. Kahraman’ın ithafı da öbürlerinden biraz farklı sayılabilir Troya’da Ölüm Vardı’nın yazarı Bilge Karasu’ya… İst. Âlim Kahraman.’ Farklılığı, Karasu’nun bir yapıtını merkeze alıyor olmasındadır. Üstelik adı geçen bu yapıtın yayımlanışının üstünden yirmi iki yıl gibi kısa sayılamayacak bir süre geçmiştir. Demek ki Kahraman’ın üstünde küçümsenemeyecek boyutta etkileri olmuştur Troya’da Ölüm Vardı’nın. Kaynak Kitaplık, Aralık 2005, Sayı 89 Etiketler kültür sanat
imza günüdenen nanenin getirdiği kaçınılmaz sonlarının başlangıcı sevdiğiniz yazara kitabınızı imzalatmak hem sizi, hem de yazarını hiç düşündünüz mü, size yazılan o yazının da o imzanın da diğerlerinden hiçbir farkı olmadığını!?siz kim olursanız olun, o yazarın gözünde değerli bayan k. kişisi olarak tanımlanacaksınız yazar tarafından, tıpkı fiyat etiketi gibi."değerli k. ya dostlukla"değerli olduğumu da hemen anladım değil mi mi ey yazar! belki çalıştığım yerde durmadan dolaplar çeviren, dedikoduculuk ve sinsilik yapan adinin de bayağısı bir insanım, ya da öğrenciysem diyelim annemi kullanıp babama yalanlar söyleyen, tembellikten başım dönmüş biri olmadığımı nerden bilebilirsin? sen kalkmış böyle bir insana değerli diyebiliyosun. ya dostluğa ne buyurulur? öyle ucuz bir şey mi dostluk, iki dakika önce adını öğrendiğin birine karşı ülfetten bahsedebiliyorsun? herkes gibi dostlarından yediğin kazığı gözünün önüne getirsen, bana dostluk dağıtmak konusunda bu kadar cömert de olmazdın sanırım. vitrin camına yaslanıp, ya da bir fuarın ortasında kocaman bir boşuktaki sandalyenin üstünde oturup geçenleri gözleyip akşama kadar sırıtmak zorunda olmak kolay olmasa gerek. sizi böyle boş, böyle müşteri bekleyen kaldırım yosmaları gibi tezgahındaki malı ne edip edip satmak isteyen ama acemiliğinden ve belki de köyden henüz geldiği için bağırıp çağıramayan çaylak işprtacı örneğine benzetmek istemem yazar bu klişeler de mahfeder insan hayatını. yazarın en zor sınavıdır. ... kitabı yazmaktan daha zor bir bilirim, verirken "sevgili ... keyifli okumalar..." yazmıştım. bu mu demişti arkadaşım, e koca kitap yazdık işte diye cevap vermiştim de gülmüştü. büyük sıkıntı mevzuudur. ne yazacağım? üstelik karşıdakinin özel bir şeyler beklemesi sıkıntıyı ikiye katlar. "firdevs'e en öykünmesiz sevgi ve imgelerim eşliğinde derin yalnızlık sabahları..." - bkz volkan sütçüoğluyaz diyeti imparatorluğunda aşk ve gururun karagöz oyunları'nı imzalarken en güzeli ahmet ümit gibi kaşe basıp geçeceksin yoksa kitabını kendi içinde abartmış -hadi uyuzluk yapmayayım özel bir yere koymuş diyeyiyim- bir okuyucuya "falancaya sevgiler..." diye imzalarsan tatmin olmaz bi bozulur yani. kendi isminin bittiği yere apostrof koyar; “...’dan bilmem kime sevgimle” araya güya okuru özel hissettirecek bir iki kelime de ekler çok havalı olanları. ama o kesme işareti mühim bir de çok çalışılmış eciş bücüş, ekseriyetle dana boyu imza. yazacak bir şey bulmayınca buraya baktım. burasının da çok yardımcı olduğunu söyleyemem. kıymetli.... diye başlanacak artık! ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın.
genel olarak uzun bir kuyruk beklenerek, o kuyruğun sonundaki yazar/şair'den kitabınızın imzalanmasını talep etme işi... bu kitapların manevi değerleri yanında maddi değeri de artacaktır, torunlarınız zengin olur belki de...özel olarak evinize gelen eşden/dosttan kütüphanenizdeki kitaplarınızın birisini imzalamalarını talep etme işi... bu kitapların ise sadece manevi değerleri artacaktır, torunlarınıza faydası olacağını sanmıyorum...her iki durumda da imza atılan kitap ayırdedici bir özelliğe sahip olur; kütüphanenizden birisi kitabınızı istediğinde o kitabın sizin için değerli olduğunu veya en azından size hatıra olduğunu belirterek sürekli aynı kitapları yeniden almak derdinden kurtulabilirsiniz ki az şey değildir bu. işte bu yüzden, sırf bu yüzden işte her sevdiğinizden bir imza alın; kütüphanenizi koruyun, kurda kuşa yem etmeyin; imzalı kitaplarınıza bakıp geç/me/mişi hatırlayın...bkz imzalı kitap koleksiyonubkz imza günü yanlış düşünüyor olabilirim ama bana biraz mantıksız gelen bir aktivite. kitap fuarı olsun, çeşitli imza günleri olsun, yazarlar hayranlarıyla buluşup kitap imzalıyor. diyelim 1000 kişi gelmiş, hemen hemen hepsinin kitabının içine aynı şeyleri yazıp imzalıyor. bi' anlamı yok ki bana göre, torunlarıma gösterdiğime değmez. yazar evime misafirliğe gelir, çayın yanına hanımeller koyup ikram ederim, araya da kitabı sıkıştırıp imzalatırım, o zaman anlamlı olur. ondan sonra gelsin anılar;-bi'gün yine tevfikle içiyoruz...+hangi tevfik-bizim tefo ya, neyzen tefo, biz aramızda tefo deriz ona. anı değeri taşır. yazarının eli sahiden değimiştir o kitaba. elimde 3-5 tane imzalı kitap var. bir de imzalatamadığım, imzalatmayı istediğim, sahaflardan kitabını bulup, yazarı bu dünyadan göçüp gitti diye imzalatamadığım bir kitabım var.bkz ibrahim açanbkz burada hukuk geçmez yazı yazmak kadar olmasa da saçma bi iş.. öncelikle kitaplarımızı karalamamalı ve karalatmamalıyız.. ikinci ve daha önemsiz olanı ise.. o imza ne işe yarar arkadaşım.. nedir yani.. - hacabi.. sen bunları yazmışsın etmişsin çok güzel bravo da.. bunun altına imzanı atar mısın.. yoksa yarın bi gün biri eleştirse mesela.. valla ben yazmadım deyip inkar edecek tabiatta bi insan mısın.. demek gibi olmuyor mu biraz.. cevabınız "evet aynen odur" ise tarayıcınızdaki bu sekmeyi kapatın.. cevabınız "hayır canım nalakası var" ise okumaya bir alt satırdan devam ediniz.. nası nalakası var lan.. bal gibi de o demek işte.. yoksa neden imzalasın kitabı.. güzel türkçemizde altına imzamı atarım diye bi deyim var.. yok mu.. ben mi uyduruyorum bunları.. sen bana yalancı pezevenk mi dedin.. bak gelmiyim oraya çok fena yaparım.. laaağyn.. bu atarlanmam karşısındaki tepkiniz "tamam abi büyüksün ben ettim sen etme" ise tarayıcınızdaki bu sekmeyi kapatın.. tepkiniz "hayır canım nalakası var" ise okumaya bir alt satırdan devam ediniz.. eaaa ama sıktın ama sen de ama.. git kardeşim gece gece senle mi uyğraşıcam.. bi git.. bi defol.. git kime neyini imzalatıyosan imzalat.. bana ne lan.. bir nevi televizyondan selam yollamaktır veya televizyondakinden selam ezik bir surat ifadesiyle sevilen yazara 'ben sizi çok seviyorum' demeye çalışmak ama heyecandan 'ben, imza, geldim' diyerek yanından ayrılmak. gelecege kalacak cok tatli bir ilk kitabimi 9 yasinda imzalatmistim. muzaffer izgu gelmisti sehrimize, ablam da elimden tutup goturmustu eve gittigimde kitaplikta gordum de, o gune goturdu heyecanlanmistim. zira imzalattigim kitap ayni zamanda satin aldigim ilk kitapti. bkz anneannem askere gidiyor hayatımda iki kez yaptığım eylem biri soner yalçın ile diğeride mehmet ali birand iledir. lisede edebiyat hocasının cebren ve hile ile gerçekleştirdiği eylemdir. bahsi geçen hocamız hikaye, deneme ve şiirlerinin yer aldığı bir kitap yazar. tabi bu kitabı tüm sınıfa yoklama listesindeki sıra ile satar. ardından da lütfederek, tek tek yanına çağırarak kitapları imzalar. çocukluk, kimsenin gıkı çıkmadan tıpış tıpış almıştık kitabı. hani bazı insanlar kitap aldıklarında hemen isimlerini ve o günün tarihini onu anlamadım bugüne kitaplara ismimi yazmak hiç aklıma gelmedi mesela. aldığım kitabı imzalatmak da hiç aklıma gelmedi. imzalatsam da, kitap benim için daha değerli bir hale gelmezdi. o kitabı daha iyi anlamama,daha severek okumama vesile ya da imzasız. ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın.
yazarlar kitap imzalarken ne yazar