MasalTerapisi Eğitimi, terapi teknikleri ile çocuklara düşüncelerini rahat bir şekilde ifade etme yollarını öğretiyor. Çocuklarda empati duygusunu geliştiren bu eğitimi kaçırmayın. Masal Terapisi Eğitimi çocuklar ve yetişkinler için teröpotik amaç için kullanılan bir yöntemdir. Diğer psikolojik tekniklere yardımcı Rollo insanların iki alan veya krallıkta yaşadığını –doğal ve ruhani- kabul etse de Maslow ve Ken Wilber’ın yazılarında da görülen benötesi psikolojideki hiyerarşik yapılanmaya (daha üst düzey, daha alt düzey) karşıydı ve “ insanların iç dünyalarını zenginleştiren herşeye aynı değeri veriyordu” (May, 1985). 8 Sonsuz Sevgi Yoktur. Sevgi ve aşk her yerde görülür. Hikayelerde bile sıklıkla karşılaşılır. Ama sonsuz bir aşkın olmaması hikayelerde pek işlenmez. Bu aslına bakılırsa okuyucunun da çok sevmediği bir şeydir ama gerçek olan da budur. İyi bir karakterizasyon ile bu konu çok iyi bir dramatik hikaye olabilir. Bireyin İç Dünyasını Esas Alan Sanatçılar Cumhuriyet Dönemi Türk romanında bazı sanatçılar bireyin iç dünyasını esas alan eserler vermişlerdir. Bu sanatçıların en tanınmış olanları şunlardır: Diğer bir ifadeyle iyi biyografiler hem tarihe, hem de diğer bilim ve sanat dallarına çok şey kazandıracaktır. Ancak bunların yapılması için kişinin maddi, manevi, ekonomik, sosyal ve kültürel dünyasını ve bu dünya içindeki konumunu doğru tespit etmeliyiz. Biz bu konum belirlemeyi çoklu koordinat tespiti diye adlandırıyoruz. 4)- Psikolojik Roman : ( Tahlil Romanı ) : Dış alemdeki olaylardan çok , kahramanların iç dünyasını, ruh hallerini ele alarak kişilerin toplumla ilişkilerini, bunların birbirinden nasıl etkilendiklerini anlatan romanlardır. İlk örneği: Madame de La Fayette’nin “Prencesse de Clevs” Adlı romandır. XM6Luhv. Bireyin iç dünyasını esas alan Anlayış ve Bireyin İç Dünyasını Esas Alan hikaye örnekleri Bireyin iç dünyasını esas alan yazarlar insanı farklı bir bakıç açısıyla anlatmak, modern hayatın insan psikolojisi üzerindeki etkilerini gözler önüne serebilmek için Psikoloji, Psikanaliz gibi bilimlerden ve özellikle de S. Freud’un görüşlerinden bireyin iç dünyasını anlamak için düş analizi ve bilinç akışı tekniklerinden iç dünyasını esas alan eserlerde insanın bunalımı, yabancılaşma, bireyin toplumla hesaplaşması, yalnızlık,sıkıntı,bilinçaltı, iç hesaplaşmalar gibi konular ele iç dünyasının esas alınan eserlerde ruh tahlilleri sanatsal bir yaklaşımla ortaya İç Dünyasını Esas Alan hikaye örnekleriTarık Buğra – bireyin iç dünyasını esas alan hikaye örnekleri1- Oğlumuz Tarık Buğra’nın içinde 13 hikaye barındıran eserin ilk hikayesidir. Aynı zamanda kitaba adını veren hikayedir. Durum hikayesi olarak kaleme alınmıştır. Bir anne ve babanın eve geç gelen çocuklarını sabaha kadar beklemeleri ve onu beklerken yaşadıkları ruhsal bunalımı ele alır. Bu nedenle bireyin iç dünyasını esas alan hikayelere örnek teşkil Yarın Diye Bir Şey YokturTarık Buğra’nın Oğlumuz adlı hikaye kitabından sonra çıkardığı ikinci hikaye kitabıdır. Yazarın 1952 – 1954 yılları arasında yazmış olduğu hikayelerin yer aldığı eserdir. Kitabın ilk hikayesi olan Yarın Diye bir Şey Yoktur aynı zamanda kitabın da gece geç saat olmasına rağmen bir türlü uykusu gelmeyen bir adamın ruh hali oldukça başarılı yansıtılır. Uyumak için çeşitli yollar deneyen, paket paket sigara içen, yatakta bir sağa bir sola dönen adamın düşünceleri verilir. Durum hikayesi tarzında olan hikayede mizahi unsurlara da yer verilerek yergi de Hamdi Tanpınar – bireyin iç dünyasını esas alan hikaye örnekleri1- Abdullah Efendi’nin RüyalarıBireyin iç dünyasını esas alan hikayelere en güzel örneklerden biridir. 40 yaşındaki Abdullah Efendi adındaki kahramanımız yıllarca annesine bakmış ve bu nedenle hiç evlilik yapmamıştır. Hikayede Abdullah Efendi’nin bir lokantada otururken yan masada bulunan bir kadına bakarken bir anda gözlerinin dalması ve uzaklara gitmesi anlatılır. 3 yıl önce gördüğü bir rüyanın etkisinden çıkamayan Abdullah Efendi sürekli rüyasında gördüğü kişiliği ile gerçek kişiliği arasında git gel Geçmiş Zaman ElbiseleriBir arkadaşının daveti üzerine onun evine giden kahramanımız daha sonra sevgilisi Keti ile buluşabilmek için gecenin bir vakti evden ayrılır. Sevgilisi Keti ile olan buluşmasına yetişebilmek için acele ederken düşüp bayılır. Uyandığında ise kendini eski zaman elbiseleri giyen bir kız ve babasının yaşadığı bir evde Bir YolAhmet Hamdi Tanpınar’ın Bir Yol adlı hikayesi de bireyin iç dünyasını esas alan hikaye örneklerindendir. Aynı zamanda eserde Bergson felsefesinden etkilenen Tanpınar’ın zaman mefhumunu da görürüz. Yol mekan konumundayken yolda alınan mesafe bu zaman mefhumunu ifade eder. Hikayede adı verilmeyen kahramanımız bilinç altındaki duygularının yönlendirmesiyle yola birtakım anlamlar atfeder. Yol kahramanımız için bir değişimi ifade eder. Kahramanın şu ifadeleri bilinç altını ortaya koyması yani bireyin iç dünyasını yansıtması bakımından önem arz eder “İşte dedi, şu gördüğünüz küçük yol, şu iki ağaç arasında tepenin eteğine kıvrılan patika… Fevkalâde hiçbir tarafı yok değil mi? Hemen hemen her yerde bol bol rastgelebileceğimiz alelâde bir şey.. Bununla beraber, nereye gittiğini, nereden geldiğini bilmediğim, bir dönemeçte kaybolan tozlu parçasından başka hiçbir tarafını tanımadığım bu yol benim hayatımda bütün bir sergüzeşttir.”Peyami Safa – bireyin iç dünyasını esas alan hikaye örnekleriEdebiyatımızda bilinç altını ve ruhsal tahlilleri en iyi yapan isimlerin başında Peyami Safa gelmektedir. Peyami Safa’nın eserlerine baktığımızda aslında herbir kahramanın kendinden bir parça olduğunu görürüz. Çünkü ruh tahlillerine yer verdiği isimler aslında kendi travmalarının bir parçasıdır. Çocukluğunda geçirmiş olduğu hastalık ve bu hastalığın getirmiş olduğu ruhsal bunalım eserlerinde yer Safa edebiyatımızda birçok hikayeye yer vermesine rağmen hikayeleri pek araştırma konusu olmamıştır. Bireyin iç dünyasını esas alan tarzdaki eserleri de hikayelerinden çok romanlarında yer almaktadır. Hikayelerinde genellikle toplumu gözlemlemiştir. Ruhsal tahlillere ise romanlarında yer Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa’nın kendi çocukluğunu karakterize ettiği ve geniş ruhsal tahlillere yer verdiği Dokuzuncu Hariciye Koğuşu romanında ismi belli olmayan ve çocuk yaşta hastane koridorlarında dolaşmak zorunda kalan bir çocuğun ruhsal çöküntüsü yaşadığı bir aşk hikayesi üzerinden dile Matmazel Noraliya’nın KoltuğuPeyami Safa’nın olgunluk eseri olan Matmazel Noraliya’nın Koltuğu’nda da sanatçının çocukluk yıllarında yaşadığı hastalığın etkisinden çıkamadığı görülür. Roman ruhsal tahlillerin yanı sıra madde – mana gibi mistik bir konuya da değindiği bir başkahraman Ferit’tir. Annesi verem olur. Kısa süre sonra Ferit’in iki ablası da annelerinden veremi kaparlar ve vefat ederler. Bu duruma daha fazla katlanamayan evin babası aileyi terk eder. Bir süre sonra küçük kardeşi de verem olur. Bu gelişmeler üzerine okuduğu tıp fakültesinden ayrılarak bir pansiyona yerleşen Ferit burada farklı ruhsal karakterlerdeki kişilerde karşılaşır. En ilginç olanı ise gaiplerden haberdar olan Zehra adındaki bir kızdır. roman bu ruhsal tahlillerle ve bireyin iç dünyasını esas alan tarzda devam YalnızızPeyami Safa’nın en olgun eseri olarak kabul edilmektedir. Yazar ruhsal tahlillere psikoloji biliminin örneklerine geniş yer vererek romanını oluşturmuştur. Önseziler, telekinezi, premonition ve polipsişizm insanda birçok ruhun olduğuna inanma bu örneklerin en sık kullanılanıdır. Romanda Samim ve Besim karakterlerinin mükemmele yakın derecedeki ruhsal tahlillerine yer verilir. Özellikle Samim’in ütopyası olan Simeranya ile bireyin iç dünyasını gözler önüne Kutlu – bireyin iç dünyasını esas alan hikaye örnekleriSon dönem Türk edebiyatının en önemli hikaye yazarlarından kabul edilen Mustafa Kutlu, hikayelerinde insanın derinliğine yönelmiş, rüya ile gerçek kavramlarını irdelemiş ve Tanpınar’ın etkisiyle zaman ve eşya mefhumuna Adam, Yoksulluk İçimizde, Hüzün ve Tesadüf, Beyhude Ömrüm, Mavi Kuş, Ya Tahammül Ya Sefer, Kapıları Açmak onun bu tarzdaki eserleri Tanzimat Dönemi'nde Batılı tarzda ilk örnekleri verilen hikaye türü Servetifünun’da olgunlaşmış, Milli Edebiyat Dönemi'nde ise dilde sadeleşme hareketleriyle oldukça gelişmiştir. Cumhuriyet Dönemi'nde önceki dönemlerden farklı konu ve temaların işlendiği bir tür haline gelen hikaye gelişimini sürdürmüştür. Cumhuriyet Dönemi'nde farklı anlayışları benimseyen hikaye örnekleri verilmeye başlamıştır. Bunlardan biri de bireyin iç dünyasını ele alan hikayeler... Bu yazımızda bireyin iç dünyasını esas alan hikaye türünün özelliklerini ve temsilcilerini yazdık... Bireyin İç Dünyasını Esas Alan Hikayeler 1940-1960 Özellikleri, Temsilcileri Edebiyatımızda 1930'lardan sonra bu tip hikayeler gelişmeye başlamıştır. Kişinin iç dünyasındaki gelgitleri ele alır. Yazarlar, olaylardan ve insanlardan hareketle bireyin psikolojisini aktarmaya çalışmışlardır. Bireyin iç dünyasını esas alan hikayelerde bunalım, yabancılaşma, bireyin toplumla hesaplaşması, yalnızlık, sıkıntı, bilinçaltı, bireysel sorgulamalar, evrenin düzeni gibi konular ele alınır. Bireyin iç dünyasını esas alan eserlerde anlatılan mekanlar, bahsedilen olaylar, dile getirilen zamana dilimi bireyin üzerindeki etkisiyle beraber okuyucuya sunulmuştur. Bireyin iç dünyasını esas alan eserlerde yerine göre daha sanatsal ve kapalı bir dil kullanılmış, çağrışımlara yer verilmiştir. Psikoloji ve psikiyatriden faydalanmışlardır. Bilinç akışı ve iç konuşma gibi teknikler kullanmışlardır. Temsilcileri Haldun Taner, Tarık Buğra, Sabahattin Kudret Aksal, Peyami Safa, Ahmet Hamdi Tanpınar, Samiha Ayverdi, Oktay Akbal, Mustafa KutluÖrnek Hikaye İncelemesi TARIK BUĞRA "OĞLUMUZ" HİKAYESİİnceleme Bir çocuğu hakkıyla yetiştirmek çok zor, tekrarı ve telafisi olmayan çetin bir deneyim anne ve babalık. Bir çocuğu geleceğe hazırlamak, onu layıkıyla yetiştirmek, güçlü meziyetlerle donatıp daha sonra yuvadan uçurmakla iş bitmiyor sadece... Anne ve babalık sorumluluğu hiç bitmeyen ulvi bir görev. Anne babalar için evlatlarının yaşı kaç olursa olsun onlar hep çocuktur. Onlar için hep bir kaygı ve endişe duyulur. Bizdeki gibi güçlü ve sıkı aile bağları olan toplumlarda bu durum daha Hikayesinin Konusu, Teması, Çatışması, Dil ve Anlatım Özellikleri, Milli ve Manevi DeğerlerKonusu Edebiyatımızın önemli yazarı Tarık Buğra Oğlumuz hikayesinde oğulları için endişelenen bir anne-babayı sımsıcak üslubuyla anlatıyor. Yukarıda da yazdığım gibi anne babalar için evlatları kaç yaşında olursa olsun hep çocuktur. Oğlumuz hikayesinde de sorunlu bir gençlik dönemi geçiren ve son zamanlarda eve geç gelen Ömer adındaki oğullarının artık yuvadan uçmak üzere olduğunu fark eden bir anne babanın duygu yüklü halleri anlatılıyor. Evlat sevgisiKişiler ve ÖzellikleriBaba Hikaye babanın ağzından anlatılmaktadır. Oğlu için endişelenen biridir. Sert görünmeye çalışsa da duygusal bir yapısı vardır. Oğluna çok düşkündür, onun için endişelenir. Ömer Sorunlu bir gençlik dönemi geçiren kendi ayakları üstünde durmak için bir gençtir. Yaşı ilerledikçe ailesinden kopması anne ve babasında endişe ve korkuya sebep olur. Anne Oğlu için endişelenen, fedakar ve duygusaldır. Anlatıcı Hikayedeki olaylar babanın ağzından anlatılmaktadır. Anlatım Teknikleri Ağırlıklı olarak iç monolog tekniği kullanılmakla birlikte baba ile anne arasındaki konuşmalar diyalog tekniğiyle verilmiştir. Anlatım Biçimi Öyküleyici ve betimleyici anlatım biçimleri... Yazıya Tepkini Göster! a- Ahmet Hamdi Tanpınar 1901-1962 Babasının memuriyeti dolayısıyla Anadolu’nun çeşitli illerinde bulunmuş son olarak Antalya’da uzun yıllar ikamet etmiştir. Ahmet Hamdi edebiyatımızda roman, hikaye, şiir, demene gibi birçok farklı türde eser vermiş bir yazardır. Eserlerinde Türk kültürüne, milli, manevi değerlerin önemini vurgular. Hayal gücü yüksek, kültürlü, dili ustalıkla kullanabilen önemli bir yazardır. Romanlarında olduğu gibi hikayelerinde de hayal gücü ile buğulu fantastik bir evrende eşikteki insanı anlatmıştırHikayeleri Adem ile Havva, Abdullah Efendi’nin Rüyaları1943, Yaz Yağmuru 1955; Hikâyeler 1983.b- Peyami Safa 1899-1961 Sivas’ta sürgün babasının 1901 yılında ölmesi ve çocukluk yıllarında yaşadığı sağlık sıkıntısı, geçim sıkıntısı nedeni ile iyi bir eğitim alamamıştır. Ahmet Mithat gibi kendi kendini yetiştirmiş başarılı bir yazardır. Edebi hayatının ilk dönemlerinde öğretmenlik yaparak, çeşitli dergilerde çeviri yapıp yazılar yazarak geçimini sağlamıştır. Edebiyatımızda “Asrın Hikayeleri” genel başlığında yazdığı hikayeler ile tanınmıştır. Ama esas ününü romanları ile Bir Mekteplinin Hatıratı Karanlıklar Kralı19013, Siyah, Beyaz Hikayeler 1923, İstanbul Hikayeleri 1924, Ateş Böcekleri 1925, [Gençliğimiz 1938, Aşk Oyunları 192?, Süngülerin Gölgesinde 1924-Uzun hikayeler]c- Memduh Şevket Esendal 1883-1952 Edebiyatımızda birçok ilk dönem yazarı gibi ilk, orta, ve üniversite düzeyinde tam ve iyi bir eğitim almamıştır. Kendi deyimiyle “hiçbir okuldan mezun olmamıştır”. M. Şevket kendi kendini yetiştirebilmiş başarılı bir yazarımızdır. Kurtuluş Savaşı yıllarında İstanbul’dan Anadolu’ya geçmiş birinci meclisin faaliyetlerine katılmıştır. Elçilik görevi ile Azerbaycan’a gönderildi. Böylelikle meclisin ilk elçimiz olmuştur. Memduh Şevket edebiyatımızda hikayeci kimliğiyle tanınan bir yazarımızdır. Hikayelerinde çoğunlukla siyaset ve toplum alanında kendi görüşlerini dile getirmiştir. “Ona göre medeniyet “yatay ve dikey medeniyet” olarak ikiye ayrılır. Yatay medeniyet toprak üzerine; dikey medeniyet ise teknoloji üzerine gelişir. Bu dikey medeniyet yıkılmaya mahkumdur.”Not “Mendil Altında” hikayesinde yazarımızın Çehov tarzını benimsediği Hikayeler 1946, Hikayeler -2 1946, Sabah Kahvaltısı 1983, Veysel Kavuş 1984, Bir Kucak Çiçek 1984, İhtiyar Çilingir 1984, Hava Parası 1984, Bizim Nesibe 1985, Kelepir 1986 Gödeli Mehmet 1988, Güllüce Bağları Yolunda 1992, Gönül Kaçanı Kovalar 1993d- Selim İleri 1949- Edebiyatımızda romancı kimliği ile tanınan yazarlarımızdandır. Edebiyatın neredeyse tüm türlerinde eser vermiştir. Roman yazma düşüncesi onda çocukluk döneminde başlamıştır. İlk romanlarında başarı elde edemeyince hikaye türüne yönelmiştir. İlk hikayelerini çeşitli dergilerde yayınlanmıştır. Hikayelerinde özgün bir atmosfer, başarılı ruh çözümlemeleri, kusursuz bir üslup bulunur; hüzün, yalnızlık, ayrılık gibi temaları sıkça Cumartesi Yalnızlığı 1968, Pastırma Yazı 1971, Dostlukların Son Günü 1975, Bir Denizin Eteklerinde 1978, Eski Defterde Solmuş Çiçekler 1982, Son Yaz Akşamı 1983, Hüzün Kahvesi 1991, Kötülük 1992, Otuz Yılın Bütün Hikâyeleri 1997, Fotoğrafı Sana Gönderiyorum 2006e- Samiha Ayverdi 1905-1993 Edebiyat hayatına roman ve hikaye yazarak girmiştir. Sonraları tarih, felsefe ve tasavvuf konularına yönelerek birçok farklı türde eser vermiş bir yazarımızdır. Hayatı boyunca II. Meşrutiyet, I. Dünya Harbi, Kurtuluş Savaşı, Cumhuriyetin ilanı gibi olaylara tanık olmuş ve yaşanılanları edebi eserlerine kurgulayarak nakşetmiştir. Yazar Türk-İslam kültürüne, tasavvufa özel bir ilgi duymuştur. Hikayelerinde çoğunlukla konaklar, köşkler gibi iç mekanlarda yaşanan durumlar Mabette Bir Gece 1940f- Oktay Akbal1923-2015 İstanbul’da doğmuştur. Orda öğrenimini Kumkapı Saint Benoit Fransız Lisesi ile İstiklal Lisesi’nde tamamlamıştır. Yüksek öğrenimini ise İstanbul Üniversitesi Hukuk ve Edebiyat Fakültesinde yarıda bırakarak yazın hayatına katılmıştır. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazılar yazan Oktay Akbal, hikayelerinde gerçekle hayali; anı ile kurguyu birlikte anlatmıştır. Onun hikayelerinde anılarının izi görülür. Hikayelerde fakir kenar mahallelerini, başıboş caddeleri, parkları, iskeleleri, kahvehaneleri, eski konakları Önce Ekmek Bozuldu 1946, Aşksız İnsanlar 1949, Bizans Definesi 1953, Bulutun Rengi 1954, İkisi 1955, Berber Aynası 1958, Yalnızlık Bana Yasak 1967, Tarzan Öldü 1969, İstinye Suları 1973, Karşı Kıyılar 1979, İlk Yaz Devrimi 1977, Hey Vapurlar, Trenler 1981, Lunapark 1983, Ey Gece Kapını Üstüme Kapat 1988, Hücrede Carmen 1988g- Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı 1886-1973 Varlıklı bir aileden gelen Cevat Şakir, ilköğrenimini mahalle mektebinde ortaöğrenimini ise Robert Koleji’nde tamamlamıştır. Daha lise yıllarında İkdam gazetesinde yazılar yazmaya başladı. İngiltere, Oxford Üniversitesi Yeni Çağlar Tarihi bölümü mezunudur. İstanbul’a döndükten sonra Çeşitli dergilerde yazılar için resimler yapmıştır. Aynı dönemde hikayeler de yazan sanatçı bir yazısında İstiklal Mahkemelerini eleştirdiği gerekçesi ile Bodrum’a sürgün edilmiştir. Sürgünde bulunsa da Bodrum’u çok seven yazarımız buranın Eski Yunan dönemindeki adı olan “Halikarnassos” kelimesini benimsemiş ve yazılarında “Halikarnas Balıkçısı” takma adını kullanmıştır. Romanlarında olduğu gibi hikayelerinde de deniz yaşamını, sahil insanlarını, buraların doğa güzelliklerini sade bir dille anlatmıştır. Hikayeleri Ege Kıyılarında 1939, Merhaba Akdeniz 1974, Ege’nin Dibi 1952h- Mustafa Kutlu1947- Her biri bir diğerinin devamı niteliğinde olan küçük hikayeler yazmıştır. Hikayelerinde okul, aile, birlikler gibi sosyal kurumlar ile aşk, inanç, başarı, yükselme hırsı gibi insani duyguları, bunların yarattığı durumları anlatmıştır. Bunların yanı sıra hikayelerinde inancından, ideallerinden, geleneklerinden kopan insanların acziyetlerini, olaylar karşısındaki çaresizliklerini sergilemiştir. Not Mustafa Kutlu hem milli manevi duyguları dile getiren hem de bireyin iç dünyasını esas alan hikayeler Ortadaki Adam 1970, Gönül İşi 1974, Yokuşa Akan Sular 1979, Yoksulluk İçimizde 1981, Ya Tahammül Ya Sefer 1983, Bu Böyledir 1987, Sır 1990, Arka Kapak Yazıları 1995, Hüzün ve Tesadüf 1999, Uzun Hikaye 2000, Beyhude Ömrüm 2001, Mavi Kuş 2002, Tufandan Önce 2003, Rüzgarlı Pazar 2004, Chef 2005ı- Tarık Buğra 1918-1994 Dönemin birçok yazarı gibi geçim sıkıntısı nedeni ile tıp ve hukuk eğitimini yarıda bırakmıştır. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazılar yazmıştır. Edebiyat hayatına yazdığı küçük hikayeler ile girmiştir. Hikayelerinde aile hayatı, aşk ve mutluluk gibi temaları işler ve yalnız, içine kapanık, huzursuz insanı anlatır. Durum hikayesi tarzını benimsemiştir. Milli mücadele yıllarını anlattığı “Küçük Ağa” romanı ile tanınmıştır. Hikayeleri Oğlumuz 1949, Yarın Diye Bir Şey Yoktur 1952, İki Uyku Arasında 1954, Hikâyeler 1964i- Kenan Hulisi Koray 1906-1943 Edebiyatımızda Edgar Allan Poe tarzında yazdığı korku hikayeleri ile tanınmıştır. Kenan Hulisi Yedi Meşaleciler adı ile bilinen edebi topluluğun tek hikayecisidir. Bir dönem köy hayatını anlatan başarılı hikayeler yazmıştır. Askerlik görevini icra ederken, genç yaşta, tifüs nedeni ile ölmüştür. Not En çok bilinen hikayesi “Miras Keçe” Bir Yudum Su 1929, Bahar Hikâyeleri 1939, Son Öpüş 1949, Bir Otelde Yedi Kişi 1940j- Samet Ağaoğlu 1909-1982 Ankara Hukuk Fakültesini bitirmiştir. Çeşitli devlet kademelerinde memuriyet, millet vekilliği ve bir dönem bakanlık yapmıştır. Yazdığı hikayelerde düşkün, ruhsal bunalımları olan kişileri anlatmıştır. Hikayelerinde karamsarlık hakimdir. Anlatımlarında ağır süslü bir dil kullanır. Dünya edebiyatından Dostoyevski’den etkilendiği açıkça Strazburg Hatıraları 1944, Zürriyet 1950, Öğretmen Gaffur 1953, Büyük Aile 1957, Hücredeki Adam 1964, Katırın Ölümü 1965 CUMHURİYET DÖNEMİNDE OLAY ÇEVRESİNDE OLUŞAN EDEBÎ METİNLERANLATMAYA BAĞLI EDEBÎ METİNLER HİKÂYE-ROMANBİREYİN İÇ DÜNYASINI İÇ GERÇEKLİĞİ ESAS ALAN ESERLER PSİKOLOJİK ESERLER *Bireyin iç dünyasını esas alan yazarlar, insan gerçekliğini farklı bir bakışla anlatmak istemişlerdir. *Toplumcu gerçekçilerden farklı olarak insan gerçekliğini toplumsal yönüyle değil; psikolojik yönüyle anlatma gayreti içine girmişlerdir. *Modern hayatın insan üzerindeki etkilerini tespit ederler. *Olaylardan ve insanlardan hareketle bireyin iç dünyasını anlatmışlardır. *Bunları yaparken psikoloji, psikoanalitik psikoanaliz gibi bilimlerden ve dolayısıyla Freud’un görüşlerinden faydalanmışlardır. *Yazarlar, bireyin iç dünyasını anlatmak için, düş analizi bireyin gördüğü rüyayı içerik olarak çözümlemek ve bilinç akışı insanın zihninden geçirdiklerini, çağrışımları, sınır koymadan, doğrudan peş peşe anlatmak yolarından yararlanmışlardır. *Bireyin yaşadığı olayların temelinin onun iç dünyasında gizli olduğundan hareket etmişlerdir. *Bireyin iç dünyasını esas alan eserlerde bireysel çözümlemeler önemli yer tutar. *Toplumda bireyin yabancılaşması anlatılırken sosyo-ekonomik yönden çok, bireyin ruh durumu analiz edilmeye çalışılmıştır. *Psikolojik roman ve öyküde yazarın dikkati, bireyin iç dönüşümlerine ve manevi olarak yeniden doğuşuna yönelmiştir. *Bu yüzden olay örgüsüne bağlı merak unsuru ikinci planda kalmış, bireyin ruh hali ve iç çatışmaları gerçekçi psikolojik tasvirlerle verilmiştir. *Bireyin iç dünyasını esas alan eserlerde; “bunalım, yabancılaşma, bireyin toplumla hesaplaşması, yalnızlık, sıkıntı, bilinçaltı, bireysel sorgulamalar, evrenin düzeni” gibi konular ele alınır. *İç dünya çoğu zaman yazarın kendi iç beni, bazen de başka insanların iç benleri olmuştur. *Mekân, olay ve zaman birey üzerindeki etkisiyle birlikte verilir. *Bireyin iç dünyasını esas alan eserlerde, çağrışımlara açık, sanatsal bir üslupla ruh tahlillerine yer verilir. *Bu gruptaki yazarlar eserlerinde özellikle iç konuşma, bilinç akımı gibi teknikleri kullanırlar. *Bireyin iç dünyasını esas alan eserlerde yerine göre daha sanatsal ve kapalı bir dil kullanılmış, çağrışımlara yer verilmiştir. *Bireyin iç dünyasını ele alan yazarlar, genelde Çehov tarzı hikâyeler yazmışlardır. *Bireyin iç dünyasını esas alan eserlerde insana özgü gerçekçilik ön plandadır. *Birey kavramından yola çıkarak toplumu açıklayan ve yönlendiren eserler verilmeye çalışılmıştır. BİREYİN İÇ DÜNYASINI ESAS ALAN BAZI SANATÇILAR Peyami Safa, Tarık Buğra, Abdülhak Şinasi Hisar, Ahmet Hamdi Tanpınar, Mustafa Kutlu, Selim İleri, Semiha Ayverdi, Samet Ağaoğlu, Memduh Şevket Esendal, Halikarnas Balıkçısı BİREYİN İÇ DÜNYASINI ESAS ALAN BAZI SANATÇILAR İLE İLGİLİ AYRINTILAR Peyami Safa *Dar ve kapalı mekânlarda az sayıda kahraman ve basit olay örgüsü ile kurduğu başarılı psikolojik romanlarıyla tanınmıştır. *Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Matmazel Noralya’nın Koltuğu, Yalnızız, Bir Tereddüdün Romanı adlı eserleri bu grupta sayılabilir. Ahmet Hamdi Tanpınar *Yazarın olay ve karakter romanı olmaktan çok karmaşık ruh durumlarını tasvir eden “Huzur” adlı eseri, yer yer özel yaşamına ait izler taşıması, İstanbul’un doğal ve tarihi zenginliğini yansıtması açısından önemlidir. * “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” adlı eser ise psikolojik niteliklerinin yanı sıra Türk modernleşmesine getirdiği ironik eleştirisiyle Türk romanının kilometre taşlarındandır. *Mahur Beste, Sahnenin Dışındakiler roman, Abdullah Efendi’nin Rüyaları öykü Tarık Buğra *1950 sonrasının önde gelen yazarlarından olan Tarık Buğra’nın “İbiş’in Rüyası” adlı romanı bir sanatçının iç dünyasını anlatması bakımından önemlidir. *Bir Milli Mücadele romanı olan “Küçük Ağa” da roman kahramanının psikolojik değişim süreci, sağlam bir kurgu ve başarılı bir anlatımla verilmiştir. *“Osmancık” ta Osmanlı’nın kuruluş devrini anlatmıştır. *Öykülerinde aşk ve aile hayatı gibi bireysel konuları işlemiştir. *Oğlumuz, Yarın Diye Bir Şey Yoktur, İki Uyku Arasında hikâye Mustafa Kutlu *Son otuz yılın en önemli öykü yazarlarından olan Mustafa Kutlu, hikâyedeki yeni biçim ve üslup denemeleriyle dikkat çekmiştir. *“Uzun hikaye” tarzını geliştiren yazar, eserlerinde insanın derinliğine yönelmiş; rüya ile gerçek arasında geçmişi arayan, zamanı ve eşyayı sorgulayan bir bireyi anlatmıştır. *Canlı diyaloglar, iç konuşmalar, yerel sözcükler ve geleneksel anlatı unsurları yazarın üslubunu ilgi çekici hale getirmiştir. *Ortadaki Adam, Yoksulluk İçimizde, Hüzün ve Tesadüf, Beyhude Ömrüm, Mavi Kuş, Ya Tahammül Ya Sefer, Kapıları Açmak Samiha Ayverdi *Eserlerinde özellikle geçmiş- şimdi çatışması, Batılılaşma ile birlikte meydana gelen değişimin aileyi olumsuz etkilemesi, bireyin iç dünyasından hareketle verilir. *İnsanı anlatırken özellikle onun yücelerek ilahi aşka yönelmesi ve insan-ı kamil olması üzerinde durulur. *İbrahim Efendi Konağı, Aşk Bu İmiş, Son Menzil, Mesihpaşa İmamı Abdülhak Şinasi Hisar *“Fehim Bey ve Biz” adlı romanı hem kişisel hem toplumsal nedenlerden dolayı gerçekle ilişkisi hastalıklı hale gelen bunalımlı bireyi anlatan bir eserdir. Cevap Bireyin İç Dünyasını Esas Alan Hikayelerin Özellikleri * Bireyin iç dünyasını esas alan hikayeler, bireyi sosyal toplumsal yönüyle değil psikolojik ruhsal yönüyle ele alıp anlatmışlardır. Cumhuriyet Dönemi edebiyatında bazı sanatçılar da bireyin iç dünyasını psikolojisini, ruhsal durumunu anlatmayı amaçlamış bu noktada önemli eserler vermişlerdir. * Bireyin psikolojisini yansıtmayı amaçlayan yazarlar, her şeyden önce eserlerinde olay örgüsünü insana özgü bir gerçekliği anlatmak amacıyla oluşturmuşlardır. Bu yazarlar, insan gerçekliğini farklı yönlerden anlatma gayreti içine girmişler ve olaylardan ve insanlardan hareketle bireyin psikolojisini aktarmaya çalışmışlardır. * Bireyin iç dünyasını esas alan hikayeler yazan yazarlar, insanın topluma yabancılaşmasının nedenlerini sosyo-ekonomik unsurlarda değil bireyin iç dünyasında aramışlardır. Bu nedenle olay örgüsünü önemsememişler, merak unsurunu ikinci plana atmışlar ve tamamen insanın iç dünyasını ve içsel çatışmalarını gerçekçi tasvirlerle ortaya koymaya çalışmışlardır. İnsan gerçekçiliğinin farklı yönlerini ele almışlardır. * Bireyin iç dünyasını esas alan hikayeler yazan yazarlar, Çehov tarzı hikâyeler yazmışlardır.

kişinin iç dünyasını esas alan hikaye örnekleri